şükela:  tümü | bugün
  • kendisinin surada dillendirdigi fine tuned universe hipotezine ithafen;

    olmus bitmis olaylarin olma olasiligi olmaz, istatistik boyle calismaz, olmus olaylara olduktan sonra bak bunun olmasi cok dusuk olasilik idi oldu demek ki bunun bir sebebi var denilemez, niye?

    aslinda bunun uc sebebi var, anlatmaya calisayim dilim dondugunce...

    1.) aslinda gunluk hayatimizda cok dusuk olasilikli olaylar siklikla olur. yani ender bir olayin olmasi illa ki saskinliga ugramamizi gerektirmez. ki saskinliga ugramamiz da tanriyi gerektirmez ama devam edelim. birkac ornek verelim:

    a) mesela bir deste karti karip sira ile dizerseniz yan yana elde edeceginiz desteyi elde etme olasiliginiz

    80658175170943878571660636856403766975289505440883277824000000000000 de 1 dir (bu sayiyi parmaklarimi klavyeye rasgele vurarak yazmadim). ancak herhangi birimiz deste karip dizebilir ve bir sonuc elde eder.

    b) biraz once random.org sitesinde 1 ile 100 arasinda 100 tane rasgele sayi olusturdum. bakin bu siteden elde edeceginiz sayilar pseudo random degil random dur. sitenin bana vedigi sayilar sunlar idi;

    "5 77 48 54 44 25 48 30 78 89 82 52 92 97 10 84 63 86 16 78 49 20 88 32 74 10 94 54 72 90 38 98 64 99 84 80 1 99 81 96 66 59 2 48 91 45 82 11 65 61 45 64 73 32 13 36 68 55 17 41 55 29 61 85 31 50 14 53 47 21 18 66 54 49 77 58 22 72 3 85 63 99 91 46 91 72 29 20 46 65 91 32 17 17 61 62 54 76 48 94"

    sitenin bana tam da bu sayilari verme olasiliginin 10^200 de bir oldugunu biliyor mu idiniz?

    c) ya da istanbuldaki arabalarin sahiplerinin arac plakalari ile - tc kimlik numaralari ile su anki gibi eslesme olasiliginin bundan cok daha kucuk bir sayi oldugunu.

    d) siz hic andromeda galaksisinden cikan fotonun hikayesini okudunuz mu? link. peki bir fotonun dunyadan yaklasik 2.5 milyon isik yili uzakliktaki bir yerden cikip, binbir badire atlatip, gozunuze ulasma olasiligini hesaplamak ister misiniz? ki andromeda galaksisi ciplak gozle gorulebilir neye baktiginizi biliyorsaniz. bu mantikla bakarsaniz andromeda galaksisine her baktiginizda tam manasi ile bir mucize olmaktadir.

    2) tekrarlanamayan olaylarda olasiliktan bahsetmek oldukca sakattir. bakin bir zarin olasiligi konu edilebilir zira istersek zari tekrar atabiliriz, ya da o zara yeterince (ki buradaki yeterince kavrami fazlasi ile tartismaya aciktir) benzeyen pek cok zar bulup bunlari bir arada atabiliriz. ama kozmoloji de boyle bir sansimiz yok, elimizde sadece 1 evren var ve onu bir kez daha bastan baslatma sansimiz yok. onun icin dna dan yildizlara kadar pek cok konuda istatistikden bahsedebiliriz, ama evren konusunda bunu yapamayiz. sonuc: cosmoloji ile ilgili konularda istatistik problemlidir.

    3) hipotez gelistirdigin data seti ile hipotezi dogrulayamazsin. yani bir dataya baktin, datanin nasil davranmasi gerektigi hakkinda bir fikrin yok. mesela feynman'in ornegindeki arastirmaci fareleri inceliyor ve farelerin o kosullarda nasil davranmasi gerektigine dair kafasinda bir model yok. deneyde labirente konulan fare icin iki secenek var saga ya da sola gidecek. ıncelemesi sonucunda bir data seti elde ediyor, bu data setine bakarak bir hipotez gelistiriyor. fareler sanki alternate ediyormus gibi gozukuyor data setine gore. iste bu hipotez o farelerin yeniden o labirente konulup, yeniden hareket ettirilmesine muhtac. ha testi gecerse de, diyelim ki fareler ikinci turda da alternate etti, o kosullarda labirente konular farelerin alternate ettikleri iddiasi hala kesin degil, daha guvenilir sadece. bilimde kesinlik yok.

