şükela:  tümü | bugün soru sor
685 entry daha
  • milli eğitim bakanı hasan ali yücel gibi mükemmel bir adamın oğludur. ama o bambaşka konu.

    hayatı mahkemelerde geçmiş bu adama yapılan riyakarlığa karşı dertliyim hakim bey demek istiyorum. ne bu riyakarlık? can yücel'i anlamamak. sever gibi gözükmek ama aslına umursamamak. can yücel'in hayattayken de kaderi bundan farksız değil ve yaşamını yitirdikten sonra da farksız olmadı. bu kadar can yücel hayranı acaba can yücel'e bu ülkede bir gazete köşesinin bile çok görüldüğünün farkında mı? sonra dandik internet sitelerine meze olacak bir adam değil bu. her cuma bir cuma mesajı sallar gibi millet her gün bir can yücel sözü sallıyor.

    can yücel internetin yaygınlaşması ile birlikte çok büyük bir hayran kitlelerine kavuştu. belki bu kendisinin bile hayal edemeyeceği bir şeydi. bu kitlenin büyük bir bölmünün popüler kültürün kullan atı içinde bir sirkülasyonda olduğunu söylemekte fayda var. ve can yücel'i zedeliyorlar. popüler olduktan sonra facebook duvarlarını, bilmemkaç karakterlik tweetler ile hemhal olduktan sonra uzun bir süre okumadım can yücel. ve uzun bir süre sonra defteri açtığımda can yücel aynı olarak karşımda duruyordu. ama biraz kendimle barışmış bir can yücel olarak okumak istedim onu. şair ve okuyucu ile bağ önemlidir kanımca. çünkü şiir bütün sanatlardan ayrıdır. biçem, anlam, dize, ses matematiğinin içinde bir inşaat ustası gibidir can yücel. çoğu insan bu mühendisliği görmez.

    doğu toplumları için önemli bir figürdür can yücel tipli adamlar. güzel bir aynamızdı. son yıllarca gittikçe radikalleşip, gereksiz konularda bile ciddileşen toplumlarda böyle birleştirici bir figür her zaman olması gerekiyor. ama artık günümüzde bu rolü üstlenecek bir adam yok. amerika'da ve fransa'da böyle adamlar hala mevcut. mesela amerika robert de niro. çıkıp ağzına geleni söyleme hakkına sahip. fransa'da da böyle adamlar var mesela patrick modiano. rusya'da böyle adamlar vardı, şu an var mı bilmiyorum. gonçarov böyle bir adamdı, lermontov delinin tekiydi can yücel gibi. bu adamlar sanat olarak bir bağı olmasa bile kişilik olarak birbirini tutan adamlar gibi geliyor bana. içkiye, kadınlara, bir takım dünyevi zevklere düşkünlüklerinin ardında gizledikleri felsefi bakışları, dünyayı algılayışlarıyla kesinlikle önemli karakterler. ama bunların arasında kesinlikle bukowski'yi koymuyorum. o çok farklı biriyle. belki günümüzde genç okurların yanıldığı nokta budur.

    aslında böyle ağzına geleni haklı veya haksız söyleme hakkına sahip olduğuna inandığımız bir kaleydi can yücel. sanatında aşmış adamların her zaman böyle hakkı vardır.

    can yücel günümüzün bir firdevsi'siydi bence. şehnâme'yi firdevsi gazneli mahmut'a sunduğu zaman, gazneli'nin pek farsça bilmemesinden mütevellit şehname için maaşı az veriyor firdevsi'ye, buna kızan firdevsi aldığı paranın hepsini bahşiş olarak hamamda bırakıp köyüne dönüp orada yaşamaya başlıyor.(o dönemlerde ünlü şairler yazılarını devlet adamlarına sunup para alması bir gelenektir.) can yücel'in üsküdar'ı, kuzguncuk'u terk etme hikayesi, datça'ya yerleşme hikayesi biraz böyle. buralarda meyhane ve sahaf da kalmadı kardeşim deyip hop göçüyor datça'ya.

    can yücel deyince herkes bir hikaye anlatır ama doğruluğu kesin midir bilinmez. can yücel'in dilinden kesin olduğu bir hikayeyi size anlatayım. türkiye'de yazar çizer takımı hukuk bilmek zorundadır der can yücel. ama devlet yine suç bulmak isterse bulur ve bir gün hakim karşısına çıkar can yücel; ''davamda hakimin birine dedim ki “hakim bey, ben kendimi yarı yarıya sizin gibi hukukçu zannediyordum. bu sözden de beni şubeye çekeceğiniz hiç aklıma gelmiyordu. ama siz benden daha iyi bir hukukçuymuşsunuz. buldunuz ya bunda bir suç unsuru.” eğer canın suç bulmak istiyorsa arayınca bulursun. arayınca diyorum ama.''

    bu arada can yücel'in hayatı boynuca maddi sıkıntılar yaşadığını, hasan ali yücel'den miras olarak bir şey kalmadığını belirtmek lazım. o zamanlar devlet adamları fakir ölüyordu. şimdi ölenlerin 7 sülalesi ihya oluyor. can yücel gibi bir adama dergiler falan sahip çıktı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. cumhuriyet gazetesi bile ona teklif götürmemiştir bir köşe yazsın diye. günümüzde bu kadar popüler olması hayatı boyunca maddi sıkıntı çekmiş bir adam için çok ironik ve trajik gelir bana hep. 73 yaşında terk-i diyar eylediğini de söylemek lazım.

    eşi güler hanım'a yazdığı şiir de kanımca can yücel dozajını veren çok güzel bir şiirdir; ''güler beni bırakıp gittiğinde, bütün ışıkları yakıyorum, yarım değil bir kalıp peynir alıyor, 35'lik değil, yetmişlik rakı sipariş ediyorum. gören düğün var sanır.” can çok içiyor diye güler hanım ara sıra evi terk edermiş :) bir süre sonra bu terk edişler yıllık izin gibi oldu diyor can yücel.

    velhasılı böyle güzel bir türk şairine şimdilerde hem ermeni şakşakçıları, hem kürt milliyetçisi hdp'liler tarafından sahiplenilmesini izlemek bana dokunuyor.

    bir yolunu bulup can yücel'i edebiyatımıza tekrar kazandırmalıyız. şu an popüler olması insanların onu anladığını anlamına gelmiyor. bence türk şiirinin en anlaşılmaz ve en az bilinen adamı.
  • "sevgi emekmiş,
    emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş."

    şeklinde zırvalar yazmamış olan şair.

    ayrıca bir önceki entry'de* şairi kimin sahipleneceğine dair ahkam kesildiğini de gördük ya, pes. kafan çok güzelmiş canım güle güle kullan.

    bayılıyoruz insanları kategorize etmeye, bayılıyoruz.