şükela:  tümü | bugün
  • --- reklam editi ---

    debe'nin etinden sütünden yararlanalım editi: madem 1. sıraya oturduk, 20 kasım 2014'te kurduğumuz ancak sonradan unutup gittiğimiz ekşi sözlük edebiyat kulübü'nü de ayağa kaldıralım bu vesileyle. facebook grubudur. herkese açıktır. ciddi bir oluşum olursa kendine ait site de açarız. planlarım arasında bolca öykü okuyup sohbetini yapmak var. önerilere açık olacağız.

    https://www.facebook.com/…eksisozlukedebiyatkulubu/

    edit 2: http://youreads.net/ adlı bir oluşum varmış özel mesaj yoluyla haberdar oldum. sözlük-goodreads karışımı bir site. kitaplar üzerine tartışmalar dönüyor.

    --- reklam editi ---

    --------------------------------------

    rte sözü. şimdi söyledi tv'de.

    hayır arkadaş laflarına alıştık 13 senedir de bu çok sıkıntılı bir cümle değil mi? bedel kim ödetir? hakim, savcı verir cezayı. "öyle bırakmam onu" nedir yahu? insan sarayın odalarından birkaçı işkencehane mi diye merak ediyor. "öyle bırakmam onu" ne demek lan?

    edit: baktım emin adımlarla debe'ye gidiyor entry, 3 satırlık debe'leri sevmem, biraz geliştireyim dedim.

    daha önce entry'lerimde yazdım bu tayyiple ilgili şeyleri, şimdi birkaçını tekrarlicam.

    1. milli eğitim kayırmaları:

    benim annem öğretmenliğimi yaptı. 6. ve 7. sınıfta fen ve tarım derslerime giriyordu. en iyi öğrenci bendim. il genelindeki sınavlarda ilçedeki en yakın rakibime 20 net fark atardım. ama annemin derslerinden asla 5 alamadım. "oğludur, torpil yapıyordur" demesinler diye hep düşük not verirdi. 100'lük kağıtlardan 80 alırdım. bir defa, tarım kitabımı kaybetmiştim. sonraki gün sınavımız vardı. annemden kitabını istedim. altlarının çizili olduğunu, veremeyeceğini söyledi. aradım aradım kendiminkini bulamadım. binbir nutuk ve hakaretle hatta elinde silgi ben görmeden kitabın altı çizili yerlerini silip kitabı bana verdi. aşağıladıkları kemalist bir öğretmenin böyle bir hassasiyetleri vardı. nerdeeen nereye.

    benim annem babam öğretmen, dediğim gibi. ve milli eğitim camiasında dönenlere yakından tanığım. bizimkiler kemalist. bu akp sonra sonra böyle güç kazandıkça gaddarlaşmadı. hep böyleydi. yıl 2004-2005 filan. uşak'ın 4.000 nüfuslu bir ilçesindeyiz. babam ilçenin bir köyünde görevlendirmeli müdür vekilliği yapıyor. 2 sene atamadılar. babam döneminde okul devrimi yaşadı. (1 dönem orda okumuştum kendim şahidim) soba yakardık sınıfta eskiden. babamla kalorifer sistemine geçildi, çevresine duvar örüldü ve daha bilumum şey. ha babam cebinden para çıkarıp vermedi tabi ama uşak'ın zenginlerinin kapısına gidip para dilendiği bile oldu okul için. gerçekten gönül ve emek verdi. 3 sene o okulda müdür vekilliği yaptı. her sene istemesine rağmen, müdür olarak atanmadı. vekillik yeter görüldü. sebep babamın eğitim-sen'li olmasıydı.

    hani lisenizin müdür değişti ve bir din kültürü hocası müdür oldu ya, işte o sizin lisenize özel değil. burdaki tüm müdürler değişti. hemen hepsi din kültürü öğretmenlerinden oldu. bunlar özel tayin saati belirleyip, sadece kendi adamlarına haber verip, 3 saat içinde tayin istetip, sonra sistemi kapatıp, kendi insanlarını atayan yöneticiler. bu olayı anlatıp sorduğum zamanın milli eğitim bakanı hüseyin çelik "münferit problemler olabiliyor, herkesi denetime alamıyoruz" demişti. tüm türkiye'de uygulanıyordu.

    2. israf israf israf

    en içimi acıtan. adam para hileli sims gibi saray yaptı 1150 odalı ve aynı oyundaki gibi içini döşüyor. altın varaklı su bardağı ne lan? varak ne demek onu bilmiyoruz biz, adamlar bardaklarını altın varaklı yapıyor. yine lise yıllarım geliyor aklıma. okulda telefonunu şarj etmeye kalkışan kişiler olurdu. sert bir dille uyarıp çıkarttırırdık "devletin elektriği o, kullanamazsın bireysel çıkarların için" diye. kemalist, sosyalist, liberal, milliyetçi diyte aşağıladıkları gençlerde böyle hassasiyet vardı. nerdeeeeen nereye..

    3. gezi...

    gezi'nin yıldönümünde, dün, bir entry girmiştim. direk onun linkini vereyim burda da. (bkz: #51816706)
  • (bkz: cürret)
  • (bkz: etme)

    çok basit bir matematiği vardır bu olayın.

    ola ki can dündar içeri girer, halk sokağa çıkar.

    aklıma gelen birisi var, arabasına bomba konulan. ankara'da. karlı sokak'ta.

    o da silahların peşindeydi

    --- spoiler ---

    ergenekon davası sanıklarından ümit oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde, mumcu'nun seri numarası silinmiş ve şu an ırak devlet başkanı olan kürdistan demokratik partisi lideri celal talabani'ye götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti.
    --- spoiler ---

    (bkz: uğur mumcu suikasti)

    edit: entry'yi girdiğim tarihle bu zaman arasında çok fazla şey yaşandı ve artık inancım kalmadı kimsenin sokağa çıkıp can dündar ağabey'e sahip çıkacağına.
  • ilkokulda birgün bir arkadaşıma demiştim aynısını.hakkımda birşeyler söylemişti.öyle bırakmam olm ben seni dedim.yıllar geçti.çok pişmanım.o zaman ilkokuldaydım akıl edemedim.
    sırf bunu okuduktan sonra bile akapeye oy veren gazetecilere tek kelime edemiyorum.ey yandaş kardeşim birgün sen de rte ile ters düşecek ve süründürüleceksin.
  • insanı hayretle karışık korkuya sevk eden söz.
    new york times diye bir paçavra vardı o bitti mi şimdi?
  • özgürlükler ülkesi türkiye'de cumhurbaşkanı tarafından bir gazeteciye söylenen söz.

    (bkz: ileri demokrasi çok güzel gelsene)
  • (bkz: diye buyurdu padişah)

    kanun yok hakim savcı yok.. ben varım.. bana karşı duranı yakarım..
  • (bkz: kulaklarından tutar geçmişini siker atarım)

    can şaka maka kaç kardeş. seni sevmezdim fakat karanlıkta bütün renkler bir araya gelir demişler.
  • tayyibanın son veciz fermanı!
    iyice boku çıktı bu memleketin
  • can dündar'ın başına bir şey gelse sorumlusu olacağının itirafıdır.

    (bkz: emri ben verdim)