şükela:  tümü | bugün
795 entry daha
  • (bkz: ezel) dizisinde canlandırdığı eyşan atay / eyşan tezcan karakteriyle türk dizilerinde son yıllarda görülen en başarılı aktris performansını canlandıran oyuncu... eyşan çok zor bir karakter, bu dizide çoğu karakteri oynamak zor zaten ama eyşan ekstra zor. türk dizilerinde gördüğümüz kadınlar genelde önemli bir rolü olmayan, pek de bir derinliği olmayan karakterler ne yazık ki. sürekli kocasının/sevgilisinin peşinde olan, özgür karakter olamayan, genelde otomatik tepkiler veren tipler... eyşan ise bunların aksine, zaten bu kadar detaylı bir karakter yazmak zor bir iş ve bunu yaptıkları için senaristler tebriği hak ediyor, zaten (bkz: ezel) bir aksiyon dizisi olmaktan ziyade, karakterlerin hikayesi olarak izlenirse daha iyi olur diye düşünüyorum.

    senaristlerin övgüyü hak ettikleri kısımlardaki oyunculuğu dışarıda bıraksak bile cansu dere inanılmaz bir iş yapmıştır. bu kadar fazla duygu değişimi olan bir karakteri, benim gözümde bir kez bile hata yapmadan canlandırmıştır. bazen nefret ettiren, bazen kendisine acıtan, bazen kendisine hayran bıraktıran bir karakter oldu. bazen tek sahnede bile iki-üç kez farklı duygular yaşadı ve yaşattı. izlerken çok gerçek duygular oluşturdu, bazen kalkıp yüzüne tükürmek, bazen tokat atmak * istedim. bazen küstah denecek kadar ukala bakışları, bazen üstten bakması, bazen tüm sevgisini hissettirmesi... bir de 10 bölüm falan değil, hem dizi süresi uzun, hem de 70 bölüm boyunca bunu yaptı. eminim ki daha kısa bir dizi olsa daha etkileyici olabilirdi.
  • gecen hafta kacirdigim bolumu az once izledim. final sahnesinde ne oynamissin be kadin.

    harikasin eyşan. yürüyedur !
  • gülerken hiç şahit olduğumu hatırlamadığım oyuncu. ne zaman görsem somurtuyor.
  • eysan haline hasta oldugum cok sik karizmatik hatundur

    yeni omeri ben olurdum kesin:)
  • gözümde hala eyşan'dır.
  • fevkalade güzel bir kadın.

    buna benzeyen*, uzun boylu, zayıf, esmer ve son derece zarif bir arkadaşım vardı. kendisine "nasıl olsa pas vermez." diyerek umarsızca ama düzenli aralıklarla yürüyordum. derken bu kızcağız bana karşı yavaş yavaş yumuşamaya başladı. sanırım kafasında "neden olmasın ki?" filan türü düşünceler oluşmuştu. derken beyaz atlı prensi geldi, aldı kızı gitti aq*.

    (bkz: gözümde canlanır koskoca mazi)