    konu 4 kuvvetin oranlari olunca (ki 4 kuvvetin oranlari fizikteki temel parametreler degildir, otesinde nelerin temel parametre oldugu da kullandiginiz modele fazlasi ile bagimlidir. mesela standart modelde 25 farkli temel parametreden bahsedilebilir - ama bu ayrintidir gecelim) elimizde sadece 1 data seti var, ikinci data setini elde etme olanagi yok. bu da kozmolojinin genel gecer problemi olarak kayda gecsin.

    feynman'dan gelsin

    "there is no sense in calculating the probability or the chance that something happens after it happens." (devami yazinin sonunda)

    denilmek istenilen su, sonucu hakkinda bir bilinmezlik olmayan durumlarda olasilikdan bahsedilemez. hipotezimizin yanlislanabilir olmasi gerekiyor ki iddiamizin bir anlami olsun. yanlislanabiliri bir ornek ile gosterelim. bir zari alir '6' gelme olasiligi 1/6 deriz, sonra zari 100 kez atariz, sonra da sonuc dagiliminin 1/6 hipotezi ile uyumluluguna bakariz. eger zari 100 kez atma olanagimiz yoksa, zar kirilmis ise mesela, bak o zaman soylenenler havada. yarin gunes dogacak, ya da havaya atilan tas yere duser gibi nerede ise emin oldugumuz durumlarda bile istastiksel bir olmama olasiligi var onun icin istatistik anlamli. 4 kuvvetin oranlari konusunda bu yok, bir daha patlatamiyoruz evreni. dolayisi ile burada olasilik yok. 1 degil, 0 da degil tanimsiz, yok.

    yani olmus bitmis sonucu belirli ve tekrarlama olanagimiz olmayan bir hadisenin olasiligindan bahsediyor isek cok dikkatli konusmamiz gerekir.

    ha bu demek degildir ki evrensel sabitlerin su anki degerinde olmalari sorgulanamaz, sorgulanir! ama bu sorgulama icerisine olasilik katilamaz. bu demek degildir ki tanri yok, asagida feynmandan alintiladigim yazinin baska bir kisminda bilimin tanri kavrami ile nasil uyum icinde olabilecegi tartisilir. bunlara itirazimiz yok zaten, mesele, 'itiraz' tanriyi istatistik gibi bilimsel bir kavram ile kanitlamaya calismaya.

    cunku tanri hipotezi bilimsel degildir 'tanrinin istegi' tahmin edilebilir degildir, yanlislanabilir degildir. hadi bir dusunce deneyi yapalim: yeni bir bizimkinden farkli evrenin patladigini dusunelim. hayalimizi biraz kisitlamak adina bu evrende de 4 kuvvet olsun ve bu 4 kuvvet tipki bizim evrenimizdeki gibi etkilessin. gravity 1/r^2 ile azalsin, '+' ve '-' ile sembolize edilebilecek iki farkli elektrik yuku olsun. bakin daha simdiden kac onkabul yaptik, ama onu gecelim. yani kabaca bu evrenin bizimkinden tek farki kuvvetler arasi oranlarin (4 kuvvet var ise 3 orandan bahsediyoruz) rastgeleligi olsun. ve yasamin gerceklesmesi icin bu sayilarin olamasi gereken araligin 10^-200 olmasi iddiasi dogru olsun (ki burasi acayip su kaldirir - zayif cekirdek kuvveti gravitiden guclu olsa idi karmasik yapilar olamazdi sozu fazlasi ile sorgulanmaya muhtac). simdi bu evrende bu sayilarin bu aralikla olma olasiligi nedir? 10^-200 mu gercekten, yoksa tanri isterse gene de olur mu? tanrinin isteyip istemeyecegini bilebilir miyiz? yani tanrinin isteme durumu yanlislanabilir midir? test edilebilir midir? tanri isterse olur istemezse olmaz? bilemeyiz midir? o zaman bilinebilir olan nedir? bakin isin icine gucu herseye yeten ve keyfi tahmin edilemez bir kavram girince bilimden nasil kopuluyor.

