şükela:  tümü | bugün
  • tarihi molossus irkina en yakin kalabilmis mastif soylarindan biri. adini latince koruma anlamina gelen cohors'dan alir. ilginc olan kopegin italyan kokenli olmasina ragmen amerika'da sayica daha fazla bulunmasidir. ancak avrupa standartlarinda kabul edilemez olan mavi rengin amerikada cok yaygin olmasi, yeni kitada kopegin napoliten mastiff ile caprazlandigina yonelik supheler dogurmaktadir.
  • aşağıda yazacaklarımı dikkatlı okuyup iyi değerlendirin. hayvan ticareti bir sektördür. ve o sektörden kimse size bunları söylemez çünkü. başa geldikten sonra da artık çok geç oluyor. ya benim gibi hayvanınızla beraber onun ömrü boyunca acı çekiyorsunuz. ya da umursamazlardansınız. bu olmadı deyip onu telef edip yeni bir hayvan alıyorsunuz. her iki durumda da ben buna aracı olmak istemiyorum. o yüzden aşağıda verdiğim tüm bilgilerden sonra bana hala özelden yeşillendirip bir cane corso sahibi olmanın yollarını sormayın. alacağınız cevap belli çünkü:

    7 yıllık tecrübe ve 3 cane corso sahibi olduktan sonra genelinde ırk köpekçiliğe son derece soğuk ve mesafeli bakmama sebep olan köpek ırkıdır. nedenlerini aynı başlık altında bulabilirsiniz. ama alacağınız hayvanın genetik hastalık riskinin neredeyse %50 olduğu ile başlayabilirim. bu güzelim ırkta, dirsek ve kalça çıkığı riskinin ne denli büyük olduğunu bizzat deneyimliyorum. köpeğime yaşattıklarımdan ve kendi yaşadıklarımdan sonra hiç kimseye cane corso sahibi olması için tavsiyede bulunmam.

    mesaj kutumu yeşillendirip özelden cane corso edinmek için tavsiye istemeyi düşünecekler için re edit:
    onca yazdıklarımdan sonra hala nasıl cesaret edebiliyorsunuz anlayamıyorum. ırk köpekçiliğe artık çok soğuk bakıyorum. ve herşeyden önce bu ırkın üretilmemesi gerektiğini düşünüyorum. araştırmalarınıza devam ederken işin bu yönünü de araştırırsanızı nedenini de anlayacaksınız. ben kısaca şöyle söyleyeyim. porsche tutkunusunuz ve ne yapıp yapıp bir tane edinmek istiyorsunuz. ama alacağınız arabanın motor bloğunun çatlak olma olasılığı en az %40. yine de alırım mı diyorsunuz? ama porsche'niz geceleri yatağınıza gelip iflah olmaz ağrılarım var beni vur daha iyi diye inlemeyecek. bu bir canlı, bu bir köpek!
    sevgilerimle.

    http://www.offa.org/stats_hip.html
    beraber bakalım:
    kalça çıkığı için ölçülen cane corso : 687
    mükemmel kalça yapısı %6.7
    kalça çıkğı %40.0 (golden retriever, rottweiler ve hatta alman çobanı gibi daha yaygın ırklara göre iki kat daha fazla.)
    bu ne demek biliyor musunuz her 10 seçkin secereli köpekten 4'ünde kalça çıkığı tespit etmişler.
    bir de secereli bile olsa türkiye'ye gelen köpeklerin kalite olarak nerede olduğunu düşününce...

    şimdi bu safkan köpek ırkına yeni bir bakışım var. bir cane corso edinmek isteyenler mutlaka (ama mutlaka) bu yazdıklarıma kulak vermeliler:
    ikinci köpeğimi çok seçkin olduğu söylenen bir italyan üreticiden aldım. 4 aylıkken sekmeye başladı. sağ ayağındaki hafif topallamayı önce büyüme ağrısının bir etkisi olarak düşündüm. ama şimdi ard arda yapılan pahalı tetkiklerden sonra 6 aylık (ki bu aşamada yapılan tespitten dolayı şanslıyız umarım) her iki dirsekte de uap denilen dirşek çıkığı mevcut. bu birbirini takip eden iki uzun ameliyat ve rehabilitasyon süreci demek. köpeğin ve sizin en çok zevk alacağınız bir yaşına kadarki çocukluk sürecine karşılık gelecek zaman diliminde yaşanacak sağlıksal,manevi ve maddi sıkıntılar süreci.

    bu nadide hayvana sahip olmak ihtirasına kapılacaklar onu muhteşem kılan genetik özelliklerin bedelinin kötü genleri de soydan soya taşımak olabileceğini bilmeliler. benden söylemesi.

    meselenin temelinde üreticinin de elinde olmayan (ya da göz ardı etmek zorunda olduğu) bir gerçek yatıyor. o da morfolojik açıdan mükemmel köpeği yaratırken çok dar bir gen havuzunu kullanmak zorunda oluşları. bu şekilde seçkin özellikleri taşıyan genleri bir araya getirirken ne yazık ki sağırlık, kalça ve dirsek çıkığı, epilepsi, göz kusurları gibi sağlık problemlerini taşıyan genleri de bir araya getiriyorlar. ben öyle bir ruh halindeyim ki ki safkan köpek olayının topyekün riskli olduğu noktasına vardım. elimde dünyanın en seçkin kanlarını taşıyan iki cane corso varken hem de.

    başka ırklardaki kusurlar konusunda tecrübem yok ama dogolarda sağırlık ve epilepsi vakalarının sık görüldüğünü okuyorum.

    uzun lafın kısası. gerçekten de şaka değil. başa gelmeden bilinmiyor.
    bir karara varmadan önce aşağıdaki videoyu mutlaka izleyin:
    http://www.dailymotion.com/…sed-part-1-of-6_animals

    ne yapalım derseniz: ben hayvan barınağını işaret ediyorum soranlara:
    1) çok güzel köpekler var
    2) ilginç ama bilimsel olarak kanıtlanmış ki gelişigüzel çaprazlama sonucu sokak köpeklerinde genetik kusur ihtimali çok düşük.
    3) her durumda 3000 eu harcayıp ithal ettiğim hayvana daha 6000 tl ameliyat ve bakım masrafı yaptım. sokaktan alınmış bir yavruda bu riskiniz yok en azından.
    4) bir hayat kurtarmış olmanın da gururu var.

    unutmayın: "bir ırka tutkun olduğunu iddia eden kişi, köpek denen hayvanın duyguları en az kendisi kadar güçlü bir canlı olduğunu gözardı ediyorsa bu tutkusu ancak obsesyondur."

