şükela:  tümü | bugün
  • n bir çok sevdiğim küfür... ağzını doldura doldura ama bir kerede, süratli söyleyince mevzuya bahis olan kişi oraya* gidiverecek diye inanıp kısa sürse bile heyecanlanıyor insan.. tabi umrunuzda ise cehenneme gönderdiğiniz.. umur söz konusu bile değilse bu iki kelime zaten her türlü karşılar içinizdekini ifade etme ihtiyacını...
  • bir şükrü erbaş şiiri.

    canı cehenneme rahat rahat uyuyanın
    kapısını örtenin perdesini çekenin
    canı cehenneme yüreği yalnız kendiyle dolanın
    duvarları ancak çarpınca görenin

    canı cehenneme
    camlarında paramparça cesetler uçarken
    dünyayı tüketenin canı cehenneme
    canı cehenneme
    ölüm hücrelerinde umutlarım sönerken
    aşkları tüketenin canı cehenneme

    canı cehenneme başkasının yangınıyla ısınanın
    evini ısıtıp yemeğini pişirenin
    canı cehenneme başkasının üstüne basa basa yükselen
    oturduğu yerden ahkam kesenin
    ...
  • yeni siirim. alınmaca gucenmece yok. sozum meclisten dısarı.
    bilinc akıstırmaca usulu yazılmıstır:

    gelmeyecekken bekletenin,
    ederini baskaları uzerinden verenin,
    kıymetini ucuncu kisiler varsa anlayanın,
    aklı iste gozu oynasta olanın,
    karısından cok sokaktaki kadınları sevenin,
    mutlu mesut sadece askla birbirlerine bakarak opusen ve bize boyle seyler de var dedirten romantiklerin,
    hayatı seksten ibaret goren cogu erkek beyninin,
    evlilik icin "kolay mı. ite kaka yuruteceksin. kimse mukemmel degil" diyen maalesef gormus gecirmis buyuklerinin,
    zor gununde arazi olup iyi gunde etrafında dort donenlerin,
    dustugunde tekme atanların,
    dostlugu iki mucmuc iki laf sokmaca seklinde kusursuz yuruten yalan dostların,
    cocuklarını doven ebebeyinlerin,
    sevgilisini ego doymazlıgından aldatan ve aldatacak olanların,
    reklamların muptelası sevgilileri yuzunden sıfır beden olmaya kasmak mecburiyetinde kalan diyettekilerin,
    insanın hayatını bok edip ben bir sey yapmadım ki zeytinyaglıgı yapanların,
    tum eskiden cok guzel olup artık yaslanıp kocasının ilgisini cekemediginden uzulenlerin,
    insanı oyuncagı sanan cok bilmislerin,
    manupulasyon uzerine koca bir hayat kurarken seni oyunlarına maymuncuk edenlerin,
    herkesten daha iyiye layık olduguna inanan canım guzellerin,
    nikahta keramet vardır derler, evlenince seversinci filmlerin,
    ve dahi gercekten sevip sayıp yuzyıllarca beraber kalan eskimeyen gercek askların,
    tum sarısınların,
    tum ic dunyasında fazla guzel olup kimsenin goremediklerinin,
    tum dısında fazla guzel olup icini kimsenin onemsemediklerinin,
    monica belluci hayranlarının,
    erkek egemenligine karsı cıkma cesaretini gosterdiginde tasa tuttugumuz kadınları asagalayanların,
    agzı olanın konustugu memleketin,
    goz gore gore bilmesine tanımasına ragmen sahte yansımalarla sana cirkin aynalıklar yapıp aklınca seni degerden dusurmeye calısan anasının gozulerin,
    olmusu bozmakta ustune olmayanların,
    insan mutlulugunu kıskanırken kotu gunde senin mutsuzlugunu dinlemekten haz alanların,
    hayatta kanun yoktur omurgasız her sey mubahcılarının,
    prensip mi bir kelime mi diye soran dogru duzgun insan profilinden bir hayli uzakların,
    insanların zorluklardaki caresiz hallerini kendilerine meze yapan insafsızların,
    elestirmekten baska bir ise yaramayan, bir gunde agzından guzel bir soz cıksın insanlarının,
    kendini bir sey zanneden, en tepede olmakla en dipte olmak bir ters giden olaya bakarı anlamamıs hayatı kavrama ozurlu toz pembe dunya sanslı prens ve prenseslerinin,
    vefalı olmak nedir bilmeyenlerin,
    birini alırsan birini dovmenin sart olmadıgını kavrayamayanların,
    barıs-anlayıs-hosgoru vs gibi kavramları uygulamaya gelince hele ki kardeslik ve esitlik dersen leblebi gibi toz olanların,
    iyi niyetini suistimal edenlerin,
    iyicilligini tum dunya kotu olsa berbat bir yer olacakken salaklık olarak adlandıranların,
    neseliysen seni dusurmek icin elinden geleni yapacakların,
    her masalda tek prenses olur mantıgıyla kendini kac yasına gelmis olursa olsun oturtmaya devam eden ilgi manyaklarının,
    kendi bahcesinde dal olmadan bahcemde agaclık taslayanların,
    yenilen takımı her zaman tutmayanların,
    sokak kedilerini ve kopeklerini ezip gram uzulmeyenlerin,
    astıgım astık kestigim kestik zihniyetinin,
    ben yaptım oldu kepazeliginin,
    insan kalmayı unutanların,
    paran kadar konuscuların,
    haksızlık olurken susanların,
    bana dokunmayan yılan bin yasasındaki yılanın dogadaki yılan oldugunu anlamayanların,
    sevgimizden utanc duymamıza sebep olanların,
    eksiklerimizden komplekslere burunmemize neden olmusların,
    acıkları kabul etmek yerine onları tiye alıp kendi burnunun ucunu ve acıklarına korlerin,
    en iyi savunma saldırıdır ile hababam debabam saldıranların,
    insanların sevgisini kazanmaktansa korkusunu kazanananların,
    icimizdeki cocuk ayrı eve cıkmasın diye ugrasırken biz elinde silah icimizdeki puru pak cocukları kovalayanların,
    ve her seye inat masmavi gokyuzunun, dunyanın yarınındaki kotulukten habersiz kayıtsızca gulumseyen cocukların..
    canı cehenneme.
  • şükrü erbaş'ın bugün rast geldiğim ve beğendiğim şiiri.

