şükela:  tümü | bugün
  • ing.

    kefernaum, kefernahum, kapernaum.

    incil'de adı sık sık geçen şehir. genesaret gölü'nün (taberiye denizi) kuzeyinde, günümüzde filistin toprakları içinde yer alır.
  • belki klişe bir durum ama, gerçekten birkaç yıl önce beliren bir düşünceydi bende de bu. hatta zamanım ve yeterli ilhamım olsa konu üzerine bir kitap bile yazmak isterdim. neden iki kişi karar verip beni dünyaya getiriyorlar ve karar aşamasında ben yokum? eğer varsam bile hatırlamıyorum zaten. bir gün bir çocuğum olsa ve karşıma geçip "neden beni dünyaya getirdiniz?" diye sorsa ne cevap verebilirim? dava açsa, hangi argümanla çıkıp haklı çıkabilirim ki? çok mutlu bir hayat kursa da, çocuğumun yine de istemiyorum hayata gelmek deme hakkı olamaz mı mesela? belki çok kez işlenen de bir fikirdir ama yine de aklımı kurcalamış olan bir fikir olması nedeniyle hem kıskandım hem de mutlu oldum. çıksa da izlesek.
  • çok sarsıcı bir film. aslında farkında olduğumuz ama çok zaman yükü ağır geldiğinden belki görmezden geldiğimiz sorunları bir kez daha insanın yüzüne vuran bir film. dünyada bunlar olurken bir şey yapamıyor olmanın çaresizliği çöküyor insanın üzerine filmden sonra. yapılabilen tek şeyse kendi hayatında üzüldüğün şeylerin saçmalığını farketmek ve şükretmek gerektiği oluyor.
  • nadine labakinin izlediğim ilk filmi. dün akşam başka sinema kapsamında seyretme fırsatı buldum. izlediğimiz her şey o kadar gerçekti ki...sefalet, açlık, çocuk yaşta evlilik, mülteci sorunu, sorumsuz aileler ve daha nicesi. eğer ki belgesel tadında filmleri seviyorsanız muhakkak izlemelisiniz ama içinize oturacak, nefes almanızı zorlaştıracak yumruğu da hesaba katarak.
  • “başka bir dünya mümkün olmalı! “ dedirten film. üzerinden 2gün geçmesine rağmen hala etkisindeyim.
    filmi alıp şeyma subaşı gibi tiplere izletme dürtüsüyle doldum. pastanın büyük payını aldıkları bu sistemin, pay düşmeyen insanlara neler yaşattığını ya da yaşatmadığını görmesi açısından.
  • açıkcası pek duygulanmadım. anlatılan konu çok klişe geldi. başrol oyuncusu zain gerçekten başarılı bir performans sergilemiş. filmde aktarılan duyguları çok net bir şekilde yüzünden okuyabildim çocuğun. geleceğinin parlak olduğunu düşünüyorum fakat arkadaşın suriyeli olması oyunculuk kariyerini etkileyecektir. amerika’nın hegemonyasında olan bir sinema sektöründe bir suriyeli’nin ne kadar başarı yakalayabileceği çok belirsiz. salonda ağlayanlar genellikle annelerdi. daha genç neslin ağladığını pek görmedim. ayrıca filmde oynayan oyuncuların çoğu ilk kez bir filmde rol almış, bu da dikkat çekici bir detay; çünkü oyuncuların hiçbiri kötü bir performans sergilememiş bana kalırsa. duygular mimiklerle çok net bir şekilde yansıtılmış. duygu dolu sahnelere eşlik eden şiddet dolu müzikte, aktarılan duyguyu daha da pekiştirmiş. genel olarak başarılı bir film.
  • yoksulların, en alttakilerin hikayesi. tokat gibi çarpıyor yüzümüze. son zamanlarda izledigim en iyi filimlerden biri.çocuk hakları ,mülteci sorunu ,aile dramı insanı derinden etkiliyor.
  • uzun zamandır sinemada film seyretmiyordum, iyi ki bu filme gitmişim. o kadar gerçekçiydi ki belgesel gibiydi. filmden çıkınca dumur olduğumu ve yavaş yavaş yürümeye başladığımı fark ettim.
    herkes salya sümük ağladı, ben bağırarak küfrettim.
    acayip bir filmdi, uyuşmuş beynimizi ve hayatımızı hatırlattı, salak gibi üzüldüğümüz şeyler, şımarıklıklarımız...herkesin aynı şansa sahip olduğu yalanı, hayatın adil olmadığı korkunç gerçeği tokatlıyor.
    aileyi seçememenin verdiği acı nasıl bir şey biliyorum ve gerçekten empati kurabilen bir insan olmama rağmen o aileyi acımasızca suçladım ama filmin sonunda herkese acımayı başarabiliyorsunuz, film size bunu veriyor.

    aklıma kazınanlar:
    bir eşya gibi sunulan, 12 yaşında hamile kalarak ölen sahar
    regli olunca onu evlendirirler diye kardeşinin kanlı donunu yıkayan, saklayan zain
    elinden geleni yapan ama yine de yenilen rahil'in çaresizliği

    ve filmin sonundaki gülümseme...
  • seyredenlere "benimki de dert miymiş" dedirtecek film.
  • “yetişkinlerin söyleyeceklerimi duymasını istiyorum. çocuklarına sahip çıkamayan anne babalardan bıktım. tüm bu yaşadıklarımdan bana ne kalacak? aşağılamalar, dayaklar, tekmeler mi? yoksa zincir, hortum ya da kemer mi? hayatımda duyduğum en tatlı söz ‘siktir git orospu çocuğu!’ oldu. ya da ‘git başımdan, piç kurusu!’ hayat bir bok çukurundan ibaret. ayakkabılarımın altındaki pisliklerden bile daha pis! cehennemde yaşıyorum. nar gibi kızarıyorum, yemek için canımı verebileceğim tavuklar gibi. hayat berbat. büyüyünce iyi bir adam olacağımı umuyordum saygın ve sevilen biri. ama allah bunu istemiyor. üzerine basılıp geçilecek paspaslar olmamızı istiyor.”

    filmin müziği, oyunculuklar, sahneleri ve verdiği mesaj her şey muazzamdı. en son bir filmden bu denli etkilenmeyeli o kadar uzun zaman olmuştu ki izleyeli 2 saat olduğu halde hala transtayım. kesinlikle herkes izlemeli.