    son olarak:
    hemcinslerine ya da insana saldırganlığı için cane corso ya da herhangi bir ırk köpek alacaklara bir çift lafım var: bu, herhangi bir hayvanı dostu olarak gören ve onunla yaşamını paylaşan birinin içine sindirebileceğine asla inanmadığım bir olgudur. dolayısıyla köpeğini döğüştüren köpek sahibinin duygusal yönden ciddi bir sakatlık geçirmiş olduğuna inanırım. "oğlum kabadayı oldu. hergün üçün beşin kaşını gözünü yarıyor, ben de sayesinde yolumu buluyorum" diye öğünen baba, baba olur mu?
    benim gururum, 50 kiloluk bir mastiffi, tabiatında bulunan sevgi ve şefkati olabildiğince hayata geçirecek şekilde yetiştirmiş, özellikle gücünün verdiği özgüveni ortaya çıkarıp, onu kendi türünden gelen her türlü meydan okumaya karşı umursamaz hale getirmiş ve bu yolla onu kendi tercihiyle, kendine ya da herhangi başka bir canlıya zarar vermekten alıkoymuş olmaktır. zor olan da budur, sağlıklı olan da. bu notuma hak vermiyorsanız zaten konuşacak çok az şeyimiz var, ama tavsiyem cane corsodan vazgeçin, çünkü hayal kırıklığına uğrarsınız. nette yazan bir çok zırvanın aksine son derece sakin canlılar ve inanın sizin kendi saldırganlığınız size yeter.
  • tarihi molossus irkindan geldiği, roma ordusu'nun özel yetiştirilmiş savaş köpeklerinin torunu olduğu ve adini latince koruma anlamina gelen cohors'dan aldığı gibi mitler bulunsa da mastiff ırklarının tarihi ne yazık ki bu tür efsanelerle doludur. bu sonradan yazılmış hissi veren tarihin bir eleştirisi için
    (bkz: mastiff/@andrew)

    cane corso, aslanlarla döğüştürülen köpeklere ait efsanelerin de başkahramanlarından biridir. oysa ki ne kadar güçlü olursa olsun köpek denen hayvanın sürü halinde bile olsa bir aslanla başedebilmesi imkansızdır. insaoğlunun geçmişte arenalarda her iki canlıya da acımasızlık içinde böyle girişimlerde bulunduğu doğru olabilir. ancak bu tür saçmalıkların her biri olsa olsa birkaç zavallı köpeğin feci şekilde yaralanmasıyla sonuçlanmış olabilir. bu çıkarımıma kanıt isteyenler wikipedia'dan alıntıladığım şu linke göz atabilirler.
    http://en.wikipedia.org/wiki/lion-baiting
  • edit: bu entryi yukarıdaki 2 nolu entryden önce okumaya başladıysanız lütfen önce onu okuyunuz!

    nihayet bizimle...

    massimo frascari'nin dünyaca ünlü damızlığı conan ve yine dünyaca ünlü erkek ettore'nin kızı raissa çiftleşmesinden doğan yavrumuz türünün seçkin bir örneği. 3 aylık tecrübeler sonrası cane corso için yazılanlar tamamen doğru görünüyor:
    çok sessiz , sakin ve istikrarli karakteriyle aileye karşı son derece yumuşak ve insanı doğal lideri olarak kabul etme vasfı doğasında var. yabancılara karşı şüphecilik de ilk andan belli oluyor. evin kedisi dahil bütün hayvanlarla kısa sürede kaynaştı. sanki yıllardır bizim evin köpeği. sakince çağrı beklemeksizin ayağımın ya da yatağımın yanına yere uzanıp uyuyor.

    inanılmaz obur. tüyleri kadife gibi, ince ve kumaş yüzeylerden kolayca temizleniyor. sarkık yanaklarını ve yüzünü mıncıklamaktan vazgeçemiyorsunuz ancak bunun bir de yan etkisi var feci salya akıtıyor. kafası bir dikdörtgen prizma gibi adeta bir ayakkabı kutusu. yedinci ayda ayaktayken veya yürürken vücudu son derece atletik görünüyor. çamurlukları kabarık ralli otomobilleri gibi duruyor. ancak yatar veya otururken koca kafası ve sarkık yanaklarıyla hantal ve hacimli duruyor. ayaktayken başı genellikle omuzlarından aşağıda duruyor. ancak bu bakış onu daha da tehlikeli gösteriyor. oysa ki huyu son derece barışçı , sakin, çekingen ve hatta ürkek. ancak geceleri her dışarıdan gelen sese kulak kabartıyor. ve yakındaki her harekete tepki veriyor. havlaması şimdiden derin ve ürkütücü.

    getiriliş öyküsü için de kısa notlar alıyorum aşağıya:
    amaç: yakın koruma özelliklerini taşıyan en sakin ve tutarlı karakterdeki ırkın safkan bir örneğine ulaşmaktı. bu tanımda birden fazla ırk olabilir. biz cane corso da karar kıldık. not etmek gerekir dogo argentino üzerinde de bir süre durduk ancak iki ırkı kıyasladığımızda dogo'nun av için seleksiyona tabi tutulmuş bir ırk olduğu cihetle prey (sürek olarak çeviriyorum ing.den) içgüdüsünün dolayısıyla saldırganlık hislerinin bu ırkın tabiatını biraz daha sertleştirdiği kanaati yerleşti. bu aşamada istanbul'dan türkiye'ye yarleşmiş bir ingiliz hanım ve eşinin çok yardımları oldu. hatta bir ara onlar syaesinde eriştiğimiz dünyaca ünlü dogo çiftliği "perro pellea cordobes"'le bile yazıştık. bir dogo almaktan son anda vazgeçtik. ancak şu var ki bu ırkı seçtiğiniz takdirde anlaşılan o ki "perro pellea cordobes" en iyisi. birgitte mükemmel bir yetiştirici ve çok iyi bir işkadını. taahütlerinde hassas ve iş takibinde mükemmel.

