şükela:  tümü | bugün
  • aslen avukat olup da sonradan radyo sanatcisi olan, 80'li yillarda televizyona* bol miktarda cikan adana kökenli türkücümüz. 2000 yilinda cumhuriyet tarihimizin ilk halk müzigi profesörü olmustur (a.k.a: prof. dr. can etili öktem)
  • cumhuriyet doneminine yakışmayan bir prof.
    "bir tek kedileri severdı oda sadece kendının olanları" buna mukabil ne ekerseniz sizde onu biçersınız
  • "ay benim cucelerim cuk cuk cuk cuk cucelerim" turkusunu derleyen ve soyleyen kisi. isin alimiymis bi de, duydum sok oldum.
  • (bkz: eti cin)
  • yakin bir gecmise kadar erkek oldugunu sandigim kisi.
  • bol mimikli turku soyleyen bayan sanatcimiz...ve fakat bana asil ilginc gelen yani soyadidir...hikayesini cikarsayabilecegimiz, ama aslini yine de dinlemek isteyecegimiz turden...cumhuriyet donemi ulkulerinden olan hititliyiz, sumerliyiz nidalarindan dolayi benimsenmis olmasi muhtemel bir secim olmali...malum eti sadece bizim kullandigimiz ve artik terk ettigimiz hitit in karsiligi..etili; hititli...
  • itü tmdk ses eğitimi bölümünde öğretim üyesidir. bir dönem konservatuvar müdürlüğü yapmıştır.
  • kamyon şöförüdür, uzun yol kısa yol her türlü gider.
  • cumhuriyet tarihinin ilk halk müziği profesörüdür.

    1980'li yıllarda trt ekranlarında bir azeri türkü ile kendisini tanıdım. (bkz: http://www.trtarsiv.com/…/76643/can-etili-cucelerim)

    pek muhteşem idi. sonra diğer türkülerini dinledim ve pek sevdim. hele arif sağ ile trt ekranlarındaki düeti muhteşemdi; (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=9l54zj8ae0c)

    sonra ne yazık ki türkülerimiz popüler kültüre meze yapılmaya başlandığında can etili de ekranlarda olmadı. olamadı...

    halk kültürü ne yazık ki halkımızın kara bahtı gibi sahipsiz kalmıştı. halkımızın atasından kalan bakır eşyalar alüminyum ve naylon eşyalar ile değişilirken kültürü de pop kültür ile değiş tokuş yapılıyordu. halk müziğinin imbiğinden süzülen balların tadını tuzunu bilenler kıyısına çekildi bu nedenle. can etili de küstü gitti. bu düşüncesini bir röportajında şöyle ifade etmişti; (bkz: http://www.hurriyet.com.tr/…-profesor-oldu-39136264)

    röportajın son cümleleri gerçekliğimizin ve öksüz kalan özlemimizin en güzel tanımıydı aslında; "son zamanlarda ekrana çıkmıyorum, çünkü müzik programı kalmadı. hepsi eğlence programı oldu. ben de kendimi şu şekerlerde, bu şekerlerde düşünemiyorum. unvanıma yakışmaz. eğlence için ben ağır kalırım. yine de istediğim kadar profesör olayım, benim gönlümde mikrofon var."

    bu sevgili müzik insanına sağlık diliyorum. kendisine birikenleri de bizler ile "son deminde" de olsa paylaşmasını...