şükela:  tümü | bugün
  • galatasaray lisesinin muzik ogretmeniyken kaset yapip, gusel şarkilar soylemeye başlamıştir. iyi etmiştir. guzel kadin, guzel ses.
  • kendini turkiye disinda, ozellikle fransa'da duyurabilmis bir ses
  • ben sekizinci sınıftayken öğretmenimdi... ki bu da "sınıfta da sandalyeyi ters çevirip oturuyor mu?" sorularini beraberinde getirirdi...
  • kaldırım serçesi taklidi sesiyle buraya(türkiye ye) kadar.
    ha bi de eurovision 9. halley de vokalistti.
  • gunumuzde surekli artan tiftik kecisi kılıklı,karga sesli sarkıcılardan,sesi ve sanatci kimligi ile ayrilabilen,$arkıları ile insanları kah huzunlendiren,kah ne$elediren dinlendiginde huzur veren insan..
    bazen uzun otobus yolculuklarında yanı ba$ımda oturan arkada$..bazen sevgilisinden ayrılan bir genc yuregin isyanı..bazen de yuregin icine girip orada oylece kalabilen biri..asla sıradan bir $arkıcı degil..sa-nat-cı..
  • tam adı "az veren candan erçetin" yahut "çıkmadık candan erçetin"dir. böğğk...
  • galatasaray lisesi son sınıftayken topuklu ayakkabı giyme imtiyazına sahip tek öğrenciydi. 100 küsür yeniyetmenin tam 20 yıldır platonik aşkı, iyi insan, güzel şarkıcı. hazırım (1995) albümünden 'hangi aşk adil ki' adlı şarkısı, seslendirdiği ünlü parçalar (hazırım, umrumda değil, nar çiçeği - balkan türküsü -, elbette) gibi hak ettiği ilgiyi görmedi.
    en son seslendirdiği parça; melih kibar'ın 'yadigar' albümünden 'sevdan olmasa'
  • fransızca sarkı soylerken sozleri deli gibi sallayan kadın.
  • candan erçetin'in bir de şanson söyleyen tarafı var ki, o zaman aurası bir başka oluyor. ayrıca yüzünde, her haliyle yaydığı feminenliği dengeleyen sert balkanlı çizgiler var (arnavut kökenli). özellikle ilk büyük çıkışını yaptığı, tek çekimden mürekkep bir klibi vardı. iskemlesine ters oturup objektife baka baka üç buçuk dakika boyunca yaptığı 'act' ile, unutulmazlar hanesine gönül rahatlığıyla yazılabilir. diğer yandan, gerçi kasede koyduğu her şarkıya bayıldığımı söyleyemeyeceğim ama, memlekette böyle birikimli, hoş ve akıllı insanların da bir yerlere gelebildiğini görmek, insanı iyimserliğe gark ediyor.