    yöntem: köpek ırkları üzerinde etüdü tamamlayınca dahilde safkan cane corso arayışımız başladı. bu noktada edindiğimiz tecrübe ve bilgiler gerçek bir hayal kırıklığı yarattı. isim zikretmeksizin diyeceğim şudur. türkiye'de sadece "puppy mill" denilebilecek bir takım şahsi faaliyetlere ulaşmak mümkün. bu ise köpek yetişticiliği açısından bir felaket. dogo argentino veya cane corso diye ortada dolaşan hayvancıkları gördükçe bu insanlardan tiksinmemek elde değil. başlangıçta bir kaçı ile telefon ya da msn vasıtasıyla konuştuğumuzda tabiri mazur görürseniz cahillik ve ukalalıktan başka hiç bir özelliklerini göremedik. secere iddiaları eski demirperde ülkelerinden gelme birer fotokopiyle sınırlı bu vatandaşlar üretim ve satışını yaptıklarını iddia ettikleri ırklara ait standardı kendileri dahi bilemiyor ya da türkiye'deki potansiyel alıcının cehaletinden emin olmalılar ki yolladıkları damızlık fotoğraflarına şaşırmamak imkansız. çok samimiyetle söylüyorum, bu hayvanları ipinden tutup cane corso'm var diye sokakta gezeceğime barınaktan beğendiğim bir yavru alırım çok daha gururla sahiplenirim. (not: aynı anda bunu da yapıyor olduğumdan rahat konuşuyorum)

    sonuçta bizi italya'ya yönlendiren hırs da bu oldu sanırım. bir takım kendini bilmezin köpek yetiştiriciliği adına yaptıkları türkiye'de bu işin hangi bilinç seviyesinde olduğunu ortaya koyunca ben bu ülke vatandaşı olan birinin de gerçekten bilinçle bir safkana sahip olabileceğini örneklemek istedim. ancak ne var ki bu hırs sonucunda bizi bugün piyasada telaffuzu imkansız astronomik bir maliyete götürdü. ancak bu noktada geri adım atmaya da asla niyetim yok. iddiam şudur ki seceresi ve menşei takip edilebilen safkan bir köpek almaya maddi gücü ya da ilişkileri yetmeyen biri bu işten vazgeçsin. hayvan sevgisi hele köpek sevgisi marka sevdası değildir. daha önce ırkı belli olmayan 3 tane köpeği evlat edinmiş ve mutlu ve sağlıklı yaşamaları için her türlü imkanı sağlamaya devam etmeye çalışan biri olarak bunu söylemeye hakkım olduğunu da düşünüyorum:
    mercedes hayali kurup doğan görünümlü şahine razı olarak derinliğine araştırmadan köpek alanlar var oldukça, başıbozuk üretimle yarısı yollarda ya da petsoplarda telef olan niteliksiz yavruları üreten bu esnada da bir folluk gibi gördüğü anne köpekleri de bir kaç yıl içinde telef eden, insafsız, yaşama ve bilgiye saygısız arka bahçe köpek üreticileri de varolmaya devam edecekler.

    neyse, sonuçta internette üretici aramaya başladık. cane corso ile ilgili bol bol üretici sayfası mevcut. ama ilginçtir ki bunların büyük çoğu amerikan menşeli. avustralyalı bir üretici ile bile yazıştık bir süre. her ne kadar onlar köpeği overseas yollayabileceklerini söyleseler de bizim bir yavruya saatlerce uçak yolcuğu yaptırmaya gönlümüz razı olmadı. sonuçta amerikan üreticilerin verdiği referanslara dayanarak 10 kadar italyan üretici'ye ulaştık. bunların içinden "dei dauni" çiftliği üreticisi massimo frascari ile anlaştık. bu seçimde şunlar etkili oldu:
    1) massimo abd'ye birçok köpek satmış ve amerikalılar dei deuni'leri öve öve bitiremiyor
    2) ilginç olan yazışmaya ilk cevap da frascari'den geldi

    cane corso sahibi olmayı düşünenler için son ama en önemli tavsiyem, bilgi bilgi bilgi!
    1) kendinizi tanıyın
    2) ırkı tanıyın
    3) yetiştiricileri tanıyın
  • caydırıcılığı üst seviyede olan bir köpek ırkı. gerçekçi bir heykeli bile bir fabrikayı koruyabilir diye düşünüyorum.
  • muhtelif açıklamalarıma rağmen sorular gelmeye devam ediyor olması nedeniyle hakkında daha fazla açıklama gerektiğine kanaat getirdiğim köpek ırkı:

    işte karşılaştığım yanılgılar:

    yanılgı 1) safkan köpek daha sağlıklıdır:
    bu güzelim ırkta, uap ve daha da ağır türevleri fcp ve ocd ve daha da sıkıntılı kalça çıkığı riskinin ne denli büyük olduğunu bizzat yaşıyorum.
    şimdi bu safkan köpek ırkına yeni bir bakışım var. bir cane corso edinmek isteyenler mutlaka (ama mutlaka) bu yazdıklarıma kulak vermeliler:
    ikinci köpeğimi çok seçkin olduğu söylenen bir italyan üretciden aldım. 4 aylıkken sekmeye başladı. sağ ayağındaki hafif topallamayı önce büyüme ağrısının bir etkisi olarak düşündüm. ama şimdi ard arda yapılan pahalı tetkiklerden sonra 6 aylık (ki bu aşamada yapılan tespitten dolayı şanslıyız umarım) her iki dirsekte de uap denilen dirsek çıkığı mevcut. bu birbirini takip eden iki uzun ameliyat ve rehabilitasyon süreci demek. köpeğin ve sizin en çok zevk alacağınız bir yaşına kadarki çocukluk sürecine karşılık gelecek zaman diliminde yaşanacak sağlıksal,manevi ve maddi sıkıntılar süreci.

    bu nadide hayvana sahip olmak ihtirasına kapılacaklar onu muhteşem kılan genetik özelliklerin bedelinin kötü genleri de soydan soya taşımak olabileceğini bilmeliler. benden söylemesi.

    yanılgı 2) ırkın adı cane corsa, cane corse olarak da biliniyor. hayır bu ırkın tek ve doğru yazılışı cane corso'dur.

