şükela:  tümü | bugün
  • bugün daktilo'da yayınlanan ve hoşuma giden bir yazıyı bırakmak istiyorum.

    https://daktilo1984.com/…nlik-olarak-iptal-kulturu/

    yazının hemen girişinde "liberal demokrasiler için tehdit oluşturan yeni bir ideoloji " şeklinde bulunan kısım ise düşünüp ibret alanlar için güzel bir çıkarım.
  • cinsel yönelim ve etnisiteye dayalı adalet kavramlarındaki problemlere dair farkındalığı olduğunu iddia edenler için kullanılan sözcük. intersectionality kavramının öne sürdüğü kimlik kavramının popülerleşmesiyle bu insanlar twitter'da "uyanık" olan insanlar oluyor. bir nevi cancel culture'ın diğer adı.
    (bkz: woke culture)
    (bkz: ıntersectionality)
    .:.
    bu insanların farkı şu, ne dediğinizden önce sizin kim olduğunuza bakıyorlar. doğruyu söylemeniz, söylemenizdeki amaç önemli değil. sadece ve sadece kim olduğunuz önemli. kendi kimliklerinden değilseniz, söylediklerinizin bir anlamı olmuyor. kendim gibi sayısalcılar için şöyle açıklıyım:
    mesela kimyada bir reaksiyonun gerçekleşmesi için aktivasyon enerjisi barajı vardır. ortama belli bir miktar enerji verilmelidir, o enerji, belli bir barajı geçerse, reaksiyon gerçekleşir. şu şekilde: görsel
    +
    şimdi bunu uyarlayacak olursak, mantık sahibi bir insan öncelikle bir insanın ne dediğine bakar, sonra da söylediklerine neden, nasıl ve kim gibi sorular sorarak sorgulamaya devam eder ve anlama gerçekleşir, yükselir.
    şu şekildeki gibi: görsel
    +
    yani bu woke culture insanları için, söylediklerinizin bir kıymet kazanması ve anlamlandırılabilmesi için kimliğinizin onlarla aynı olması gereklidir-ya da sizi kendi dayanışma ağından tanıyor olması ve güveniyor olması lazımdır;
    özetle: modern mantıktaki aktivasyon barajı "ne söyledi" sorusuyken, bu insanlar için bu soru "kim söyledi" sorusudur, şu şekilde: görsel
    .:.
    daha detayli entry icin dileyenler 5.paragraftan itibaren okuyabilir:
    cancel culture
  • ülkemizde sadece dincilerde olan bir kültür. diyelim ki ünlü bir oyuncu kendilerine ters bir açıklama yaptı, iktidara eleştiride bulundu veya kürt hareketine, lgbti+ mücadelesine destek verdiyse bitti. "izleme, izlettirme" diyerek o kişiyi tamamen silip atıyorlar. normalde ırkçı, homofobik, cinsiyetçi, radikal dincilerin silinmesi gerekir. maalesef türkiye'de adalet, eşitlik, özgürlük ve insan hakları savunucularının üstü çiziliyor.
  • yapilan bir hata veya potansiyel bir hata sebebiyle insanlarin cümleten o kisiyi izole etmesine, dislamasina, daha dogrusu “cancel” etmesine denir. bu sosyal medya üzerinden veya yüz yüze gerçeklesebilir. “cancel culture” gibi kötü bir olay ile karsilasan kimsenin itibari zedelenir.

    suna da bi' bakin: (bkz: ostracism)

    kaynak: [https://www.npr.org/…-culture-the-future-of-the-gop https://www.npr.org/…-culture-the-future-of-the-gop]
  • devrim kendi çocuklarını yemeye başlamış bile.
    geçen hafta new york'ta şöyle bir olay gerçekleşmiş. condé nast alexi mccommand adlı 27 yaşında ve biracial genç kadını teen vogue'un yeni editörü seçmiş. yani istesen ancak bu kadar woke culture'a uygun bir seçim olabilir. gelgelelim ki yine de gazeteci kadın cancel edilmekten kurtulamamış. on yıl evvel attığı homofobik ve asyalı amerikalılara karşı ırkçı tweetler başına bela olmuş, bir grup teen vogue çalışanı sosyal medyada açık mektup yayınlayıp tweetle ilgili şirket yöneticilerine şikayette bulunduklarını açıklamışlar. vogue editörü anna wintour ne kadar destek çıkmaya çalışsa da, sonunda iki önemli müşterinin reklamlarını dergiden çekmesi ve atlanta'da asya kökenlilere karşı işlenen silahlı saldırı eklenince, geri adım atmak zorunda kalmış.