    tekrar yukaridaki ornek tanri yok demek degildir. yukarida tanrinin bilimsel hipotezlerin icinde neden olamamasi gerektigi, tahmin yetenegimizi nasil oldurdugu, bilimsel olani nasil allak bullak ettigi anlatilmistir.

    notlar

    feynman durumu soyle anlatir

    'ı now turn to another kind of principle or idea, and that is that there is no sense in calculating the probability or the chance that something happens after it happens. a lot of scientists don't even appreciate this. ın fact, the first time ı got into an argument over this was when ı was a graduate student at princeton, and there was a guy in the psychology department who was running rat races. ı mean, he has a t-shaped thing, and the rats go, and they go to the right, and the left, and so on. and it's a general principle of psychologists that in these tests they arrange so that the odds that the things that happen happen by chance is small, in fact, less than one in twenty. that means that one in twenty of their laws is probably wrong. but the statistical ways of calculating the odds, like coin flipping if the rats were to go randomly right and left, are easy to work out. this man had designed an experiment which would show something which ı do not remember, if the rats always went to the right, let's say. ı can't remember exactly. he had to do a great number of tests, because, of course, they could go to the right accidentally, so to get it down to one in twenty by odds, he had to do a number of them. and its hard to do, and he did his number. then he found that it didn't work. they went to the right, and they went to the left, and so on. and then he noticed, most remarkably, that they alternated, first right, then left, then right, then left. and then he ran to me, and he said, "calculate the probability for me that they should alternate, so that ı can see if it is less than one in twenty." ı said, "ıt probably is less than one in twenty, but it doesn't count." he said, "why?" ı said, "because it doesn't make any sense to calculate after the event. you see, you found the peculiarity, and so you selected the peculiar case." for example, ı had the most remarkable experience this evening. while coming in here, ı saw license plate anz 912. calculate for me, please, the odds that of all the license plates in the state of washington ı should happen to see anz 912. well, it's a ridiculous thing. and, in the same way, what he must do is this: the fact that the rat directions alternate suggests the possibility that rats alternate. ıf he wants to test this hypothesis, one in twenty, he cannot do it from the same data that gave him the clue. he must do another experiment all over again and then see if they alternate. he did, and it didn't work.'

    meraklisina
    http://rationalwiki.org/…i/improbable_things_happen
    http://rationalwiki.org/wiki/borel's_law
    http://rationalwiki.org/…texas_sharpshooter_fallacy
    canlılığı mümkün kılan parametreler

    biraz daha derinlemesine meraklisina
    http://math.ucr.edu/home/baez/constants.html
    http://en.wikipedia.org/…damental_physical_constant
    http://www.physicsforums.com/…owthread.php?t=466154
  • http://www.canertaslaman.com/…03/big-bang-tanri.pdf

    şurada bir kitabı var. çok kısa geçeceğim; kitapta, bilim tarihini kozmoloji ve özelinde büyük patlama ekseninde temel alan herhangi bir kitapta bulabileceğiniz çok temel bilgileri döşemiş fakat big bang kuramının dindar bilimadamları tarafından savunulduğu, ateist bilimadamları tarafından ise karşı çıkıldığını yazmış. bu ayıptır. hele bir yerde lemaitre'nin bir papaz olduğundan ve big bang kuramının ilk halini ortaya attığında kilisenin kuarmın önemini kavrayarak hemen kuramı sahiplendiğinden bahsetmiş ancak lemaitre'nin bu durumdan duyduğu hoşnutsuzluğu yazmayı es geçmiştir. lemaitre papa'ya ulaşarak "nabıyon amk liselisi, bilim bu deyil" diye izahata girişmiş ve kilise'nin ileride yaşanabilecek gelişmelerle rezil olma ihtimalinden bahsetmiştir. çünkü lemaitre inançlı bir din adamı olmasının yanında iyi bir bilimcidir. bilim nedir bilmektedir. caner bey'in aksine.
  • islam'ın en büyük hatalarından daha doğrusu insan yapısı olduğunun ıspatlarından birisi kölelik hususudur. bu adama da aynı konuda bir kaç kez soruluyor ve tahmin edeceğiniz üzere ezbere yanıtlar vermekten öteye gidemiyor. çember sakallıların verdiği aman efenim o çağlarda kölelik bir günde kaldırılamazdı gibi klasik yanıtlar veriyor. sonra kuantum fiziği, moleküler biyoloji, evrim, cam kanatlı kelebek ve big bang'den bahsediyor ajshdhhdjfkjff.