    yanılgı 3): cane corso, keyn kors olarak telaffuz edilir.
    ilgilendiğimiz köpek ırkının herşeyden önce adını doğru telaffuz etmemiz gerekir değl mi? oysa
    türk insanı malesef nedense pek çok ırkın adını kendince telaffuzda bir mahsur görmüyor. kukır, rotvaydır, goldın retveydır gibi yanış telaffuz edilen pek çok ırk olduğu gibi her dik kulaklı köpeğe menşeinin önüne taktığımız bir kurt yaftasını da mahsurlu görmüyoruz. bir başka ortak hata da her köpek ırkını abd kökenliymişçesine gevrek bir ingilizceyle telaffuz etme çabamız. cane corso da bu furyadan payına düşeni almakta olan bir ırk. bu nedenle ırkla yakından ilgisi olduğunu iddia edenlerin hatta cane corso sahiplerinin çoğu da ırkın adını keyn kors sanıyor ve bu şekilde söylüyor. oysa bu durum kangal'a kengıl demek kadar saçma. amerika'da bir çok gerzek "mercedes"'i mörseydiiz, "bmw"'yi bi eym dabılyu şeklinde okuduğu gibi cane corso'yu da kayn kors olarak okuyor olabilir. ama bizim insanımızın bu gerzekliği ithal ederek tadına tad katması nasıl bir kültür şokunun eseridir gerçekten düşündürücü. oysa işi bilen amerikalı da bunun bir italyan ırkı olduğunu üzerine basa basa belirttikten geri durmayıp doğru kullanımını yani italyanca olanı öneriyor:
    http://www.forvo.com/word/cane_corso/
    http://thefocc.com/…dules/smartfaq/faq.php?faqid=20
    http://www.ballardcanecorso.com/

    yanılgı 4) cane corso tehlikeli bir ırktır: abd ve kanada'da eylül 1982 ile kasım 2006 arasında kaydedilmiş 264'ü ölümle sonuçlanmış 2209 ciddi köpek saldırısı arasında cane corso ırkı köpeklerin saldırısı ile gerçekleşmiş toplam 4 adet vaka olduğu kayıtlara geçmiş. bunların ise sadece biri ölümle sonuçlanmış
    http://www.dogbitelaw.com/…1982 to 2006 clifton.pdf

    aynı istatistik 6 adet golden retriever ve 26 adet labrador’un da benzer saldırılardan sorumlu olduğunu kaydetmesi açısından ilginç. cane corso’nun sayılan diğer iki ırka kıyasla çok daha nadir bulunuyor olması göz önüne alınsa bile saldırganlık açısından tehlikeli bulmadığımız ırklardan daha tehlikeli olduğunu düşünmek kanımca yersizdir. dahası gerek şahsi tecrübelerim gerek yazıştığım cane corso sahiplerinin tanıklıkları, gerekse internette okuduklarım “cane corso”nun en tutarlı ve sağlam karakterli köpek ırklarından biri olduğuna ilişkin görüşümü pekiştiriyor. son olarak 3 yıldır birlikte yaşadığım köpeğimin ve yeni gelen yavrunun sevecenliği ve özellikle çocuklara karşı hoşgörüsü de bu kaydı buraya düşmemi kolaylaştırıyor.

    cane corso ya da herhangi bir erkek köpeğin, başka bir erkek köpeğin meydan okumasına büsbütün kayıtsız kalması mümkün değilse de cane corso doğuştan kavgacı bir köpek ırkı asla değildir. ama ben köpeğimi başka köpeklerle kapışma riskinden olabildiğince uzak isterim diyen varsa dişi bir hayvan almasını şiddetle öneririm.

    her konuda olduğu gibi istisnaları not etmeden bu bahsi kapatmak doğru olmaz. bunlardan ilki safkan olmayan bir köpeğin yarattığı facianın bir ırka maledilmesinden kaynaklanan karalamalardır. bu sebeple gerçekten seceresi ile cane corso olduğu ispat edilemeyen bir köpeğin kanında başka hangi ırkların var olduğu bilinemez. işte bu sebeple saldırganlığına tanık olduğum bir kaç köpeğin sahiplerinin iddialarına karşın cane corso sayılamayacağını belirtmek isterim. ikinci önemli husus ise her canlının olduğu gibi herhangi bir köpeğin de tahammülünün bir hududu olduğudur. köpekler adalet kavramı gelişmiş canlılardır ve özellikle sebepsiz eziyet karşısında uzun süre tepkisiz kalmaları beklenmemelidir. özellikle hayvan sevgisinden mahrum ve eksik eğitimli çocukların yalnız kaldıklarında köpeklere sebepsiz eziyet edebildikleri hayal ürünü değildir bu nedenle hiç bir köpek sahibi ne kadar mükemmel yetişmiş olursa olsun köpeğini bir çocukla yalnız bırakmamalıdır.

    yanılgı 5) internette baktım cane corso türkiye’de kolayca bulunuyor:

    burada kendimi çok zor tutsam da isim vermekten özenle kaçınmam gerektiği konusundaki prensibi koruyacağım. bunun sebebi bu satırları kişileri hedef alan birer saldırı olarak değil bu güzel ırkla ilgilenenleri aydınlatma amaçlı yazıyor oluşumdur. yukarıda köpeğimin geldiği günlerde kaleme aldığım entryden bu yana 3 yıl geçmiş. geçen sure ülkede irk kopek sahibi olma konusundaki toplumsal bilincin gelişmesine de tanık olduğum bir süreç oldu. hala bir çok eksik bilgilenme bulunuyor. ve bu eksiklerin bir kısmını olsun tamamlamak amacıyla bu satırları yazıyorum. hala ne idüğü belirsiz bir takım hayvanları safkan cane corso olarak (tabiri maruz görün) kaktırmaya çalışan ve bu uğurda yalan söylemekten kaçınmayan gözünü hırs ve para bürümüş insanlar var. ama aynı anda ufak ufak kıpırtılarla uyanmakta olan bir bilinç de söz konusu. türkiye’nin ‘fci’’a kaydolması için çalışmlar yürütülüyor ve ırk kopek sahibi olmayı ve üretmeyi hedefleyen bilinçli amatörler (henüz iki elin parmakları kadar olsak da) bulunabiliyor.

    yine de birden fazla açıdan çok önemli bir uyarıyı tekrarlayayım ki ne insana ne hayvana ne de tüm gayretiyle bu güzelim ırkı mükemmelleştirmeye çalışan üreticilere saygısı bulunan can tacirlerine geçit vermeyelim:
    lancia delta integrale için yola çıkıp , ‘doğan görünümlü şahin’e veya jiguli’ye razı olmayın. yurt dışından gelmiş de olsa her cane corso olduğu iddia edilen yavru cane corso değildir. seceresi düzgün görünen bir yavrunun bile yetişkin olduğunda ne olacağı yüzde yüz belli değilken belirsiz bir kaynaktan , macardan, sırptan, rustan alınan yavruların büyük olasılıkla ‘çakma’ olduklarını 6ncı aydan sonra bas bas bağıracaklarını unutmayın. bu yazdıklarımı sakın gereksiz müşkülpesentlik olarak alıp da “adam sende” demeyin. ırk kopek almak araştırma işidir. soy, secere, kan hattı takibidir. üreticinin hassasiyetle seçilmesini gerektirir. ve tecrübemi dinlerseniz an itibariyle türkiye’de henüz güvenilr bir üretici de yoktur. hüsran yaratmayacak bir yavru için italya’ya kadar uzanmak şimdilik zorunludur. internette mangalda kül bırakmayan ilanlara rastlıyor olabilirsiniz. ne yazık ki benim okuduklarımın tümü palavradır. cane corso (sanırım melezleme yoluyla üretilmiş bir ırk olmadığından) başka bir ırka ait en ufak bir kan karışsa bile ucubeye dönen bir ırktır. bu yüzden "ben (bursa’dan, bodrum’dan, izmir’den) aldım oldu" diyenlerin köpeklerini insan içine çıkaramadıklarını gördüm. lütfen siz de sonradan üzülenlerden olmayın. internette resimlerini gördüğünüz panter kadar güçlü köpeklere özenip satın aldığınız yavrunun kısacık hantal bir yetişkine veya kemik ve kas yapısı zayıf incecik yapılı bir hayvana dönüşmesine karşı sizi koruyacak hiç bir şey yok inanın. bütçem yurt dışından getirmeye yetmez diyorsanız daha kolay bulunan bir ırka yönelin. (örneğin bir alman çobanı, boxer ya rottweiler alın).