    tamamı şöyledir;

    canı cehenneme rahat uyuyanın
    kapısını örtenin perdesini çekenin
    yüreği yalnız kendiyle dolu olanın
    duvarları ancak çarpınca görenin
    canı cehenneme başkasının yangınıyla
    evini ısıtıp yemeğini pişirenin.

    bahçesine dek gelen alevleri
    şehrayin sanan aptalın
    canı cehenneme,camlarında
    parçalanmış cesetler uçarken
    bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın.
    mutfakla yatak odası arasında
    çarşılarla gövdesi bencillik hırsı
    yılgınlıkla yenilgisi arasında
    dünyayı tüketenin canı cehenneme.

    orda dağlar bir mezarlık
    bulutlar kan salkımı sular toprakta düğüm
    orda evler oda oda kanarken
    burda yeşerenin canı cehenneme.

    ey bir halkın gözyaşıyla ruhunu yıkayan kin
    ey zulümle yükselen başarı
    ölü sayısına endeksli maaş;

    uzun masallar ardında mağrur
    boynunda ölüm çanıyla oturan güç
    senin de senin de canın cehenneme
    ey sultan hamit tuğralı korucu alayları
    kardeşi kardeşe kırdıran siyaset. . .

    bir gün elbet bir gün elbet
    örter üstünü bu ağır yanlışın
    sevgiyle, yalnızca sevgiyle işlenen
    bir dal incelik,bir simli gülüş
    bir kardeş mavi.
  • çetin oraner'in bestelediği bir şükrü erbaş şiiri.
  • murat yurtgül'ün okulun bahçesinde bağıra bağıra okuduğu ve sadece okumakla kalmayıp yaşam biçimi haline getirdiği bir şükrü erbaş şiiri.
    cennet varsa eğer, senin varlığınla onurlanacak çocuk!
    canı cehenneme

    "aşk olsun sana çocuk, aşk olsun
    acıyorsam sana anam avradım olsun"
  • şiirin tamamı:

    canı cehenneme rahat uyuyanın
    kapısını örtenin perdesini çekenin
    yüreği yalnız kendiyle dolu olanın
    duvarları ancak çarpınca görenin
    canı cehenneme başkasının yangınıyla
    evini ısıtıp yemeğini pişirenin.

    bahçesine dek gelen alevleri
    şehrayin sanan aptalın
    canı cehenneme,camlarında
    parçalanmış cesetler uçarken
    bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın.
    mutfakla yatak odası arasında
    çarşılarla gövdesi bencillik hırsı
    yılgınlıkla yenilgisi arasında
    dünyayı tüketenin canı cehenneme.

    orda dağlar bir mezarlık
    bulutlar kan salkımı sular toprakta düğüm
    orda evler oda oda kanarken
    burda yeşerenin canı cehenneme.

    ey bir halkın gözyaşıyla ruhunu yıkayan kin
    ey zulümle yükselen başarı
    ölü sayısına endeksli maaş;

    uzun masallar ardında mağrur
    boynunda ölüm çanıyla oturan güç
    senin de senin de canın cehenneme
    ey sultan hamit tuğralı korucu alayları
    kardeşi kardeşe kırdıran siyaset. . .

    bir gün elbet bir gün elbet
    örter üstünü bu ağır yanlışın
    sevgiyle, yalnızca sevgiyle işlenen
    bir dal incelik,bir simli gülüş
    bir kardeş mavi.
  • son günlerde devletimizin resmi açıklamalarda kullanmayı pek sevdiği iki kelime.

    ingilizcesi için (bkz: fuck you)
  • nefret edilen veya umursanmayan kişilere söylenenen hafif dozda siktir git anlamına gelen hoş bir kalıp.