şükela:  tümü | bugün
  • gerçekten de çanakkale onlar için destan değildir çünkü çanakkale de savaşan özellikle de subaylar, osmanlının ordu modernize döneminin eseri olan subaylardır, bu yüzden osmanlı son dönemlerde büyük askeri kayıplar yaşasa da 1. dünya savaşında aslında çok da başarısız olmamıştır, ilk aşamada birçok cephede yeni nesil subaylar ve yeni sistemler sayesinde ordu aslında toparlamıştır, bu kadrolar da osmanlı dağıldığında türkiye cumhuriyeti bünyesinde toplanmış ve ordu terhis edilse de tekrar düzenli ordunun hızla kurulmasını sağlamıştır, bunlardan biri de mustafa kemal atatürk tür

    işte bu yüzden onların inancındaki osmanlı ordusu aslında çanakkale de savaşan değildir, ulu hakanları rekor toprak kaybı işini halledip tahtan indiği gün onlar için osmanlı bitmiştir

    15 temmuz konusuna zaten diyecek birşey yok, tsk bundan önce de itibarsızlaştırıldı, bundan önce de kötü durumlara düştü, geçici bir iktidarın hayalleriyle bin yıllık geleneğe sahip ordunun uzun süre düşüşte olacağını düşünmemek gerek, iktidarlar biter tüm veriler ortaya koyulur
  • 2018 türkiyesinde gündem olarak bu tür sorular dönmeye başladıysa biz ölmüşüz ancak gömenimiz yok diye düşünüyorum.
  • çanakkale'de işgal girişimi vardı. topraklara saldıran devletler vardı. bir savaştı.
    15 temmuzda ise iktidarın elleriyle besleyip büyüttüğü, ne istediniz de vermedim dediği hainler vardı.

    çanakkale; zaferdi, destandı.
    15 temmuz ise kara bir lekeydi.

    edit: savcılığa vereceğini vs. söyleyenler oldu.
    evladım; allahınıza kadar yol var, verin.
    15 temmuzu yapan hainlere ne istediniz de vermedik diyen ben değildim.
    zaten kendisi de bunu bildiğinden, kandırıldık dedi ve helallik istedi milletten.
    sizler ağam paşam, hocam derken de ben o ite hain diyordum. sizin kovaladığınız fare kadar, benim kedi sikmişliğim var.
  • kıyaslanması bile saçma.
  • mukayesesi bile ayip
  • buna inananların siyasi zeminlerini cidden merak ediyorum. zira çanakkale'yi 15 temmuz ile kıyaslamaları gerçekci değil. çanakkale ile problemleri sadece mustafa kemal figürüyle. onun dışında çanakkale zaferini benimsiyorlar. hatta bu milletin kurtuluşu 1919'dan başlamaz diyip 1915'e vurgu yapılıyor sürekli. ümit özdağ/iyip başka bir mağduriyet yaratmalı kendisine. burdan bişey umuyorlarsa hiç bir şey elde edemezler. akp muhalifi olarak bu tür farazi söylentiyle adamların geriletilme fikrini benimsemiyorum. 16 yıldır işe yaramadı.
  • kıyas edilemez. çanakkalede tüm avrupaya kafa tutmuşuz. var oluş mücadelesi vermişiz. 15 temmuz tam netleşmemesiyle birlikte bir iç mücadeledir. iktidar kavgasıdır. bu ikisini kıyas eden zekalara hayranım.

    edit: kıyak - kıyas düzeltmesi
  • çanakkale şehitlerine

    şu boğaz harbi nedir? var mı ki dünyâda eşi?
    en kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
    -tepeden yol bularak geçmek için marmara’ya-
    kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir avrupalı' dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! eski dünyâ,
    yeni dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. yedi iklimi cihânın duruyor karşında, avusturalya'yla beraber bakıyorsun: kanada! çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk: sâde bir hâdise var ortada: vahşetler denk. kimi hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ! ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil, ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil, kustu mehmedciğin aylarca durup karşısına; döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb, öyle müdhiş ki: eder her biri bir mülkü harâb. öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, atılan her lağamın yaktığı: yüzlerce adam. ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; o ne müdhiş tipidir: savrulur enkaaz-ı beşer... kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak. saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller, yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller. veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, sürü halinde gezerken sayısız teyyâre. top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman? hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkâm. sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler, beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer; bu göğüslerse hudâ'nın ebedi serhaddi; 'o benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi. asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek: işte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek. şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... o, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar, vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, bir hilâl uğruna, yâ rab, ne güneşler batıyor! ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi... bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın? 'gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın. herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb... seni ancak ebediyyetler eder istiâb. 'bu, taşındır' diyerek kâ'be'yi diksem başına; ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle, kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle; mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, yedi kandilli süreyyâ'yı uzatsam oradan; sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına, uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına, türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem; gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem; tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana. sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, şarkın en sevgili sultânı salâhaddin'i, kılıç arslan gibi iclâline ettin hayran... sen ki, islam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, o demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın; sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın; sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... heyhât,
    sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    sana âğûşunu açmış duruyor peygamber

    mehmet akif ersoy
  • "dünyanın en büyük donanmasına karşı imkansızlıklarla verilen bir mücadele"

    "dünyanın en ne yapacağını şaşırmış bir avuç askerine karşı 35 milyon insan"

    evet gerçekten çok zor bir versus oldu. ben bile kararsız kaldım şu anda.
hesabın var mı? giriş yap