şükela:  tümü | bugün
  • pachelbel'in en (ve hatta tek) unlu eserinin ingilizce adi.
  • onuncu nesil yazar.
  • again we will rise demek isterim kendisine. her ne kadar lamb of god sevmediğini bilsem de.
  • bu yazar arkadaşımızın yaralarına hunharca, ısrarla ve dahi kahkahalar eşliğinde bir takım tuzlar bastım, efendiliğini bozmadı. o yüzden de beni kesmedi! acımasız tahrikler yoluyla tahribe pabuç bırakmıyor, kibar çıktı :(
  • el yazısını düzeltmesi gerekiyor bence, yani "canan in d" şeklinde okuyabildiğime göre kesi düzeltmesi gerekiyor.

    bir ara canan nereye indi diye bir iğrençlik yapasım geldi de ucuz yırtmışım. stop motion insanı.

    edüt: agamemnon ya da hwinoremuş el yazısını düzeltmesi gereken. lütfen yanlış anlaşılmalara mahal veriyorsunuz sonra.
  • çok tatlı tekila şatları olan yeni zirveci.
    iyi bir kurtarışla pası verip güzel bir intikamla topu dışarı çıkardı. repledim.
    bir de meme ucu capsleri ordan oraya gezmeyeydi ah ah!
  • kadıköy komşular zirvesinde ilk başta canan'ın davetlisi* sandığım, gece boyu muhabbetine doyamadığım hoş sohbet insan.

    p.s: o son şat'ı atmayacaktık abi. bütün caps muhabbeti ondan sonra türedi*.
  • çok tatlı midye dolmaları ve capsleri olan yepisyeni yazar. zirveler yeni bir yüze kavuştu sayesinde. ayrıca zor durumlarda da hızır gibi. *
    ayrıca;
    (bkz: adam bıyıklı beyler)**
  • bir roll-on nelere kadirmiş bana onu göstermiştir. 3 günde bu kadar samimi olduğum bir başka insan, hatırlamıyorum. konuşacak o kadar çok şeyi var ki, sadece 3 gün önce tanıştığıma inanmak da zor geliyor. bu kadar kısa sürede kırk yıllık dost gibi olmasının önemli sebeplerinden biri benim içimdeki 8 yaşındakiyle onun içindeki çocuk enstrümanları alıp çalmaya meraklı bızdığın iyi anlaşması olmalı. bir de heralde nazım'da türk kahvesini içtiği bir istanbul akşamında yazdıklarıyla new yorkta yaktığı ışığın verdiği mutluluk.

    zannımca canon in d saçma insanlarla dolu bir mesleğin saçma olmayan nadir üyelerinden biridir. kendi ilginçlikleriyle kurulu kümesinin yegane horozu ve komşu kümeslerdeki dostlarının hayatlarında da önemli bir parçadır. canon in d'nin bir diğer namı da istanbuldur. laklak diliyle ona baykuş da derler. istanbul'u herkes kendi deneyimine göre tek bir kelime ile tanımlayacaksa eğer, canon in d herkesin o farklı kelimesine uyacak kadar zengin, derin, bir baykuş gibi bilgedir. 3 günde tanınan bir insan hakkında nasıl böyle cümleler kurulabilir; canon in d bir insana bunu yaptıracak kadar çok yönlüdür işte. 6 satırlık bir entryle, new yorkta bir günboyu her saat 60 tane gülücük oluşturmuştur.

    dilerim canon in d ile o meşhur kutularından birkaçına hatıra olarak girecek kadar çok paylaşımım olur şu hayatta, görülen odur ki kendisi buna değecek bir dosttur!