şükela:  tümü | bugün
  • biliyoruz ki evrim teorisinde; zürafanın uzun boylu olmasının sebebi olarak ot bulamadığından dallara uzanmak zorunda kaldığı, yarasaların kör olmasının mağaralarda yaşamasından kaynaklandığı (burada lamarck ile darwin biraz farklı düşünürler ama temelde fark yoktur) vs gibi açıklamalar yapılır. velev ki öyle olsun. peki ilk uçan canlı nasıl uçtu? bir düşmandan kaçmaya çalışıyordu fakat bir türlü kaçamıyordu da en sonunda kanatlandı mı? havada uçuşan otları yakalamaya çalıştı binlerce sene ve en sonunda bir de baktı ki uçuyormuydu? biz insanlar,havadaki birşeyi ne kadar süre yakalamaya çalışırsak uçmaya başlarız mesela? wright kardeşler biraz daha kendi kendilerine uçmaya çalışsaydılar, uçak icat etmelerine gerek kalmaz, kanatlanırlar mıydı yoksa? sorular, sorular...

    canlıların tekamül sürecinin, yaratıcımızın kanunlarından biri olduğunu düşünürüm. bir ilaca bağışıklık gösteriyor oluşumuz bunun en basit örneklerindendir mesela. fakat konu, günümüzde ateizmin en büyük destekçisi haline gelmiş darwinist evrim modeli olunca buradaki mantıksızlıkları insanlar hiç mi düşünmüyorlar diye sorarım kendime. bu soruyu sorunca da aklıma şu ayet gelir; "insanların çoğu akıllarını kullanmazlar". tabi onlar da bizim aklımızı kullanmadığımızı düşünüyorlar ama bekleyelim ve görelim kimin aklını kullanıp kullanamadığını.
  • gülben ergen dinlemiş ve kendilerini telkin etmiş olmalarıdır.

    (bkz: uçacaksın)
  • öncelikle bir yanlışı düzeltelim, lamarck ve darwin'in düşünceleri kökten farklıdır. zürafa örneğinden gidelim. lamarck, zürafaların ağaçlara uzanmaya çalıştığı için uzadığını söylerken, darwin, ortamda bir şekilde ortaya çıkmış uzun boyunlu zürafaların, diğerlerine göre avantajlı olduğu için seçildiğini söyler. bu geribeslemeli bir durum olduğundan boyun uzunluğu sürekli seçilecektir ve daha uzun boyunlu nesiller yaratacaktır. buna da malumdur, doğal seçilim diyoruz.

    aynı şekilde, mağaralardaki yarasaların neden kör olduğunu da açıklayabiliriz. malumdur, yarasaların aslında gözleri var ve görmüyorlar. bu yüzden kör diyoruz zaten. demek ki yarasaların ataları görüyorlarmış. dolayısıyla bu atalar, mağaraya girmekle beraber görme işlevine ihtiyaç duymamaya başladılar. lamarck burada, bu nedenle görmeyi bıraktılar minvalinde bir şey diyecektir. doğal seçilim ise ortaya kör yarasaların çıktığını(bir şekilde, mutasyon sonucu gibi) ve bu yarasaların diğerlerine göre daha avantajlı olduğu için seçildiğini söyleyecektir. peki nedir bu avantaj? biliyoruz ki "görme" eylemi oldukça maliyetli bir eylemdir. yani karanlık bir ortamda görmeye çalışan bir yarasanın herhangi bir avantajı yoktur, avantajı olmadığı gibi görmeye çalışarak enerji kaybeder. bu durumda kör yarasalar açık bir üstünlüğe sahiptir.

    uçma denen şeyin canlılarda nasıl ortaya çıktığını anlamak için de, önce kanatların ortaya nasıl çıktığına bakmalıyız. zaten kanatların ortaya çıkması demek, uçmanın başlaması demektir. burada yine bir uyarı yapma ihtiyacı duyuyorum. "uçmak" herhangi bir amaç değildir. uçmak bir sonuçtur. yani bazı değişimlerin bir yan sonucu olarak, canlılar bir şekilde uçmaya başlamışlardır. uçmayı hedefleyerek değil.

    bildiğim kadarıyla uçma denen olay oldukça iyi bir şekilde açıklanmıştır. fakat ayrıntısını bilmiyorum. ama nasıl çıktığına dair bazı duyduğum şeyleri sunayım.