    bu arada mccommand işe alınırken söz konusu tweetler açıkça konuşulmuş ve condé nast içerisindeki poc* yöneticilere de danışılmış. mccommand 2019 yılında tweetler için özür dilediği için de bir sorun görülmemiş.
    17 yaşında attığın tweetlerin politik doğruculuk çağında yol açtığı hummalı çalışmaya bakar mısın? herkes aman yanlış bir adım atmayalım diye elinden gelen her şeyi yapmış, ama yapılanlar yine de kimseyi tatmin edememiş. koskoca anna wintour büyük ihtimal çoğunluğu milleniallardan oluşan 20 çalışanın elinde oyuncak olmuş.

    yani cancel culture bizden de olsan, ırkçı ve homofobik tweetleri attığında ergen de olsan, daha önce özür de dilemiş olsan hiç fark etmez diyor.

    akıl tutulması tam da bu olsa gerek, ama nedense bu kızcağıza çok üzülemiyorum. kendi ilaçlarını tattıkça akılları başlarına gelir belki.

    tanım: 21. yy cadı avına dönüşen boykot kültürü.

    olayla ilgili bir yazı: when woke goes wrong
  • eskinin eli meşaleli köylülerinin yeni çağdaki meşalesi.
  • bu çok "tatlı" faşizm türü sanırım içerisinde yine çok "tatlı" bir sadizm barındırıyor gibi hissediyorum. yukarıda değinmişler zaten, cancellanan kişinin kimliği önemli diye. tahmin edileceği üzere toplum içinde sembolik sermayesi yüksek gruplara uygulanıyor gibi. beyaz olabilirsin, erkek olabilirsin, işi, gücü, popüleritesi yerinde olabilirsin, hetero olabilirsin. bu baskın gruplardan değilsen söylediklerinin önemi daha az. lezbiyen biri kalkıp "translar kadın değildir" derse "lan söyleyen lezbiyen, toplumda marjinal kesime kaçıyor, bunu bırakıp başkalarına saldıralım" diyorlar gibi. saldıranlar da "woke culture" üyeleri. aydınlanmışlar.

    dün bunun çok güzel bir örneğini gördüm. içinde sadizm barındırıyor dememin sebebi bu örnek. harry potter'daki tom felton bir yerde japonların "rising sun flag" diye bir şeylerinin deseninde tshirt giymiş. ulusal gururun bir parçası olduğundan bunun tshirt olarak giyilmesi hoş değilmiş. sonra tom, rowling'in transları dışlayıcı twitlerini beğenmiş ve bunun üstüne bir mülakatta bişiler söylemir (lord knows beni ilgilendirmez falan diyor). eski sevgilisine body shaming yapmış.

    gelelim yapılması gerekenlere : tom şerefsiz bir oç olduğu için bundan sonraki editlerde filmden çıkarılmalı ve harry potter'ın ekmeğini yememeli. bunu yazan hesap da açıklama kısmında "bu sayfa cancel promote etmiyor" yazmış. şaka gibi.

    hesabı da bırakayım buraya belki ilgilenen çıkabilir. bir sürü ünlüye yapıyor sanırım son zamanlarda. https://www.instagram.com/ronniesexposing/

    neyse kısaca postmodern faşizmin bir örneği bu da.
  • türkiye'deki yanlıları büyük oynayıp bunu ilber ortaylı üzerinde de denemiştir ama tutmamıştır. salaklar.
  • kökeni ta antik yunana kadar giden ostracism kavramının güncel halidir.
    antik yunanda da suçlu olduğu düşünülen kişiler oylama sonucu şehirden tamamen atılırdı. bugün de oylama kısmı linç şeklinde sosyal medya üzerinden yapılıyor ve kapsamı bir şehirden daha fazla.
  • “i have teğet geçtim cancel culture.” (bkz: sir vedat milör)