    trilyonlarca yıldızı yarattı dediği tanrısı kölelik gibi insanlığın icat ettiği en büyük günahı yasaklayamıyor. ol deyince olduran, aralarında eşcinsel var diye komple kavimi helak eden tanrısı kölelik düzenine çomak sokamıyor. öyle bir anlatıyor ki bir ara o dönem köle ticareti baronları çok güçlüydü allahın bacağına sıkarlardı diyecek sandım. çünkü diğer kavimlerde kölelik sürerken rekabet eşitsizliği oluyormuş. e peki alkol zina nasıl yasaklanıyor zart diye. insanlık şirk koşuyor diye toptan helak edip nuh'u, ailesini ve sadece hayvanların birer çiftini kurtaran tanrı aynı tanrı değil mi? gerçi bunlar nuh'un isyankar oğlunun lanetlenerek derisinin karardığına ve zenci ırkının böyle var olduğuna inanıyorlardı yakın zamana kadar.

    diyor ki islam köleliğin yavaş yavaş bırakılmasını tavsiye etmiştir. sanki sigaradan bahsediyor emenike. yavaş dediği süreç ise kuran'ın indiği yerde 1350 sene sürüyor. o arada işte sadece arap yarımadasında 200 milyon kadar köle yaşayıp ölmüş. bunların 40 milyon kadarı sahipleri tarafından öldürülmüş. erkeklerin büyük kısmı hadım edilmiş, cariyeler bir kenara ufak çocuklarına varana kadar ırzlarına geçilmiş vs. onlar mühim değil.

    bunun yanında cübbeli ahmet bile daha rasyonel bir adam. en azından islamda kölelik vardır yalan mı söyleyeyim diyebiliyor. ben her şeyiyle kabul ettim inanıyorum diyen adama zaten ne diyebilirsin. onların da kafalarını seveyim ama en azından tutarlılar. bu hepten saçmalık. he kara delik, nebula, evrim he.
  • fizikten anlamaz kişi, çünkü fizikçi değil.

    fizikten de anlayabilir ama bla bla diyecekler için tekrar edeyim, anlayamaz. fizik bir sakız olsaydı kendisinin sandığı gibi, ağzına atıp çiğneyebilirdi, ama olmadığından mütevellit fizikten anlamaz. anladığını sanar ki bu anlamamaktan, bilmemekten daha beterdir.

    fizik yorumla, dinleyerek, popüler formülsüz kitapları okuyarak anlaşılmaz. çünkü modern fizik, bir yorumdan, bir bakis acisindan ziyade; dogadaki komplike duzenin, simetrilerin fiziksel boyutlarda matematiksel olarak modellenmesidir. ozellikle quantum, parcacik fizigi, yer cekimi gibi konularin anlasilabilmesi derin bir matematiksel bilgi (mesela *) ve bu dilde iletisim yetenegi gerektirir.

    fizikçi olmaya çalıştığım sürece öğrendiğim en önemli şeylerden biri: karşımdaki bir fizik hocasıysa, ne derse desin, benim henüz bilmediğim sağlam bir referansının olduğudur. beni o an "yahu bir dakka" derdirtecek bir sey olsa bile nefesimi tutmam gerektiğidir. hele ki hoca kendi alanında konusuyorsa sesinizi kesip dinlemeniz gerekir.

    bu kişi katıldığı mevzubahis programda haddini bilmeyerek, gerçek anlamda bilmeyerek, sosyolog sıfatıyla bir fizikçinin sözünü fizik hakkında kesiyor.
    densizlik budur.

    deneyle kanıtlandı kanıtlanmadı dediği paralel evren modelinde hocanın bahsettiği şeyle kendi bildiğini sandığını muhtemelen çok farklıdır. muhtemelen üst üste koyulmuş kağıt yığını gibi kafasında oluşan paralel evrenle hocanın big bang öncesi olması gereken koşulları anlattığı şey görünürde aynı olmasına rağmen fizikçi ile fizikçi olmayanın algısında çok farklı yerlerdedir.