    cane corso, herşeyden önce mükemmel tutarlı ve sakin bir tabiat ile olabildiğine gelişkin ancak hantal ya da aşırı iri olmayan zarif ve enerjik bir kas ve kemik yapısı ile sadece bu ırka özel muhteşem bir kafa yapısı demektir. onda ne bullmastiff'in hantal iri kemikleri ve basık burnu, ne de bir danua'nın kocaman uzun burnu ve aşırı uzun ancak yüksek ve dengesiz duruşundan eser görebilirsiniz. vücudu güçlü ve zarif, hareketleri şiirsel denge ve zarafettedir. göğüs kafesi geniş, bacakları vücuduna göre biraz kısa ve arka topuklar kalçanın dikine hizasına göre geridedir . bunlar onun dengeli duruşuna yardımcı olur. omuz yüksekliği yetişkin bir erkekte 64-68 cm ve dişide 60-64 cm arasındadır. ağırlık erkekte 45-55 dişide 40-50 kg arasında olabilir. bundan daha fazlası ırkın atletik özelliklerini bozacağından arzu edilmez.

    http://www.pacificacanecorso.com/standard.html

    http://www.dogbreedinfo.com/canecorsoitaliano.htm

    iri kafası güçlü bir boyunla gövdesine bağlanırken asla uyumsuzluk göstermez, burnu ne basık ne de uzundur. üst çene ve burun kanallaları öyle geniştir ki önden de profilden bakıldığı kadar geniş görünür. alt çenesi üst dişlerden sadece çene kapandığında belli olacak kadar öndedir. yanakları kocaman ve sarkıktır. bu sebeple ağzı açıkken bile üst dişleri görünmez. buna rağmen yüzündeki ve boynundaki deri gergindir, sarkıklık ve kırışıklık göstermez.
    mükemmel örnekleri için:
    http://www.canecorsonancy.info/bayron.htm

    renk siyah, kurşuni, koyu gri, açık gri, ala (fawn), sarımsı kahve ve sütlü kahve , brindle (gri veya kahverengi zemin üstüne çizgili) olabilir. hiç bir rengin diğerine bir üstünlüğü yoktur. tamamen zevke bağlıdır. ancak ille de şu renk olsun diye tutturmadan önce bilinmlidir ki öncelik her zaman soy ağacının yanı sıra kas kemik ve başın yapısındadır. kahve ve gri köpeklerde çene ve burun üzerindeki maske gözlerin hizasında kalmalı daha geriye geçmemelidir. göğüste, parmak uçlarında çenede veya burnun üzerinde küçük bir beyaz akıtmaya izin verilir. bundan fazla beyaz olmamalıdır.

    her ne kadar mükemmel denilen köpeklerde bile aransa kusur bulunabilirse de. yukarıda anılan standardlar cane corsonun güzelliğini garantiler. bu özelliklerden en azından genel hatlarıyla uzakta kalan:

    1) aşırı uzun bacaklı ve topukları (resimde “n” : http://www.pacificacanecorso.com/…corsostandard.jpg) kalça hizasına yakın
    2) göğüs çatkıları zayıf , önden bakışta ön bacakların arası dar
    3) aşırı kısa ve hantal
    4) burnu öne doğru dar, öne eğimli ve/veya üst çenesi zayıf
    5) yüzü ve gerdanı aşırı kırışık ve sarkık derili
    6) kafatası aşırı dar, burnun başa bağlandığı nokta (stop) belirsiz
    7) boynu aşırı kısa veya çok uzun
    8) çenesinin kapanışı yanlış
    köpekler ırkın güzelliğinden hemen uzaklaşırlar.

    özel notlar:

    yurt dışından ciddi bir üreticiden almaya karar verdiğinizde de şunlara dikkat edeceksiniz. öncelikle yabanci diliniz yoksa sizing adınıza yazışmayı yürütecek iyi derecede ingilizce (daha iyisi italyanca) bilen birini bulun.
    http://www.canecorsoforum.info/
    kaynak verilen forum’a üye olun. yazıları dikkatle okuyun ya da okutun. buradan çıkardıklarınıza bakarak saygıdeğer üreticileri kaydedin. acele etmeden yazışmaya başlayın. unutmayın bir canlı için çaba gösteriyorsunuz. kopek bir laptop, fotoğraf makinası ya da beyaz eşya değildir . her an elinin altında satışa hazır yavru bulunduğunu iddia edenden kuşku duymak gerekir. zaten siz sadece üreticiye değil damızlıklarına ve onların da soy hattına bakarak karar vermeye çalışacaksınız. (tabii hepsinden iyisi gidip yerinde görmektir. ben her iki yavruyu da doğru kontaklar ve internetten edindiğim ahbaplıklar sayesinde ulaştığım bilgiler ışığında aldım. ilk seferinde çok şanslıydım ama, ikinci operasyonda yaşadıklarımdan dolayı çok ama çok pişmanım)
    bu sebeple birden çok üretici ile temas kurun ve planladıkları çiftleşmeleri sorun (planned litter) gelen olumlu cevapları anne babanın seceresini dikkatle inceleyerek değerlendirin. iyı bir üreticinin sayfasında bu bilgiler en önde gururla sergilenir. sadece secere değil kalça kayıtları ve kazanılmış dereceler de yer alır. ancak her ticari ilişki gibi herşeyden once üreticinin size tahhüt ettiğini teslim edeceğinden emin olmanız gereklidir. bu yüzden emin olmadığınız şahıslardan asla köpek almayın. sahte secere kayıtları, bir çifleşmeye ait olduğu iddia edilmesine rağman ilgisiz bir menşeden gelen yavrular olmayacak şeyler değillerdir.