    öncelikle ata canlının ne olduğuna bakmalıyız. bu canlı zıplayan herhangi bir canlı olabilir. dolayısıyla en ufak bir hava desteği, bu canlıya yardımcı olacaktır. bu da kanat-öncesi yapıların çıkmasına sebebiyet vermiş ve daha sonra da uçmaya giden bir süreci başlatmış olabilir. zıplayan bir canlıdan ziyade, ağaçlarda veya yükseklerde yaşayan ve yüksekten atlarken yaralanmamak adına süzülme işlemi gerçekleştiren bir canlı da muhtemel kanat gelişim süreçlerini gösterecektir.
  • konu hakkında çok çok az şeyler biliyorum, uzmanı olan biri umarım daha iyi bilgiler vererek hepimizi aydınlatır.

    uçmanın evrim sürecinde önce süzülme daha sonra uçabilme yetenekleri ortaya çıkıyor sanırım. yarasalar için konuşacak olursak mesela onların evrimi sanırım tam bilinmiyordu ama uçan sincap ve uçan lemurlar incelenerek evrimleri hakkında fikir ediniliyordu, akraba kabul ediliyordu.

    kuşlar içinse durum taa dinozorlara kadar uzanıyordu yanlış hatırlamıyorsam. dinozorlarda uçma yeteneği oluşurken bacaklarla son el parmakları arasındaki alanı deri ve kaslar kapatıyordu. uzunca bir süreçte dişler kısalıp kayboluyor, kıllar tüye dönüşüyor falan. bugünkü kuşların atalarının ilk uçan dinozorlara dayandığı gibi bir şey kalmış aklımda.

    bir de böcekler, eklem bacaklılar mevzusu var ama onu bilemiyorum.

    ateizmi yaratıcıyı falan tamamen arkada bırakarak düşünmek lazım böyle konularda, her fikri önyargılardan kurtularak incelemek gerek. tamam yaratılış konusu kabul edilebilir, o konu daha mantıklı gelebilir ya da tam tersi de olabilir kişiden kişiye değişir eyvallah da kimsenin karşısındakine akılsız falan deme hakkı bulunmuyor.

    edit: dinozor demiştim ama onlar teruzor olarak geçiyormuş. dinozor kabul edilmiyormuş.

    bu arada ayrıntılı link: http://www.evrimagaci.org/makale/162
  • he amk heee... "allah yarattı uçuyor" de, çık işin içinden. tamam kimsenin inancına saygısızlık etmek istemiyorum ama hakkında senelerin araştırılması yapılmış kuramları çürütmeye çalışıp, karşısına da "çünkü allah öyle yarattı" gibi bir düşünceyi kanıt sürmek mallığın daniskası. bayrak tutanı.
  • (bkz: evrim teorisi ilgili yüzeysel fikri olan herkesin evrim teorisini sorgulaması)

    kimse düşünemedi, sen düşündün bravo!
  • dinozorlardan evrilen ilk kuşlar, havada dönmek ve yere konmak için ikinci çift kanatlarını kullanıyordu. kuşların iki kanatla uçmayı becermesiyle, bu kanatların yerini güçlü ayaklar aldı...