    ayrıca "kuantum kozmolojisiyle kuantum teorisini karıstırırsanız" gibi bir laf etti.
    haddini yitirmiş arkadaş, sen ne kuantum bilirsin? bildigini sandıgın sey nedir? karsındaki adam muhtemelen onlarca kez dersini vermis, quantum field theory, particle physics ve relativity calsıtıgına göre muhtemelen ögrencilik hayatında direk quantum tabanlı ya da icinde quantum gecen onlarcasını ders olarak almıstır. sen quantumun ne oldugunu bilmeden quantum cosmologyden bahsediyorsun, bir de bunlara hakimmiş gibi karsındaki fizikçinin bunları birbirine karıstırdıgını soyluyorsun. karsındaki adam o konuda arastırma yapıyor bu ne demek? adam su an dunya uzerinde o konuya katkı yapabilecek sayılı kişilerden. sen kimsin?
    ilki karıstırılacak bir sey yok, ortada quantum kozmoloji ve quantum teorisi bu adamın soyledigi gibi karısacak ayrı seyler degildir. quantumdaki dalga modelinin, olasılık modelinin, evrenin baslangıcını olusturan kosulları ele almada kullanılmasına quantum cosmology denir.

    peki ben bu adama bu kadar kızmısım, bu adamın fizigi kendi kendine ogrenmesine hic mi ihtimal yok? ben cok yanılıyor olabilirmiyim?
    olamam, cünkü bilim köşeyi döndüğünüzde karşılaşacağınız ve şıp diye kavrayacağınız bir şey değil. geçtiğimiz yüzyıl bilimde çağ atladığımız yüzyıl. tüm bu yüzyılın fizik birikimini populer methodlarla edinmeniz mümkün değil, genel hatlarını 4 yıllık fizik lisansıyla çizebilirsiniz ki bu sizi 1950lerin fizigine bile getiremez, masterda alacagınız derslerle bu lisansta çizilen genel hattın üzerinden gidersiniz ve doktorada sectiginiz bir uctan ilerlemeye baslarsınız ve her yeni bir sey ogrendiginizde ne kadar bilmediginizin farkina varirisiniz. yani fizik okumak icin, daha dogrusu tüm temel bilimler icin boyle, o konuda bilirkişi olabilmeniz için hayatınız feda etmeniz gerekir bir bakıma.
    fizik okuyup aynı anda matematikte okuyabilirsiniz, elektronik mühendisliği, hatta kimya, bilgisayar mühendisliği bile okuyabilirsiniz. bunları aynı anda yapmak kişiyi daha çok yoracaktır ama kişinin aynı potansiyelini kullanarak, aynı matematiksel birikimini, aynı analitik zekasını ve tecrübesini kullanabilecegi seylerdir.
    ama fizik okuyup sosyoloji okuyamazsınız, yapan olmus olabilir ama hem fizik doktorası, hem sosoyoloji doktorası alabileceginizi zannetmiyorum.
    yinde de yapan olmus olabilir.

    peki bu kişi fizik doktorası mı yapmış? hayır. lisans, yan dal? hayır. ailede de mi fizikçi akşamları bu altın çocuğua uykudan önce iki saat fizik, matematik anlatsın, ailede kimya mühendisi varmıs, fizige ilgisi oradan geliyormus.

    ülkedeki en önemli sorunlarımızdan biri uzman sorunu, beyaz gömleği giyip kollarını kıvıran herkes uzman oluyor.
    iste kendisi 5n1k isimli bilimsel programda sorulan quantum nedir sorusuna cevap veriyor. neden bu kadar fizikçi varken bu adam cevap veriyordan ziyade neden bu adam bu soru soruluyor diye sormak lazım aslında. adam gidip fizikçilere sorun demiyor anlatayım bildigim kadarıyla da demiyor kolları kıvırıyor doc. dr. anlatmaya baslıyor. hic bir yerde de sosoyolog diye yazmıyor, sanırsın ki fizikçi
    http://vimeo.com/7847943
    ama fizikçi değil, programın sonunda quantumun bir iş kolu olduğu anlaşılıyor ve aşk hayatımıza falan etki ettiği keşfediliyor. tam 5n1k gibi bilimsel bir topluluğa yakışır bir sonuç.

