şükela:  tümü | bugün
  • izmir'de kıbrıs şehitleri caddesi'nde geçen bir öyküsünü duyduğum şair ve dobra adam.
    hikaye şöyledir: can baba, bir takım hayranları ve arkadaşlarıyla bir yerlerde içer, sohbet eder. aynı grup, sabahın 5'i 6'sı gibi pek de kimsenin bulunmadığı kıbrıs şehitleri caddesinde yürürken, şair birden durur ve yere yatar. yanındakiler de aynı şeyi yaparlar. şair, gözlerini kırpmadan gökyüzüne bakmaktadır. hayranlardan birisi dayanamayıp sorar:
    - baba, ne görüyorsun, bize de söyle...
    üstat, gözlerini gökyüzünden hiç ayırmadan, ondan ulvi ya da şairane bir cevap bekleyen vatandaşa şöyle cevap verir:
    - çok sarhoşum, .mına koyim...
  • "hayatta en cok ben babami sevdim". ilk kez universite 1. siniftayken, babasini kaybetmis ve gitariyla bu siiri bestelemis olan arkadasim araciligiyla ogrendigim, sarkinin sozlerini dinlerken gozyaslarimizi tutamamamiza neden olan buyuk sair. lafi gedigine koymasiyla unludur.

    bir zamanlar dr.stress(tiyatrocu nedim saban'ın programi) isimli programa katilmisti kendileri ve baska buyuk sair nazım hikmet tartisiliyordu programda. konuklardan biri de mhpden bir donem milletvekilligi yapmis bir sahisti. nazım hikmet'in solculugu konusunda "nazım hikmet'in annesinin, babasini sag goruslu bir adamla aldatmasina tepki olarak solcu oldugu" gibi bir sacmalama yapmak istedi. can baba'dan agzinin payini "senin anani hangi solcu s.kti de boyle oldun?" diyerek aldı ve yayinin aniden kopmasine neden oldu. ekran basinda oturan bir cok insanin "agzina saglik can baba!" deyisi duyulur gibiydi. ona dair hatirladigim en guzel olaylardan biridir.
  • can babayla ilgili bir hikayeye de bendeniz sahit oldum, anlatayim. kendisi bir etkinlikte sahneye cikarak siir okumaya koyuldu. tabi her zamanki gibi cilaliydi. "oksurukler siire dahil degil" diye de uyardi. siirlerini okudu, alkisini aldi, indi inecek sahneden. biz de sasirdik, hayret kufur etmedi bu sefer diye. tabi yine bizi sasirtmasini bildi, kursuye tekrar dondu ve "kusura bakmayin aksam aksam kafanizi siktim" dedi.
  • buyuk diil belki ama matrak bi adamdi. (bkz: huzur icinde yatsin)
    mahkemede hakim soruyor:
    sen bu adama neden hakaret ettin?
    cy: hakim bey gote gotten ba$ka ne denir?
    hakim kahkahalara boguluyor..
  • eski milli eğitim bakanı hasan ali yücelin oğlu. bbc türkçe yayınlar bölümünde spikerlik yaptığı yıllarda nazım hikmet ölür. ve nazımın öldüğü gün hiçbir şey yapmaz görevlilere de ulan nazım öldü be diyerek cevap verir. tüm gün nazım okur çeviri yapmaz, o gün bbcde türkçe yayını yapılamaz ve can yücel boykot yaptı falan da denince istifa eder türkiyeye döner. adanada cezaevinde kaldığı yıllarda gelen üzümleri uzunca süre bekleterek şarap yapar ve tüm koğuş sayesinde sarhoş olur. deniz gezmişe yazdığı mare nostrum (bizim deniz) adlı şiiri unutulmayacak bir şiirdir. ayrıca kendi deyimiyle can yücel çeviri yapmaz türkçe söyler. en güzel örneği de sheakespearin 66. sonesidir.
    vazgeçtim bu dünyadan
    tek ölüm paklar beni
    değmez bu yangın yeri
    avuç açmaya değmez
    değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini
    değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz
    değil mi ki ayaklar altında insan onuru
    o kızoğlankız erdem dağlara kaldırılmış
    ezilmiş, hor görülmüş elemeği, göznuru
    ödlekler geçmiş başa derken mertlik bozulmuş
    değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın
    değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene
    doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın
    değil mi ki kötüler kadı olmuş yemene
    vazgeçtim bu dünyadan
    dünyamdan geçtim ama
    seni yalnız komak var ya o koyuyor adama!...