    yeni bir araştırma, ilk kuşların dört kanatlı olduğu ve uçmayı ağaçlardan atlayarak öğrendikleri tezini güçlendiriyor. araştırmayı yürüten kanada’nın calgary üniversitesi uzmanı nick longrich, 150 milyon yıl önce yaşamış kargadan biraz daha büyük dinozorla kuş arasında bir geçiş türü olan archaeopteryx kuşunu inceledi. araştırma, kuşların evrime dört kanatlı başladığını, zamanla iki kanadın güçlendiğini ve ikinci çift kanadın ortadan kaltığını savunuyor...
    archaeopteryx kuşu oldukça tüylü ve bugünkü kuşları andıran temik yapısına sahipken, uzun ve kemikli kuyruğu, güçlü çemesiyle sürüngenlere de benziyordu. ilk archaeopteryx fosili 1861’de keşfedildiğinde, charles darwin’in evrim teorisi’nin temeli geçiş türlerine iyi bir örnek teşkil ettiği için büyük sansasyon yaratmıştı.
    archaeopteryx, bilinen ilk kuş türü olarak kabul ediliyor.

    ikinci archaeopteryx fosili 1877’de almaya’da bulundu. fosil kalıntılarda, kuşun ayaklarının arkasında uzun tüyler olduğu farkedilmiş ancak bilim insanları bu tüylerin kuşun hareketine önemine vurgu yapmamıştı. paleontologlar, 2002’de çin’de dört kanatlı bir dinozor kalıntısına rastlayınca, ek iki arka kanadın zıplamaya veya ağaçtan atlamaya yaradığı düşünüldü...

    pürüzsüz konma ve keskin dönüş

    longrich, 5 farklı archaeopteryx fosilini incelediğinde, ikinci çift kanatlardaki tüylerin uçma işlevi görebileceğini farketti. longrich araştırmasında, ikinci çift kanadın archaeopteryx’in uçuş yeteneğine etkisinin matematiksel olarak modellemesini çıkardı. simülasyonda, arkadaki ikinci çift kanadın, kuşa daha havada iyi süzülme ve daha keskin dönüşler yapabilme yeteneği verdiği sonucu çıktı. daha keskin dönüşler yapabilmesi de archaeopteryx’e daha iyi avlanma veya düşmandan daha iyi kaçabilme imkanı sağlıyor.

    longrich hatta ikinci çift kanat sayesinde archaeopteryx’in yere daha pürüzsüz konabileceğini de savunuyor. longrich’in tezine göre, ikinci çift kanatlar uçma dışında fren işlevi de görüyordu.

    bilim insanları kuşların ne zaman dört ayaktan iki ayağa geçtiğini araştırmaya devam ediyor, ancak evrim sürecinde iki kanadın uçmaya yetecek kadar güçlendiği, diğer kanadın devreden çıkarak ayakların güç kazandığı tahmin ediliyor. modren kuşların güçlenen ayakları, koşma, yüzme gibi işlevleri yerine getiriyor.
  • evrimle mevrimle alakası olmayan süreç. tanrı iluvatar önce vaları ve maiaları, sonra da elfleri ve insanları yarattı. bir valar ve aynı zamanda silah, zırh ve metal işçiliği gibi şeylerle uğraşan äule hırsına yenik düşerek cüceleri yarattı. sıra orta dünyada elflere ve insanlara yarenlik edecek diğer canlılara gelmişti.

    ilk olarak ağaçlar yaratıldı: göğe kadar uzanan, güneş ışığında farklı, ay ışığında farklı renklere bürünen, elflerin en kadim dostu ağaçlar ki, elfler daha sonra ağaçlara çeşitli şarkılar söylemeyi öğretmişti.

    hayvanların ortaya çıkış süreci tam olarak bilinmese de thorondor'un (kartalların atası) en yaşlı mahlukat olduğu tahmin ediliyor. mithrandir ve yoldaşlarına yardım eden kartal sürüsü de thorondor'un bilmem kaç kuşak sonraki torunlarından olan gwaihir'in (rüzgar lordu) öncülüğündeki sürüdür.

    işte uçan canlıların hikayesi de bu kadim çağlara kadar dayanır. inançsız ataist ve putperestlerin bilmemesi çok normal.