    öte yandan bu entrynin birinci maddesini tekrar tekrar düşünün. morfolojik olarak , karakter olarak mükemmel bu ırk sonuçta genetik özürlerden dolayı ortopedik sorunlara ve daha kötüsü epilepsiye en açık ırklardan biri. unutmayın!

    çok seçkin çiftleşmelerde erken rezervasyon geçerlidir. buna başvurmak aslında en iyisidir. ancak doğacak yavruya ilişkin kabul konusunda bir seçimlik hakkınız olup olmadığını da öğrenin.
    şunlardan başlayabilirsiniz:
    dei peligni
    http://www.canecorsodeipeligni.it/

    degli elmi
    http://deglielmi.chiens-de-france.com/

    dei dauni
    http://www.deidauni.it/

    dei fontanili
    http://www.icorsideifontanili.com/dove.htm

    nothorm cane corso
    http://www.chiens-de-france.com/…99&pk_rubrique=570

    cane corso angeli
    http://www.canecorsoangeli.com/…5&itemid=31&lang=en

    cane corso of bajer
    http://www.ofbajer.com/eng/about_us/aboutus.html

    della valle degli ali
    http://dellavalledegli.chiens-de-france.com/…=10097

    dracyrus israel
    http://dracaryuscorso.webs.com/about.htm

    dell antiqua apulia
    http://dell-antiqua-apulia.chiens-de-france.com/

    son söz:
    cane corso asırlar boyunca italyan köylülerin sır gibi saklayıp kimseyle paylaşmadığı ve asla başka ırklarla karıştırmaya kıyamadığı bir değer olarak varlığını korudu. köylerdeki büyük baş hayvan veya at stoğu azaldığında bu nadir ırk da yokolmaya yüz tuttu. tecrit edilmiş dağ köylerinde yüzlerce yıl korunmuş bu gen havuzunun önemini kavrayan paolo breber, flavio bruno, vito indiveri, paolo paoletti, stefano gandolfi, antonio morsiani, scimon goldmann, alfonso comer, umberto leone, giusppe digirolamo, germano castellano, mario perricone, giancarlo malavasi, giorgio gualtierri, tommaso ruggieri, vittorio dagradi and fernando casolino gibi bir grup insanın çabaları sonucu ortaya çıktığını görürüz. bu adeta antik bir yapıyı restorasyon işlemidir. nasıl efes celcius kütüphanesi taklit edilemiyorsa ve eşsizse bu kan hattı da taklit edilemez ve eşsizdir. öte yandan nasıl antik bir eserin restorasyonunda yapıya eklenen her taşın önemi varsa cane corso yetiştirmekte de aynı hassasiyet geçerlidir. bu hassasiyet ise soyu secere ile kayda alınmış hayvanlara ulaşmak ve onları üretmekten geçer. aksi ise antik bir yapının bütün özelliklerini göz ardı ederek "ben yaptım aynısı oldu" gibi bir yaklaşımı içerir ki ırka herşeyden çok zarar verecek budur.
    bugün bu koruma avrupa ve amerika'da ırkın hayranı ve çoğu amatör bir grup üretici tarafından özenle sürdürülmektedir. bütün yukarıda yazdıklarımız binlerce yıl içinde arındırılıp seçkinleştirilmiş bu gen havuzunun bozulmasını önlemek başka deyişle ırkın kendisine has hayranlık uyandıran özelliklerini korumak adınadır. bu ırka sahip olmak isteyenleri bilinçlendirmek amacı gütmektedir.

    görüntüsü her ne olursa olsun bir köpek sahibi olmuş ve onunla insanoğlu'nun başka bir canlıyla kurabileceği o en özel ilişkiyi yaşamaya başlamışlara sözümüz ise sınırlıdır:

    1) unutmayın: "bir ırka tutkun olduğunu iddia eden kişi, köpek denen hayvanın duyguları en az kendisi kadar güçlü bir canlı olduğunu gözardı ediyorsa bu tutkusu ancak obsesyondur." öte yanda her köpek, sahibinin gözünde bir şampiyondur ve öyle kalmalıdır.

    2) ancak her köpek sahibi sevgili köpeğinin özelliklerini yine de objektif değerlendirmeyi bilmelidir. bu sebeple ırkın gen havuzunu korumamızı engelleyecek herhangi bir üretim ve çiftleştirmeden dikkatle kaçınılması gerekir.
  • tekrar yazacağım tekrar tekrar yazacağım:
    hayvan dostluğu ayrı birşeydir. safkan ırkların korunması ayrı birşey. ve ne yazık ki cane corso tutkusunu kendince ifade eden birçoklarında bunlardan ikisinden de bir iz bulmak zor.

    önce olması gerekeni yazayım:
    öncelik her zaman hayvan haklarındadır. "bir ırka tutkun olduğunu iddia eden kişi, köpek denen hayvanın duyguları en az kendisi kadar güçlü ve korunması gereken haklara sahip bir canlı olduğunu göz ardı ediyorsa bu tutkusu ancak obsesyondur." öte yanda her köpek, sahibinin gözünde bir şampiyondur ve öyle kalmalıdır.

    öte yandan ancak her köpek sahibi sevgili köpeğinin özelliklerini yine de objektif değerlendirmeyi bilmelidir. bu sebeple ırkın gen havuzunu korumamızı engelleyecek herhangi bir üretim ve çiftleştirmeden dikkatle kaçınılması gerekir.

