şükela:  tümü | bugün
  • sağolsun internet ve youtube sayesinde benimdir bu kişi. o yıllara ait klişelemiş dizi, film ve programlardan enstanteneler izleyince stresim gidiyor. bana çok içten ve samimi geliyor. eski türkiye'nin son zamanları bile yeni türkiye'ye bin basarmış.

    şunun gibi
  • yazın beni de..ne kadar iyi film, iyi müzik varsa hepsi 90’larda.
    bak yine anımsadım..türk filmleri coşmuş kesinlikle..
    (bkz: tabutta rövaşata)
    (bkz: ağır roman)
    (bkz: her şey çok güzel olacak)
    (bkz: gölge oyunu)
    (bkz: tatar ramazan)
    yabancılarda neler vardı?
    (bkz: trainspotting)
    (bkz: unforgiven)
    (bkz: matrix)
    (bkz: fargo)
    (bkz: american beauty)
    (bkz: fight club)
    (bkz: pulp fiction)
    (bkz: the unusual suspect)

    yazmadıklarım da var. sömestr tatilini bu filmlerin tekrarlarını mısır ve bomonti eşliğinde izleme zamanı ilan ediyorum.
  • geçmişe ya da geçmişine özlem duyan insan hayat ile kan bağı kuramamış insandır.

    nasıl ki damarlarda dolaşan kan insanı yaşamsal anlamda yeniliyorsa, insanın hayat ile kurduğu bağların da onu yenilemesi gerekir.
    insanın kendisini ruhsal-kültürel anlamda yenileyememesi muhafazakârlığa yol açar. bazen de cehaletin yeri yakın yolu kolay geldiğinden insan bu düşünsel duruşu yaşam ve düşünce biçimi olarak seçer.

    mutlu olmak isteyen insanın hayat ile olan bağının; yeri yakın yolu kolay olmayan yoldan, yani emek ve özveri isteyen, bilimsellik içeren bir kültürel etki ve itki ile olması, o insanın yaşamda güncelliğini koruyarak mutlu olması açısından tek yöntemdir.