şükela:  tümü | bugün
  • cami girişinde götünüzü avuçlayarak üstünüzü başınızı arayan bir görevli olabilir mesela.

    https://www.facebook.com/…oto.php?v=404708222920962
  • (bkz: ayak kokusu)
  • - kimsenin gotumu avuclamamasi, halbuki bulsam boyle cami kesin giderim. ulan bir benim basima gelmiyor boyle seyler, halbuki macerayi severim.

    msa
  • (bkz: camiye gitmekten korkmak)

    zaten bayan olduğum için içimde bu korku olmasaydı da gitmeyecektim belki ama; şu anda benim için camiye gitmek bir çeşit fobi. öyle ki edirneye gitmiştim arkadaşlarımla beraber. ben o güne kadar fobimin farkında değildim. hep beraber girdik içeri, çok güzel bir mimari olmasına rağmen kalbim sıkışır gibi oldu içeride duramadım.o gün böyle bir korkum olduğunu ve nedenini anladım.

    8-9 yaşımdayken arkadaşlarımla parkta oyun oynamıştık. yer izmir hava da çok sıcak. çok susadığımız için p-arkın hemen üstündeki camiye gittik. çocuk olduğumuz için hepimizin üzerinde şort ve tişört var. benim şortum da çok kısa falan değil,normal çocuk şortu. ama ben çok uzun boylu olduğum için biraz daha büyük gösteriyorum arkadaşlarımdan. biz hep beraber su içmek için avluda ilerlerken , avluda sadece tek başına oturan bir adam vardı. o adam tam ben su sırasında beklerken beni kolumdan tuttuğu gib sarsmaya başladı. türlü hakaretler etti o zaman anlamlarını bile tam bilemediğim şeyler söyledi. ve son olarak "sakın bir daha camiye gelme"dedi. arkadaşlarım "taktak daha 8 yaşında bizden bile küçük , neden ona bağırıyorsunuz?" diye beni savunmaya çalıştılar ama adam "fark etmez, o büyümüş"dedi. ( göğüslerim de hiç yoktu halbuki,sadece uzundum).

    ben o utancımı çocuk beynimin bilinç altına saklamışım, bir daha da camiye yolum düşmemiş, olayı da hatırlamamışım pek ama selimiye camiinden içeri girer girmez, beynimde flash back ler oluştu ve birden o günün bütün stresi üzerime çöktü. bursadaki ulu camiye de giremedim.
  • (bkz: ak parti)

    özellikle son bir yıldır, kendimi ak parti ile islamiyet arasına öylesine fena halde sıkışmış hissediyorum ki, şu yaşıma kadar bir çok cuma, tüm içtenliğimle allah'ın önünde eğilmek ve şükretmek adına camiye gitmişken, özellikle son bir yıldır, cami değil de, siyasi parti evlerine destek için gidiyormuşum gibi hissetmeye başladım.

    atatürk'ün, neden laikliği bu kadar savunduğunu, şimdilerde çok daha iyi anlıyorum.

    ak parti ve kurucu yandaşları, islam dinini, siyasetin içine öyle bir yedirmeyi başarmışlar ki, sanki onlardan olmayanlar, imansız, acınası, cehennemlik, ya da cennete zar zor girebilse dahi, onların saraylarının bahçelerinde bahçıvan olabilecek, düzeltilmesi gerekli canlılardan ibaretler. herhalde kendileri kimsenin hakkını yemeden ülkeyi adaletli bir şekilde yönetip, bir taraftan da kömür dağıtıp, namaz kılıp, hacca gittiklerinden, öbür tarafta saray ve meşk bahçelerini garanti görüyorlar. halbuki müslüman olmak; önce allah'a ve peygamberine inanmak, sonra da insanların haklarına eşit bir şekilde saygı göstermekten ibarettir, bu kadar basit. sen namazını kılarsın, kılmazsın, allah ile kendi aranda bir şey, kim ne karışa?

    cennette saraylarını hazır zanneden bu sömürücüler, öbür tarafta şöyle bir soru ile karşılaşabilirler;
    "bu müslüman kardeşiniz, sizlerin ülkeyi yönettiğiniz dönemde neden islamiyetten ve camilerden bu kadar soğudu?" eminim verecek çok cevapları olacaktır ama, şunu unutmamalılar ki, hakim, onların zannettikleri gibi ak partili falan olmayacak.

    siyasete dini alet ettiğiniz için, sizlere hakkımı helal etmiyorum.
  • tanımadığınız insanlarla dinsel ilişkiye girmek.
  • "camiye gitmediğiniz* sabittir. yazdıklarınız ve düşündüklerinizin sizin sayılmamasına, dolayısıyla el avucunuzdan alınmasına; hayır uçmasın, sansüren bir itikat sahibine devredilmesine; sınav ve ehliyet belgelerinizin müsaderesine; ahlak polisini eylediğiniz için 1500 dinar cezaya; ona iş yokluğunda iş bulduğunuz için de 50 dinar ödülle taltifinize; paranızı nasıl harcayacağınızın kuvvetle salık verilmesine*, toplum adına ve ar bokuna, ayrıca gelenek uyarına karar verildi; aha ve naha size!"