    şimdi gördüklerimi söyleyeyim. inşallah ben yanılıyorumdur. sizler de beni utandırırsınız. cane corso deyip yola çıkanların çoğunun köpek baktıkları yerleri çektikleri resimlerden görüyorum. öyle ki artık resme değil arka plana bakar oldum. tozun toprağın içinde zincire bağlı tutsak mutsuz hayvancıklar görüyorum. oysa cane corso değil sokaktan alınmış da olsa köpek sahibinin birinci amacı o hayvancığa kaliteli bir yaşam armağan etmek olmalı. ötesi marka tutkusu uğruna köpek telef etmekten öteye geçmeez!.

    hal böyle olunca ısrarla yazdığım gibi bir yerlerden alınan yavrular istenilen güzellikte çıkmayınca, onun bir canlı olduğunu falan unutup bir an evvel daha iyisine bir arayıştır başlıyor. bir çocuğun karalama defteri gibi, bu olmadı üzerini karala, olmadı sayfayı yırt, eskisini bir yerlere bırak, yeni sayfa aç. ne olacak o hayvancıklara! sizin ihtiraslarınızın bedelini onlar mı ödeyecek?

    arkadaşlar ne yapsanız ne etseniz hangi kaynaktan geldiği belli olmayan yavrularadan dört dörtlük birnetice alamayacaksınız. o hayvancıklar sizin internette gördüğünüz bakmaya doyum olmayan panter gibi köpeklere dönüşmeyecek. olmayacak! safkan üretimde bile her çıkan hayvan birer şampiyon olmuyor. bir cane corsoyu cane corso kılan bilmem kaç tane gen var. nereden geldiği belli olmayan hayvanları çiftleştirip onlardan şampiyon beklemek, bilmem kaç tane zarı birden yuvarlayıp hepsinin düşeş gelmesini beklemek kadar olasılık taşıyor. artık şapkaları önünüze koyup düşünmek zamanı. lütfen köpek sevgisinin sizin için ne olduğunu kendinize bir daha sorun ve lütfen dürüst cevaplar vermeye çalışın.

    ya işi layıkıyla yapın ya da bırakın artık şu ırkın yakasını.
  • önce tüccarlar var. kaçak rakı üretir, şişeler gibi arka bahçelerinde köpek üretip satanlar. ya da br takım kontak kurup macar'dan, rus'tan , sırp'tan paltonun yakası içinde , arabaların bagajında getirilen yavruları pazarlayanlar. yaşam hakına da bir ırkın safkan özelliklerine de saygısı olmayan insanlar. tek amaçları ticaret olanlar.

    cana canlıya saygısı olmadığı için gelen yavruların ne üretildiği ne geldiği koşulları ne de gidecekler koşullara özeni var bu insanların. böyle olunca bir çok yavru zaten daha yoldayken aşısızlıktan veya bakımsızlıktan telef oluyor. ya da petshopların balığı koysan bunalacağı akvaryumdan bozma cam bölmelerinde kalıyorlar aylarca. bu insanlardan alınan her 4 yavrudan biri yaşıyor. dolayısıyla onlardan köpek alan hayvansever kendi alıdğı köpeğin diğer dört yavrunun hayatına malolduğunu düşünmeli herşeyden önce. daha en temel sağlık gereksinimleri bile sağlanamazken bu kişiler bir de internet beyanatları veriyorlar. çoğunun iddiası "fci seceresi"!!!

    yok öyle birşey arkadaşlar! herşey maliyette düğümleniyor.
    1) türkiye'de henüz hiç bir üreticinin dahilde ürettiği hayvana fci seceresi düzenleme şansı yok. bırakın onu türkiye'de henüz fci seceresi bulunan yasal yollarla ülkeye girmiş toplasan 5 cane corso var. bunların da çoğu henüz üretilebilecek yaşta değil! aksini iddia edene sorulacak soru basit:
    http://www.canecorsopedigree.com/…ee.php?pedid=2709
    alın size "cane corso" secere veritabanı. eğer seceresi varsa göstersin hayvanın kan hattını internet ortamında. tabii bir de resmi belgesini yani fci seceresini ibraz etmek durumu var. öyle işkembeyi kübradan olmuyor bu iş.
    (kasım 2010 edit: türkiye bir kaç aydır fci üyesi, bundan sonra alt birimler federasyona üyelik için gerekli alytapıyı oluşturduktan hemen sonra türkiye'de üretilmiş secereli yavrular görmeye başlayacağız)
    (şubat 2013 edit: tabii görüşlerim sadece beni bağlar ama sistemin ıslahı daha yıllar alır)

    2) yurt dışında soyu sopu belli "show kalitesinde" (pet kalitesi - show kalitesi ayrıdır) bir köpeğin fiyatı 1000 eu'dur. bunun yaklaşık 480 eu yol masrafı vardır. daha gümrük masraflarını ve vergileri koymadan eder size 1480 eu. kaçak bile soksanız 3 milyardan başlar bu işin kapısını aralamak. o zaman nasıl oluyor da 1500 milyara secereli cane corso teklif edebiliyor bu arkadaşlar? ve ucuz buldum diye sarılıp onlardan köpek alan sizler nasıl olup da işin temelini sorgulamıyorsunuz?

    elbette bir de seceresi de olsa pet kalitesinde hayvanlar da vardır. pet kalitesi sağlıklı olmakla beraber ırkın standardlarından sapma gösteren hayvanlara denir. ya çenesi yanlış kapanır, ya bacakları fazla uzundur, ya yüzü gerğinden fazla kırışıktır, ya bacakları çok uzun veya yavru topyekün küçücüktür. onun da satış fiyatı 600 eu'dur buraya maliyeti 1000 eu'yu bulur. (bakın gümrüksüz masrafı bu yoksa her durumda yasal bir giriş yapacaksanız rakamı rahatça ikiyle çarpacaksınız) ama gelen hayvan alıcısını asla tatmin etmez. tabii ne olursa olsun kabulüm ben köpeğimi köpek olduğu için severim demiyorsanız... ama zaten müşkülpesent değilseniz en güzeli hayvan barınağına gitmektir. o zaman bedavaya şahane köpekler bulursunuz orada. inanın alacağınız "çakma" cane corsolardan güzel olurlar iyi bir bakımla. burada bir noktaya daha şiddetle vurgu yapmak lazım. yukarıda bahsettiğimiz tüccar zihniyetli kişilerden gelen yavruların içinde pet kalitesinde olup secereli olanına da henüz ben rastlamadım. bu tür hayvanların örneği var. ancak bunlar şahsi çabaları ile yazışarak yurt dışından ithal eden arkadaşlara ait hayvanlar. ve ne yazık ki aslında show kalitesinde oldukları söylenerek satılmış yüksek meblağ ödenmiş köpekler. yani uzun lafın kısası her "fci"ya kayıtlı üreticiden de güvenilip köpek alınmıyor. yurt dışındaki pek çok üretici zaten show kalitesindeki ümit vadeden köpekleri kendine saklıyor. ama bunun da ötesinde özellikle doğu avrupalı üreticilerin, şampiyon kanı taşıyan çiftleşmelerden doğduğunu iddia ettikleri secereli yavrular da pet kalitesinde gelebiliyor. o sebeple herşeyden önce üreticinin güvenilirliğinin araştırılması öne çıkıyor.