    ayrıca leman dergisinde ilk yazdığı gün metin üstündağ kendisini derginin son sayfasına koyunca metüstü aramış ve "beni derginin kıçına koyanın gelir kıçına koyarım" diye duygularını en güzel şekliyle belirtebilmiş bir adamdır...

    metüst editi: geçtiğimiz günlerde tesadüfen gördüğüm digital age röportajında metüst hikayenin böyle olmadığını anlatmış. panellerde de bu şekilde sorup rahatsız ediyorlarmış. araştırmadan yoksun panelistlere yol göstermek amacıyla düzelteyim. metüst'ün dediği gibi hikaye lemanla değil öküz ile alakalı. ilgili hikaye bir yudum insan belgeselinin can yücel bölümünde 42.25 - 44.21 dakikaları arasında metüst'ün ağzından dinlenebilir.
  • bi televizyon programında nazım hikmete kartpostal şairi diyen duygu asenaya kart sensin postal da sana girsin diyerek gönlümü birkere daha fethetmiş şair. güzel, ayyaş, baba şahsiyet..
  • cemal süreya ile aralarında şöyle bir diyalog geçmiştir. bir meyhanede içilmektedir, can baba ekibe sonradan katılır ve cemal süreya'yı görür

    c.y: oo darphane müdürü de burdaymış.
    c.s: evet darphane müdürlüğü yaptım ama istifa ettiğimde üstümü iyice silkeledim ki hiç altın tozu kalmasın üstümde, hem sen de bakan oğlusun.
    c.y: evet bakan oğluyum ama benim şiirimden başka hiçbirşeyim yok.
    c.s: şiirin var da sanki ele gelir birşey mi yazdın.
    can baba iyiden iyiye sinirlenerek cemal süreya'ya şöyle karşılık verir:
    c.y: bende senin eline gelecek başka birşey var, vereyim mi? ister misin?
    uzunca bir sessizlikten sonra ortamı yine cemal süreya yumuşatır. cemal süreya elini ileri doğru uzatarak şöyle der:
    c.s: ver ulan.
    bunun üstüne can yücel ayağa kalkar, meyhanedeki kalabalığı hiç umursamadan pantolonun önünü açar ve malafatı çıkarır. cemal süraya bir süre baktıktan sonra şöyle der:
    c.s: hiç değişmemiş ulan. hala aynı.
    can baba gür bir kahkaha atar ve karşılık verir:
    c.y: değişmez tabii. niye değişsin ki.

    bu gerçekten yaşanmış bir diyalogmuş, kaçak yayın dergisinin ağustos sayısında vardı yanlış hatırlamıyorsam.
  • facebook sayesinde ünlü olucak sanırım. görseydi bu günleri ananızı sikerdi. o kadar diyorum.
  • hakkında bir hikaye de şudur:

    can yücel eski dostlarıyla beraber eski galatada bir balık lokantasına gider.muhabbetin en güzel anında garson gelerek sipariş almak ister.
    buna sinirlenen can baba garsonu tersler.fakat birkaç dakika sonra aynı şey tekrarlanır.

    garson:efendim,ne yersiniz,ne getireyim size?

    bu hoş sohbetinin devamlı bölünmesine siniirlenir can baba.

    can yücel : sabir..sabır ver bana.

    garson : onu benden değil allahtan istiyceksin.

    can yücel : öyle mi? peki o zaman sen bana bir porsiyon allah getir.
  • hamlet cevirisinde 'to be or not to be...' ile baslayan bolumu, 'bir ihtimal daha var, o da olmek mi dersin?' seklinde ceviren sair, cevirmen.