şükela:  tümü | bugün
  • bir doktor faciasıyla daha karşınızdayım sayın okuyucular. ihmal ve yanlış teşhisle ılımlı seviyede anksiyete ve dikkat dağınıklığı olan öğrenci bir arkadaşımın psikiyatrik durumunun nasıl berbat edildiği, okul ve sosyal hayatının nasıl yıkıma götürülmeye çalıştığını anlatalım size, hatta direkt kendi ağızından paylaşıyorum şikayetini. yazı içeriğinde ispat niteliğinde belgeler de bulunmaktadır. iyi okumalar.

    19.06.2015 tarihinde takıntı, dikkat eksikliği vb şikayetlerle gittiğim kendi okulumun tıp fakültesi olan istanbul tıp fakültesi’nde muayene olduğum s.a.g isimli kadın asistan doktora muayene sırasında “kıdemlime danışacağım” diyerek odasından çıktı ve geri geldiğinde yanına 3 hasta bakıcı 1 hemşire ile “sakın direnme, zor kullanırız, bize zorluk çıkarma” diyerek psikiyatri servisine sözde “homicide” düşüncesiyle yatırdı. içeride 3 defa salavat çekerek üzerime saldıran bir hastanın oda arkadaşımın saldırısına uğradım 21 haziran tarihinde. sabah uyurken başına havlu bağlamak suretiyle “salavat çekerek üzerime saldırdı” akşam dinlenme odasına gelip üzerime saldırdı. aradan on dakika geçmeden yine saldırıya kalktı. bir günde üç defa yani. her defasında “onu tecrite koyamıyorsanız bari beni koyun bu bana zarar veriyor” dememe rağmen bir şey yapılmadı

    başım ciddi şekilde ağrıdığından baş ağrımın giderilmesi için yetkililere rica ettim fakat hep yalanla başlarından savarak “doktor bugun mr istetti yarın çekineceksin” gibi laflar edildi. yatırıldığım gün ön öykümü alan bir başka doktora “yatıracaksanız yine yatırın fakat bari bir hasta bakıcının nezaretinde salı günkü sınavıma gireyim” dediğimde reddedildim.” sen zaten rahatsız ve zararlı olduğun için buraya tıktık” dedi. pazartesi günü ilk defa vizite çıktım ve anabilim dalı başkanı vehbi üçok girdi. kendisi “aşağıdaki arkadaşlar heyecan yapmışlar yatırmışlar biz de yatırmak istemezdik pardon” diyerek üç gün sonra hiçbir özür bir açıklama yapılmadan çıkarıldım.çıktığım zaman bu işte bir terslik olduğunu düşünüp başhekimliğe şikayette bulundum 4721 sayılı kanunun 436. maddesinde bir zorunluluk olan istemdışı yatış onam formunu vermedikleri için.

    fakat başhekimlikten gelen cevapta “sende zaten şu şu hastalıklar var bu yüzden şikayet etmişsin bizi kale almıyoruz” diye bir cevap geldi. türkiyedeki birçok ruh sağlığı ve hastanesiyle iletişime geçip sözde benim hayal ürünüm olan istediğim belgenin bir suretını yollamalarını talep ettim ve yolladılar. hem doktorun savunmasında benim sözde hastalıklarımı kullanmasından hem de istemdışı yatış onam formunu vermediklerinden görevi ihmal ve özel bilgilerin sızdırılması sebebiyle şikayette bulundum 2015 eylülünde. hastane yattığım dün sulh hukuk mahkemesine dava açtı kısıtlanmam için 7 nisan 2016da bakırköy 1. sulh hukukta kısıtlanmama kararı verdi hakim. şikayet dosyam görevsizlikle rektörlüğe yollandı oradan da bilirkişi için kocaeli tıp fakültesine. dün dosyanın son halini incelediğimde usulsuz bir şekilde, önce istanbul tıp fakültesinin yazdığı şeyleri bilirkişi heyeti virgülüne noktasında dokunmadan tekrar edip rektörlüğe gönderdiğini ve yine dosyaya 4 adet “istemdışı yatış onam formu” sunduğum halde bu benim hayal ürünümmüş gibi “böyle bir uygulama türkiyede bulunmamakta” yazmakta. dosyaya büyük ihtimalle men-i muhakeme kararı çıkacak ve danıştaya gönderilecek. bir umut danıştaya güveniyorum fakat hastaneye yatırılmam ve uğradığım saldırı yüzünden yaşadığım travma sebebiyle yaşadığım korkular, ağlama krizleri vb hakkımda açılan vesayet davası başarılı okul hayatımın tamamen bitmesi kaç gün korkudan uyuyamama, flashbackler kabuslar hepsi yanlarına kaldı. bu benim başıma geldi başkasının başına gelmeyeceğinden emin olamayız. halen en ufak bir mutluluk anında “acaba delirdim mi diyecek” kadar korku doluyum o kadar süre geçmesine rağmen. ısrarla personellerini korumaya devam ediyorlar.