    tekrar behsettiğim programa dönersek burada hocanın ayrılmasından sonra kendisi yine uzman kesilip rezil bir konusmaya devam ediyor sunucuyla birlikte. adama, yahu sen fizikçi değilsin senin haddin mi bunları açıklamak gibi bakışlar gelse de kimse ağzını açıp bir şey demiyor, çünkü diğerleri en azından bilmedikleri şeyler hakkında konuşmayacak kadar saygılı.

    hoca tam ayrılmadan önce "burada fizikçiler bizi dinliyor, kimin ne oldugunu onlar takdir edeceklerdir zaten" diyor. programı dinledim, 1 saatimi heba ettim, çok yazık, sen içler acısı bir insansın caner taslaman, karşındaki de bir fizikçi.
    edit: program linki: http://vimeo.com/11024365
  • son katıldığı tv programından bir kaç satırlık bir diyaloğunu aktarmak istiyorum:

    - *c.t. soruyor* sonsuz sayıda evrenler olduğu fiziki bir iddia mı metafizik bir iddia mı?
    - fiziki bir iddia.
    - fiziki bir iddia? tebrik ediyorum. bana göre bu felsefi bir iddia ve kötü bir felsefe.
    - bu bilimsel bir kuram.
    - siz sonsuz evrenler bilimsel bir kuramdır diyorsunuz?
    - bilimsel bir kuramdır.
    - *gülüyor*
    - bilimsel kuramlar yanlışlanabilir kuramlardır.
    - *ilk defa duymuş gibi* yanlışlanabilir? hem yanlışlanabilir, hem bilimsel?

    ya ne olacağıdı? bu adam hangi sıfatla televizyona çıkıyor anlayamıyorum.

    edit: bu entry'nin hala + oylandığını görünce ekleme gereği hissettim.

    sonradan farkettim ki taslaman burada söylediğiyle aslında "yanlışlanabilir şeyler bilimsel olamaz" gibi bir şeyi kastetmiyor.

    sadece sonsuz evrenler kuramının bilimsel ve yanlışlanabilir olmadığını düşünüyor, o yüzden bu tepkiyi veriyor.
  • yukarida yazilmis olan ve yuzde yuz katildigim kolelik elestirisi icin, sacma sapan elestiriler diyen at kafasi lutfen sebebini anlatsin. ulan ne guzel ya. ne bir bilgi vermek var, ne bir aciklama var. sacma sapan elestiriler diyip noktayi koyuyor. neden abi? neden sacma? anlatsana biraz.
  • not: aslinda bu entrylerin orjinali su anda takilmakta oldugum sozlukte var. ancak maalesef orasi eksi kadar populer degil, amme hizmeti olarak buraya da yaziyorum.

    modern türk müslümanların yeni yaşar nuri öztürk
    http://media.altersozluk.com/…267/577781b477c38.jpg

    modern müslümanların önünde bir çuval bir de mızrak var
    mızrak seküler modernitenin hem maddi hem manevi anlamda tartışmasız üstünlüğü. maddi anlamda bilim ve teknolojik üstünlük. manevi anlamdaysa her ne kadar arada bir eleştirsek de değerler bakımdan üstünlük. yani bugün aklı başında hiç kimse kölelik geri gelsin, kadınlara ikinci sınıf insan muamelesi yapalım, bir grup insani sırf başka bir inanca mensup diye asagilayalim ya da öldürelim vs demiyor. ancak baktığımızda bütün bu değerlerin geçmişi taş çatlasın 200-300 sene.

    çuval ise güzel olan herşeyin islam'da olması (bunun bir adım ötesi de islam'da olmayan herşeyin çirkin olmasıdır ki bunu diyen adamlar sağda solda kafa kesiyor)

    modern müslümanın ikilemi şu..ne yardan vazgeçerim ne serden demesi.
    gerçekten tanrı insani kendi suretinde mi yarattı bilmiyoruz ama insanların tanrıyı kendi suretlerinde hayal ettikleri bir gerçek!

