şükela:  tümü | bugün
1967 entry daha
  • bahattin karakoç'un, birini diğerlerinden ayırması suç olabilecek kadar her biri ayrı bir güzel dizelerle süslü "ıhlamurlar çiçek açtığı zaman" şiirinin şu yazdığım en alttaki mısrası beni her hatırladığımda dünyadan koparıp başka alemlere götürmüştür. ortadaki mısrayı en alttakiyle bağlantılı olması için, en üsttekini de akıcılık sağlaması için koydum.

    bu "karakoç" soyadında da kesin bi ibnelik var, en iyi şiirler hep mi karakoç'lardan çıkar..

    bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
    sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
    sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
  • ağırlık ve tatlılık kızkardeştir

    ağırlık ve tatlılık kızkardeştir, aynıdır belirtileri
    ciğerotları ve yabanarıları ağır gülleri emerler;
    insan ölür, soğur ısınmış kum,
    kara bir sedyede taşırlar bir gün önceki güneşi.

    ah, ağır petekler ve o tatlı ağlar,
    ağır bir taşı kaldırmak daha kolaydır tekrarlamaktan senin tatlı adını!
    tek bir kaygım var benim, altın bir kaygım:
    zamanın ağırlığını kaldırmak kaygısı…

    kara bir su gibi çekerim içime bulanık havayı,
    zaman pullukla sürülür ve gül çürüyüp toprağa döner;
    örülür iki sıralı bir çelenkte ağırlıkları ve tatlılıkları
    karışırken yavaş bir burgaçta ağır ve tatlı güller…

    osip mandelstam
    (fransa, 1891 – 1938 )
    türkçesi: ataol behramoğlu
  • ...
    şuramızda bir şey var
    acıya benzer
    umuda benzer
    böyle günlerde her şey
    hem acıya, hem umuda benzer
    ...
    arkadaş z. özger
  • yaşamak şakaya gelmez,
    büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela
    yani yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden
    yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
    yaşamayı ciddiye alacaksın yani o derecede öylesine ki, mesela
    kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin
    hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için
    hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken
    hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.
    yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin,
    hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
    ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için
    yaşamak yanı ağır bastığından.
    (...)
    *
    ciğerime kadar kazınmış nazım hikmet in muazzam şiiridir, ezberimdedir.
  • artık yanarak değil, tüterek yaşıyorum * *
  • ...ekmek yiyelim tereyağı yiyelim çocuk büyütelim
    sen beraber yatacağımız yatakları hazırla
    sen bir onu yap yeter bak göreceksin...

    (bkz: turgut uyar - büyük ev ablukada)
26 entry daha