    1-psikozlu ve cinayet düşüncesi olan zararlı bir hasta ki kendisi yatırılmasaydı gidip sınavına giricekti nasıl 3 gün sonra çıkarılıyor. bizim bilmediğimiz kesin tedavi eden bir yöntem mi var ? hangi psikoz üç günde geçmiş?

    2-şikayet etmek ne zamandan beri hastalık belirtisi oldu ? insanın ruh sağlığını bir günde üç defa saldırılmasına izin vererek mi düzeltiyorlar ? istanbul tıp fakültesindeki psikiyatristlerin çoğu hastalara hayvan muamelesi yapmakta. ısrarla personellerini desteklemekteler.

    3- benim istediğim ve kendilerinin hayal ürünü olarak gördükleri fakat türkiyenin muhtelif hastaneleriyle iletişime geçerek elde ettiğim onam formları ve diğer belgeler aşağıda.

    istemdışı yatış onam formları: https://i.hizliresim.com/r2d9qv.png
    https://i.hizliresim.com/gwgovb.jpg
    iki tane daha vardı fakat fax yoluyla geldiklerinden koyamadım
    bana gönderdikleri zaten hastasın o yüzden şikayet etmişsin temalı skandal cevap: https://i.hizliresim.com/okm7xm.jpg
  • homisid (yani insan öldürme) düşüncesi olan birinin psikiyatrik rahatsızlığı var ise hastaneye yatırılır, doğal bir şey gibi. puanım 2/10, o da hayvan gibi davrananlar için.
  • azıcık düşünerek yazın ulan. hasta homisid eğilimi olduğunu söylemiyor. ayrıca hangi homisid eğilimi olan insan akıl hastanesinde 3 gün tutulur? basit bir rahatsızlığı geri döndürülemeyen nöbetlere dönüşmüş gencecik bir çocuktan bahsediyoruz. çocuk nasıl bir dehşete düşürülmüş ki hala daha beni tekrar yatırmazlar dimi diyerek hıçkırarak ağlıyor. ve özür falan dinlenmiyor, söyledikleri tek şey "pardon".
    bkz: ağızınıza sıçtım pardon
  • edit:oha, hasta galiba arkadasin kendisi ve baskasina olmua edasiyla anlatiyor (belki de arkadasinin basina geldigini zannediyor). eski entrylerine bakarsaniz, kendisi de ogrenci ve anskiyete bozukluguna sahipmiş ve bunun icin ilac kullaniyormus. film icinde film.

    edit oncesi entry:

    hollywood'da olmaz bu kadari, ozet geciyorum:

    anksiyete bozuklugu oldugu icin muayene olmaya giden ogrencinin, bir anda zorla psikiyatri servisine yatirilmasi(muayene sirasinda doktor "baska doktora danisip geliyorum" diye odadan cikiyor ama 4 hasta bakiciyla iceri girip "sakin bize direnme" diyor) ve burada ruh sagligi bozuk bir hastanin 3 gun boyunca saldirisina ugramasini anlatiyor. daha sonra da "ya bir yanlislik olmus" denilerek taburcu etmisler.

    rezalet kere rezalet.
  • gelişmiş ülkemin gelişmiş hastanesi...diş için gitmiştim daha bakmadılar bile sıfır muayene seneye xx.xx.xxxx de gel deyip randevu verdiler. sizin yapacağınız işin içine doblo sokayım bu ne gelişmişlik nasa'nın uzay aracınıda sokayım biraz daha gelişin nasa ile eşitlenin.
  • pardon filminin hapishane yerine psikiyatri servisinde geçeni.