    sonuçta beni dinlemeyeceksiniz. sizi bir şekilde elindeki çakma cane corso'nun gerçek bir safkan cane corso olduğuna inandırmayı başaran bu şahıslardan köpeğinizi aldınız. işte hayvan sahibinin genel tablosu burada ortaya çıkıyor. aşağıda yazacaklarım birer kehanet değil. bizzat gözümle gördüklerimin bir özetidir:

    yavru gelişiyor. tabii belli bir soy takibi, secere takibi olmadan gelişi güzel bir çiftleştirmenin sonucu olduğu için de posterlerdeki cane corsolara benzemiyor. büyük ihtimalle genlerin bozuk oluşuna sizin kötü bakımınız da eklenince hayvan hem fiziksel yönden hem de ruhsal yönden bozukluklar sergiliyor. bu doğal olarak psikolojisine ve karakterine de yansıyor. korkak ya da agresif veya hem korkak hem agresif oluyor. bu durumda siz zaten köpeği artık beğenmediğinizden, olan bitenin sorumlusu sanki kendiniz değilmişsiniz gibi köpeği cezalandırıp onu daha da fazla ihmal etmeye başlıyorsunuz. çoğu kez daracık bir mekanda tutsak kalmaktan tüyleri matlaşıyor, derisinde yaralar oluşuyor, gözleri akıyor, toza toprağa bulanıyor ve ruhsal yönden çöktüğü için daha da çirkinleşiyor.

    bu arada sizler ne yapıyorsunuz. yeni bir cane corso arıyorsunuz. daha iyisini… daha güzelini. şöyle zindirinden tutup piyasaya çıkardığınızda zincire asıla asıla gezecek sükseli "gerçek" bir cane corso!

    veya herşeyi görmezden gelip veya gerçekten ırkın morfolojisinden bihaber olup elinizdeki köpeği "gerçek cane corso" olarak lanse etmeyi sürdürüyorsunuz. türkiye'deki en güzel cane corso olduğunu bile iddia edebilenleriniz çıkıyor. tabii ya, nasılsa meydan boş!

    bu noktada hayvan yetişkin olunca bir eş arayışı başlıyor. sonuçta iki "çakma" hayvan bir araya getiriliyor. zaten cane corso olmayan anne babalardan tamamen kontrolsuz plansız bir eşleşmeden daha da ırkın özelliklerinden sapmış yavrular oluyor. ama bunlar yine de internette "safkan" "gerçek" cane corso olarak reklam edilip satılmaya çalışılıyor!

    ama herşeyin ötesinde benim en çok kafama takılan bu hayvanların yaşam koşulları! şimdi soruyorum:

    cane corso başka köpek diyerek ırkı göklere çıkartan sizlerin kaçınız köpeğini gerçekten seviyor, onu zekası ve duyguları gelişmiş bir canlı olarak görüyor. sükse yapmaktan önce onun konforunu düşünüyor. bu canlının sosyal gereksinimleri olduğunu, herşeyden önce de sahibinin yakın ilgi ve alakasını beklediğini kaçınız düşünüyor? onun egzersiz ve oyun ihtiyacını kaçınız düzenli olarak karşılıyor, kaçınız gerçekten köpeği ile birlikte yaşıyor? onu aile ferdi olarak görüyor, yaşamını paylaşıyor? kaçınız köpeğine gerçek bir dostun ilgi ve şefkatini gösteriyor?

    benim gördüğüm çoğu kez "benim cane corso"m var demek adına son derece sağlıksız koşullarda tutulan tutsak hayvanlar. bodrumlarda, teras katlarında, balkonlarda, kafeslerde, zincirde… önüne düzensiz olarak konan niteliksiz mamalar, veya yemek artıkları… ne bir veteriner denetimi ne de aşı programı!

    ne mi oluyor? sizin şahsi ihtirasınızın bedelini zavallı köpekler ödüyor. bunun adı da hayvan sevgisi oluyor. facebook'da grup bile kuruyorsunuz. "cane corso sevenler" olarak!
  • pitbullum ile mutlu mesut bir hayat yasamaktayim ama yinede gorunumuyle beni cezbeden 2-3 diger irktan biridir. ozellikle suanda yurtdisinda bulundugum icin felaket guzel orneklerini goruyorum. ayni sey pitbull disinda tip ve karakter olarak tuttugum presa canario, bordeaux, dogo icin de gecerli. hatta burun kivirdigim american bulldoglara bile asik oldum. ulkemizde bir iyi disi getirebilen imkansizliklardan dolayi ecus bucus bi erkekle eslestirdigi icin daha pek yol alinamiyor belli basli irklarda. profesyonel uretim zaten yok bu tip irklarda sartlardan oturu. bu kopegin makbulu iri olmasi midir yoksa pitbullardaki gibi kucuk cep herkulu mu asil ruhu yansitir bilgim yok, kokeninin boyutlarini bilmedigimden ama benim turkiye sinirlari icinde gordugum cane corso sayisi 3-4 olup, simdiki gorduklerime kiyasla burun kivrilacak ama o an gordugumde yine de cok begendigim kopekti.
    bir de bi aralar internette sampiyon sifatlariyla uretim yapan, yavrulari satilan bi cane corso vardi. disi veya erkekten biri gercekten harikaydi, irk bilgisine vakif olmayan biri olarak bana oyle geldi yani. ilgili olanlar o ilani sikca gormustur.

    evde besleme konusunda ise diyecegim sey; irk kadar hayvanin karakteri de cok cok onemli. mcdonaldsa gidip bahcede pitbull kopegi yaninda otururken yemek yiyebilen arkadaslarim var. evde gunluk gezdirmeler sonrasi surekli yattigini soyluyor cogu. ben sure olarak cok daha fazla yormama, gezdirmeme, oyun oynamama ragmen evde karanlik cokene kadar bir saniye kici yerde durmuyor pezevengin.
    disarda 1 saate yakin springpole, arkasindan yine uzun sure diger kopeklerle halat ceken kucuk enistem, yorgunluktan yere yigildiktan 5 dakika sonra agacta gordugu ipe ziplamak icin kendini yirtiyorsa beni birak diye zaten umudu kesmekte fayda var.
    belli basli irklari bahcede serbest gormek kadar da zevkli bisey yoktur. ronaldinho vari hareketler yaparlar oynarken, sevindirirler sizi. ama karakteri uc olmaz ise yeterli egzersizle evde rahatlikla beslenir cogu kopek. o yeterli egzersizi is hayatiniza sigdirabildiginiz surece sorun olmaz bence. her irka gore de degisir o yeterli zaman. benimki epey zaman aliyor namussuz.
  • (bkz: dante)