    yani isteniyor ki bir tanrı olsun ama bu mümkün mertebe deistik takılsın. ancak dualarımızı da kabul etsin. öldükten sonra kötü insanlara ceza versin, iyi insanları odullendirsin. şevki yılmaz'in tabiriyle "yağmur yağmıyor yağdır allah'ım! başıma bir bela geldi, kurtar allah'ım! ama dünya işine gelince sen dur allah'ım ona roma hukuku yetişsin!". mesela anneme kalsa çamaşır makinasını icat eden adam kesin cennetlik. mantığı da gayet basit. annem (yani benim anneannem) koydeyken çamaşırları derede yikarmis. "bugün benim gibi 1 milyar kadın olsa, her biri bu makineyi kullanırken bu adama hayır duası etse o kadar duası olur" diyor. çünkü annem için esas olay insanlığa ne kadar faydası olmuş, isterse o adam krem peynire tapmis olsun. ya da anneme kalsa kuran'da bazı ayetler update edilmeli (miras vs). saçma geliyor çünkü.

    peki modern müslümanlar mızrağı çuvala nasıl sigdiriyorlar ya da sığdırmaya çalışıyor?
    1) maddi anlamda var olan bilginin islamileştirilmesi
    2) manevi anlamda da seküler modernitenin değerlerinin aslında islam'da olduğu
    (dikkatli baktiysaniz aslında bir ile iki hemen hemen aynı)

    temel varsayımlar ya da ilkeler şunlar.
    1) tüm bilimlerin çıkış noktasının tanrı olduğu bilinmelidir ve bilgi tanrı ile başlatılmalıdır
    2) bilim vahyi onaylamali ve onu en temel bilgi kaynağı olarak görmelidir
    3) mevzu ne olursa olsun bilgi allah'in niteliklerine göre (yeniden) düzenlenmelidir
    4) her türlü bilim allah'in var olduğunu ilkesel olarak belirlemeli ve amaç olarak kendisine tanrının yarattığı düzeni keşfetme ve onu anlama amacı gutmelidir.

    aslında caner taslaman'in bize kuantum ile big bang ile satmaya çalıştığı hede ortaçağ'in itin bir tarafina sokulan skolastik felsefenin (ki bu devrin islami versiyonu islam'ın altın çağıdir) 21.yy versiyonu. yani avrupa'da thomas aquinas'ların ya da bizde ibn-i sinalarin, farabilerin neo-platoncu ya da aristocu görüşlerle yaptığını bugün einstein ile hawking ile yapmak. bu ne geleneksel ne de modern olan kültürel sizofreniden başka birşey değil.

    türkçesi meşhur batı'nin tekniğini alalım ama ahlakını kültürünü almayalım zirvasinin özel bir versiyonu. batı'nin bilimsel ve sosyolojik sonuçlarını alalım ama onun üretim süreçlerini almayalım bir de üzerine arkasına islami bir metafizik giydirelim. bu mantığa göre biz thomas müller'i türk vatandaşı yaparsak türk futbolu inanılmaz derecede gelişir. ama almanlar nasıl takır takır futbolcu yetiştiriyor çok da zikimizde değil.

    bunu yapmanın yöntemi de birincil muhattabi sahabeler ve o dönemin arapları olan kuran'i, 21.yy'a uygun bir şekilde yeniden yazmak. tabi bunu yaparken de ayetleri bağlamından koparmak, bayağı bir hadisi reddetmek ve arapçanın esnekliğini sonuna kadar zorlamak gerekiyor. yani caner taslaman gibi insanların yaptığı kuran'i yorumlamak değil "kuran'i bugün ben yazmış olsam böyle yazardım"in yorumu.

    hal böyle olunca durum şu oluyor
    sunucu kız: kuran'da insan topraktan yaratılmıştır diyor?
    caner taslaman: sembolik o. insanın içinde karbon var, azot var. toprakta da karbon var azot var
    sunucu kız: adem'den havva'dan bahsediyor kuran
    caner taslaman: sembolik o
    sunucu kız: kuran'in modern bir cevrisinde evrenin genişlemesinden bahsediyor
    caner taslaman: işte o ayeti olduğu gibi almalıyız. islam medeniyeti kozmik enflasyon teorisini 1400 yıldır biliyor!