    çok geçmiş olsun ve yaşadığı travma için bence şikayet sahibi psikiyatrist değil, ehil bir psikologa başvursun...

    ekleme: bu öneriyi vermeme şaşıranlar olmuş. bence şaşıracak bir şey yok. eğer şahıs akıl hastanesinde yatmasını gerektirecek kadar ağır bir hastalığa sahip değilse, önceki sorunları (aksiyete) ve üstüne yaşadığı bu olumsuz tecrübenin travmasını psikologla çözebilir. yok zaten o kadar ağır bir durumu varsa, psikolog da onu psikiyatriste yönlendirecektir. önce psikologa gitmesini tavsiye etmek, eğer gerçekten haksız yere psikiyatristlerle sorun yaşadıysa, o travmasını daha da tetiklememek içindir. ayrıca kimse tedavisine direkt psikiyatri kliniğinde başlamak zorunda değildir, psikologu aşan bir durum varsa "danışan"dan "hasta"ya dönüştürülür kişi. yani görüldüğü gibi her halükarda kişi bu işten faydayla ayrılır.
  • rezalet oldugunu dusunmedigim olay.

    soz konusu hasta psikotik bozukluk suphesiyle yatirilmis. psikotik bozukluk gercegin algilanisinin bozuldugu sanrili ve varsanili olabilen bir rahatsizlik.

    yani garip komplo teorileri uretmeye gerek yok.

    hicbir hasta beyanina zaten guvenmeyen somut delillere bakma taraftari olan biriyim. hele psikiyatrik rahatsizligi oldugu iddia edilen birinin soylediklerine tek tarafli bakis acisiyla mumkun degil guvenilmez. mutlaka olay gorevli doktorlardan dinlenmeli.
  • olayı hasta yanlış aktarmış ve ya rahatsızlığı sebebiyle doğru inandığı şeyi anlatmış olabilir.
    fakat ben öyle olmadığını ve tamamen doktorların suçlu olduğu kanısındayım. çünkü burası türkiye, çünkü neler oluyor da bu olmasın diye düşünüyor insan. malesef bu hale geldik.
  • yav he he.

    adamın işi gücü yoktu da olayı yanlış aksetsin, tutup senaryo yazsın.

    siz devlet hastanelerine en son ne zaman randevu aldınız ve size nasıl muamele yapıldığını gördünüz? bu durum üzerine memnuniyet anketi yapılsa kalıbımı basarım ki hastaların %90'ı kendilerine bir yığın gibi, çöp gibi davranıldığını söyler.

    biz hep sağlık çalışanlarına yapılan eziyeti konuştuk, işleri kutsal dedik, saygı dedik. mikrofon bize de tutulsun azıcık ulan. öğrencilik ve iş hayatı bitmiş genç bir insandan bahsediyoruz götünüzle mi okuyonuz anlamıyorum ki. psikiyatrik durumunun yattığı serviste akla zarar şekilde bozulduğunu söylemiş.

    düşünsenize doktora güvenip gidip yardıma muhtaç olduğunuzu söylüyorsunuz, irrasyonel düşünceler veya takıntı olduğunu söylüyorsunuz ki oraya kadar gidip bunu söylemişsiniz, çıkıp gidip birden yanında birkaç kişiyle 'zorluk çıkarma' diyerek rehin alıyor sizi. yahu siz bunun ağırlığı nedir tahmin edemiyor musunuz? resmen deli diye damgalıyorlar seni. bunun nasıl bir panik ve dehşet yaşattığını, hastayı sakinleştirmekten çok ona zarar verdiğini akıl edemiyor musunuz?

    velev ki psikotik bozukluk olsun, neden 'bana yaptıklarıyla nur topu gibi berbat bir hastalığım oldu, hayatımı mahvetti' şikayeti geçersiz oluyor? bu adamın kendi sözleri yukarıdaki gönderi. ve gayet de mantık boşlukları olmadan kendini sağlıklı bir sinir sistemiyle ifade etmiş.

    hem gittiğin anda saniyeler içinde mi karar veriliyor buna? o yüzden mi 3 gün sonra taburcu ediliyor? ben de depersonalizasyon, dezoryantasyon sorunu yaşamıştım panik bozukluk teşhisi konmuştu ama bunu anlattığımda beni sarmaya gelseler herhalde korkudan, dehşetten geberip aklı yakarım orada. hele ki içeride bana öyle muamele edilse... deli oldukları için yakmıyorlarmış hastaneyi bunu anladım o serviste yatanlar, o bir isyanmış. polyannacılığı bırakın.
  • başlık açan şahsın diğer başlık ve entrilerine göz atınca pek de sıradışı olmayan bir durumdur.
    arkadaşımızın kafa gitmiş ve arada bir geliyor. sen kendine bir baktır demek isterdim ama çapa dahi bakmış zaten.
    sonra da ittiret lan bunla mı uğraşacaz demişler. geçmiş olsun demek isterdim.