şükela:  tümü | bugün
  • kapağı insanın içine işleyendir.
    fotoğrafın internette bulunabilen bir versiyonunda filiz'in bir yaşında olduğu bilgisi veriliyor. benim de bir yaşında bir kızım var ve içimden kızımın filiz gibi bir hayatı olmasını dilesem dua mı beddua mı etmiş olurum bilemiyorum. bir yanda babasızlık ama bir yanda da baba gibi bir baba ile kısa ama öz ömür.

    işte bunlar hep çözümsüz paradokslar
  • kapakta yer alan aile fotoğrafına bakmaktan kitaba giriş yapamazsınız, öyle güzel.
  • 11 ocak'ta çıkacağı söylendiği halde, bugün d and r'dan aldığım, sabahattin ali eseridir.

    edit: kitabı okudum, kitap hakkında yorumlarıma ve kitaptan alıntılara bakmak için; tık tık.
  • okumayanın bir şey kaybetmeyeceği aliye'nin ve filiz'in mektupları da olsa güzel olurmuş dediğim kitap.
  • evet aliyenin ve filizin mektupları da olsa güzel olurmuştu*. ama bu haliyle de çok güzel. okurken sabahattin ali, hem canınızı hem ruhunuzu hatırlatıyor size. onlara daha sıkı sarılmanızı, romantik bir adamın, saf bir aşığın ve heyecanlı bir yazarın/şairin dilinden öğütlüyor bir yerde.
  • bugün aldığım ve daha ilk sayfasında ruhumu okşamış kitaptır. kürk mantolu madonna' dan sonra zaten bir farklı bakar oldum ikili ilişkilere şimdi bu mektuplardan sonra ne olacak merak ediyorum. sabahattin ali' nin ince ruhu yine ele geçirecek sanırım beni ki bundan ancak memnun olurum.
  • 28 şubat 1935 tarihli -yani tam 79 sene önce bugünkü- "herkeslerden sevgili aliye" adlı mektupta şunlar yazar:

    --- spoiler ---

    herkeslerden sevgili aliye,

    insanların hepsi bir değildir. senin anlattığın selma'nın nikâhlısı gibi insanlar da bulunur, "viyolonsel" hikâyesindeki gibi insanlar da... ben kendim iyi insan olmayı isterim, fakat kötü olanlara da hayretle bakmam. hatta kızmam bile, ancak kötülükleri bana taalluk ederse kendimi müdafaa ederim. şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünürler. dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir. ilk bakışta insana bir kurnazlık ve akıllılık gibi görünen bu hal hakikatte aptallıktır. çünkü dünyada bir insanın başka bir insanın yardım ve alakasına muhtaç olmadan yaşaması mümkün olmayacağına, hatta en kötü hayvanlarda bile birbirlerine yardım hissi mevcut bulunduğuna göre, sadece kendini düşünmek ve başkalarının da böyle yapmasını istemek kendi kendisinin kuyusunu kazmaktır. insan başklarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir. dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. hatta mukabele bile edilmesini beklemeden sadece sevmek. başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğı şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. hayatta en büyük ve vazife saadet olarak şunu anlamak lazımdır: bize yakın ve uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanların iyiliğine çalışmak...

    aliye, benim altın kalpli aliye'ciğim, bu hususlarda ne kadar beraber olduğumuzu bilerek sana bunları yazıyorum. mektupların senin göğsünde ne kadar temiz ve insan bir kalbin çarptığını bana gösteriyor, bu kalp bundan böyle benimki ile beraber çarpacağı için dünyanın en bahtiyar insanıyım.

    mektubunu bekler, güzel gözlerinden hasretle öperim.

    sabahattin ali

    canım aliye, ruhum filiz, yapı kredi yayınları, syf. 12-13

    --- spoiler ---
  • sabahattin ali'nin eşi aliye'ye ve kızı filiz'e yazdığı mektupların derlemesi.

    keşke aliye ve filiz'in mektupları da olsaydı dediğim, ama sadece sabahattin ali'nin mektuplarıyla da o zamanı ve aliye'nin mektuplarını kestirebilmek mümkün.

    aliye'ye osmanlıca filiz'e türkçe yazması mektup asılları sayesinde anlaşılmaktadır. keşke osmanlıca bilsem dedirtti.

    hayatlarından bir parça, hayatımın bir parçası oldu. güzel kitap, okuyun derim.

    *
  • okudukça ağladığım, ağladıkça okuduğum sabahattin alinin karısı - nişanlısıykenden itibaren diyeyim - ve kızına yazdığı mektuplar derlemesi.
    herkes gibi keşke o mektupların öbür tarafı da olsaymış dedim ama yine de sadece sabahattin alinin yazdıkları bile o kadar etkiliyor ki beni... gerisi olsa ne olacaktım kim bilir?
    bu kadar sevgi dolu bir adamın, karısının hayatını güneşle donatmak isteyen bir adamın, yaşadıklarıyla ve ölümüyle - pek tabi elinde olmadan ama - ailesini o kadar çok üzmüş olması - aksinin mümkün olamayacağını düşünüyorum ben. ne kadar zordur, kocanın / babanın ideolojik sebeplerden ötürü hapislere düşmesi, yurt dışına çıkmaya çalışırken saçma bir şekilde öldürülmesi. insan buna üzülmez mi? kahrolur her halde üzüntüden - ne kadar da acı. ne kadar da yakıcı.
  • sabahattin ali'nin 1935-1948 yılları arasında kızı ve eşine gönderdiği mektuplardan oluşan kitaptır.

    “etrafın seni sıktığı zaman kitap oku… ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. insan muhittin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş oldu. fakat bu yetmiyor. şiirlerimde de gördün ki, kitaplara rağmen çok ıstırap çektim. çünkü candan bir insanım yoktu. sen benim yarım kalan tarafımı ikmâl edeceksin.”