şükela:  tümü | bugün
  • efsanevi bir zaman dilimi sanırım. her türk gencinin ağzına sakız olan bu zamanı gerçekten merak etmekteyim.

    o zamanlar dünya nasıl bir yerdi?

    siyasi aktörlerimiz kimlerdi?

    dinleyip coşulan şarkılar nelerdi?...

    bilen gören varsa beri gelsin.
  • paketindeki devenin üzerinde kalkık pipili bir adamın seçilmeye ya da bulutları bişeye benzetir gibi benzetmeye çalışma zamanıydı. ** *

    marlboro içiyorsan özentisin; camel içiyorsan karizmasın, ağırsın zamanıydı.
  • bu dönemin sonlarına doğru ege isminde görüp görülebilecek en iğrenç sigaralardan birisi piyasaya sürülmüştü. ege'yi camel'ı üreten şirket çıkarmış bolca açıkhava ilanı vermişlerdi.
  • bu cümleyi kuran adamda ciğer miğer kalmamıştır arkadaş. ne camel'mış anasını satayım.

    sigara ulan işte hepsi aynı.

    (ara: eski* camel*)

    yuh!

    edit: winston box içiyorum.
  • her paketin sadece bir dalında marijuana bulunması efsanesinin kulaktan kulağa dolaştığı zamanlardı.
  • (bkz: hey gidi)
  • bülent ecevit başbakan, devlet bahçeli başbakan yardımcısı, akp ise portakalda vitamindi.
  • benim açımdan sigaraya başladığım 90'lı yıllardan (evvelini bilemem o bakımdan) 2002'ye kadar süren çağ. o vakitler sigara reklamları da serbestti (diye kalmış hatırımda; ne zaman kestiler sigara reklamlarını, unuttum açıkçası) hafiften indiana jones'u hatırlatan karizmatik bir kovboy amca, camel paketi renklerinde doğa görüntüleri içinde küfür küfür camel tüttürürdü. içmeden evvelki tanışıklığım oradan; etrafımda başta marlboro light olmak üzere diğer sigara kardeşler içilirdi. türlü vakitte sağdan soldan tırtıkladığım halde sigaraya başlamama sebebim bundandı belki de... neyse, uzatmayayım.
    camel'dan çektiğim ilk nefeste (kadıköy-beşiktaş vapuru) "yahu ben bunca sene neden sigara içmemişim ki? ne büyük (k)ayıp" demiştim. öyle güzel bir meretti kendisi... "camel gold age" denilebilecek bu çağda, yurtdışındaki camel'lar beğenilmez, "bunun hası bizim memlekette" denilirdi böbürlene böbürlene. sağlam içiciler manasında, "camel içenler" nam bir tiryaki kategorisi bile vardı, diyebilirim. "bir de camel'la başladın demek sigaraya! en sert sigara!"diyenlere, "i'm a tough guy/girl" nevinden bir kibirlenmeyle "valla mis gibi, bir kere bile öksürmedim; boğazım acımadı" şeklinde karşılık verilirdi. hay mübarek, bir kere bile öksürtmüş, tıksırtmış olsa belki tiryaki olmazdım; ama işte, bir kere bile öksürtüp tıksırtmadı, ortalık yerlerde mahcup etmedi beni... hey gidi!
    bahsi geçen bu camel en son 2001'de görüldü, tadıldı. 2002'de ise her şey çok değişmişti. evrupa 2002 itibarıyla yüüro'ya geçti mesela. tahtakale'de ise "yumoş" lakabı takıldı kendisine. fransızlar'ın "öğo" telaffuzu tutmadı da, hollandalıların "eeeyro"su pek güldürdü. sonra herkes "yüro" demeye başladı (cem yılmaz bu telaffuzla 2009'da "alla euro ya kulum dedi" diyerek olaya yeni bir boyut kazandırdı).
    o zamanların türkiye'si sadece camel'ıyla değil, koalisyonlarıyla da meşhurdu. o dönemde sıra dsp-anap-mhp koalisyonundaydı, rahmetli ecevit başbakandı. sonra kasım 2002 oldu, akp iktidara geldi, recep bey yasaklı olduğundan, abdullah beyciğim başbakan oldu. camel sadece paket değil, tütün de değiştirdi. ne icat olduysa oldu, camel bozuldu.
    camel bozuldu, yazık oldu ama, türkiye de o sene dünya kupası'nda 3. oldu, hatta hakan şükür 5. saniyede mi ne, attığı golle tarihe geçti.
    bu masal da burada bitti.

    (neyle coşulurdu, ne edilirdi, başka entry'lerde kısmetse...)