    "data insan gibidir, yeterince işkence ederseniz istediğinizi soyletirsiniz" kavliye her kutsal metinden istediğiniz bilimsel doğruyu çıkartabilirsiniz. ancak bu kafayla yeni bilgi bulamazsınız.

    bunun sosyal versiyonu da cihad, kadın hakları, kölelik gibi mevzularda ortaya çıkıyor. islam'da cihad sadece manevi amaçlıdır ya da savunma amaçlıdır demek mesela. o zaman allah'a caner taslaman'i gönderdiği için bir kez daha şükredelim. çünkü hz. muhammed'in sahabeleri (hz. ömer'ler vs) kuran'i yanlış yorumlayan, "indirilen değil uydurulan din"e inanan insanlarmis ki o kadar fetih yapmışlar, o kadar insani köle almışlar!

    bu kısa vadede ve pratik anlamda faydalı bir durum. evet ben kişisel olarak memlekette islam otoritesi olarak cübbeli ahmet hoca yerine caner taslaman tanınsın isterim. sonuçta ben siyasi görüş bakımından liberal, teolojik olarak da ateist bir insanım. demokrasi şirktir, dinden çıkan öldürülsün diye cübbeli'dense öldürülmesin diyen taslaman tabi. ancak orta ve uzun vadede bu mantığın bir faydası yok. nasıl ibni sinalarin farabilerin antik yunan felsefesini islam'a yedirmesi 200-300 senelik bir bilimsel ilerleme sağlayıp sonrasında tikandiysa ve bu tıkanıklık 1000 yıldır geçmediyse bugün taslamanizm'de benzer sonucu doğuracak.

    kaynaklar
    hasan aydın - postmodern bir proje: bilginin, değerlerin ve eğitimin islamileştirilmesi
    hasan aydın - islam modernizmi: türkiye'deki yansımaları ve işlevleri
    mustafa öztürk: ekranda te’vilin belini kırmak ve sil baştan yepyeni bir kur’an yazmak
    bilimin din ile imtihanı: “hoca’nın ilmi”
  • "cambridge ve harvard üniversitelerinde misafir akademisyen olarak bulunmuş tek türktür."
    - guardianofnight2015

    bunu da not alalım buraya. yalanın veya cahilliğin bu kadarı işte. sonra "atayizler inançlı olduğumuz için saldırıyola" oluyor.
    google'da 5 sn.lik aramamla bak ne buldum:
    [http://cmes.hmdc.harvard.edu/…/visiting-researchers http://cmes.hmdc.harvard.edu/…/visiting-researchers]

    5 saniye!11!!!

    tabii artık internet çağında yaşıyoruz ya bunun gibileri prim yapamıyor.
    onu da bırak ben biliyorum yurt dışındaki üniversitelerde paranla gidersen hemen her yerde sana bir sandalye verip bir iki ay çalıştırırlar. bilimin en büyük sıkıntısı para, bedava iş gücü de gelirse ne ala. bize de iran'lı bir postdoc gelmişti de kendi parasıyla, adamın bilimsel yönü zayıftı (master öğrencisi seviyesinde sorular soruyordu) prof. kabul etmedi. ama edenler oluyor.

    misafir akademisyen olmak marifet değil yani ama türk profesörlerimiz var oralarda bu kadar televizyona çıkıp konuşmuyorlar. al sana örnek:
    [http://en.wikipedia.org/wiki/mehmet_toner http://en.wikipedia.org/wiki/mehmet_toner] (wikipedia 10sn)

    hadi gardiyan hadi, mağdur edebiyatına devam. atayizler yanlış şeyler söylediğiniz için değil inançlı olduğunuz için saldırıyolaaaa.
  • "küçük yaşlardan itibaren doğa bilimleri ile ilgilendi ama sosyoloji okudu." bu neyin kafası be güzel kardesim.

    okudugu bolumler: sosyoloji, felsefe, din. (doktorasini aldigi yer de marmara *)

    uzerinde atip tutmaya calistigi alanlar: fizik, biyoloji

    dipnot: google scholar'a gore de aldigi toplam atif sayisi 25, yaziyla yirmi bes. 25 atifla birak prof olmayi adam gibi bir doktora programindan mezun olamazsiniz.
  • bu adami celal sengör'le ayni teraziye koyup bir de taslaman'in kefesinin agir bastigini iddia eden ayarsizlari göstermistir.
    bu arkadaslar taslaman'in atif sayisini yazabilirse sevinirim. ben celal hocaninkileri yazayim:
    “...86 ülkenin bilimler akademisine üye olan şengör'ün yayınlanmış 1826 makalesi vardır ve bu makalelere 12658 atıf yapılmıştır.“

    sonra tayyip paralel deyince kiziyorsunuz. harbi paralel evrende yasiyorsunuz.