şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 2018 tarihli bir nadine labaki filmi. yanlış olarak "ü" yerine "u" yazılmış hali ile irdelenmiş ekşi sözlük'te maalesef!

    ek (açıklama): ekşi sözlük'te filmler orijinal adlarıyla yazılırlar; uluslararası ingilizce adlar ya yönlendirilir ya da ayrıca belirtilir; asıl adı ingilizce vb. olmayan filmler için orijinal adı hangi dildeyse, o şekilde başlık açılır.

    imdb: capharnaüm (2018) / nadine labaki
  • yalnızca (bkz: capharnaum) başlığında irdelenmiş olsa iyi; (bkz: capernaum) başlığında da entryler var bu filmle ilgili. ben capharnaum'a boyun eğmiştim yeterince yakın diye ama oraya yazdığım entryi buraya taşımak daha doğru olacak hazır doğrusu yapılmışken:

    sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim yine: film, kesinlikle en sevdiğim filmlerden biri olmadı ama filmi beğendim tabii ki. "tabii ki" diyorum çünkü öyle pek de beğenilmeyecek bir film değil gerek hikaye, gerek sinematografi, -özellikle- gerek oyunculuklar ve gerekse de verdiği toplumsal mesaj olarak. yalnız tam da burada, filmden çıktıktan sonra arkadaşlar arasında konuşurken lübnanlı arkadaşın dediği de aklıma yattı: film birçok ama birçok konuya değiniyor (ne mi örneğin? lübnan'daki hukuk sistemi -bütün o dosyalar!-, doğan bebeklerin kayıt altına alınmaması, çok çocuklu fakir aileler, uyuşturucu satımı-kullanımı, insan kaçakçılığı, suriyeli mülteciler, asyalı ve afrikalı kaçak göçmenler, çocuk gelinler, hapishanelerin durumu -gerçekten de çocuk tutukluların hükümleri verilene kadar büyüklerle aynı yerde kaldığı oluyormuş- vb.) ve lübnanlı olmayan biri olarak hepsi ayrı ayrı ve bir bütün olarak beni çok etkiledi ama arkadaşım hiçbirinde tam olarak bir şey söylenmediğini ve en son çıkan sonucun aile planlaması olduğunu belirtti ki evet bu bir karşı koyulacak argüman olarak çınlamadı kulaklarımda.

    oyunculuk... ana karakter zain'i oynayan oğlanın performansı gerçekten de müthişti ki kendisinin aslında yalnzıca amatör olmayı bırak suriyeli bir mülteci olması da apayrı bir hayranlık nedeni. yalnızca biraz fazla ufak tefekti sanki ama düşünün yani diyebileceğim tek "kötü" şey bu. hele öyle ki suriyeli şivesi kullandığı sahne gerçekten müthiş bir ustalık işiydi. ben tabii bunu kendim ancak dolaylı olarak anlayabildim: halep ağızı yapmaya çalıştığı sahnedeki arapça bilen arkadaşların verdiği tepkiyi gördüm. filmden sonra sorduğumda da gerçekten de tüm film lübnan şivesiyle konuştuğunu ama o sahnede -hatırlatırım kendisi aslında suriyeli olmasına rağmen!- suriye şivesinde, halep ağzında zorlanıyormuş gibi yaptığını söylediler. çok iyi tabii.

    etiyopyalı bebek de çok sevimliydi tabii. aslında o da o kadar iyi oynamış ki "oynamış" mı yoksa başka bir şey mi bilemiyorum.

    bu arada benim gibi bilmeyenler varsa eğer, çatılardaki lastikler de çatıların rüzgardan uçmamaları içinmiş.

    bir de yönetmen ile ilgili bir şey diyeceğim ama o spoiler olabilir o yüzden:

    --- spoiler ---

    beni ayrı bir etkileyen şeyse avukat rolündeki yönetmenin bir sahnesiydi. filmde yer alması falan değil de davalı olunan annenin patladığı sahnede avukata yönelik "siz benim hayatımın ne zorluklarla geçtiğini nasıl bilebilirsiniz ki beni yargılayabilesiniz?! benim yerimde olsanız yaşamınızı sonlandırırdınız" vb sözleri, direk yönetmene söylendiği için gayet ilginçti.

    --- spoiler ---

    uğraşılsa birkaç hata bulunabilir tabii ama çok da kritik bir şey yoktur herhalde -en azından benim farkettiğim. yine de sanki

    --- spoiler ---

    sahar'ın regl olduğu sahnede... zain yatakta kan buluyor. bunu herhalde temizlemiştir ama eğer temizlemediyse gizli kalması için önem verdiği bu gelişmeyle ilgili çok büyük bir açık vermiş oluyor.

    --- spoiler ---

    son olarak da hem etiyopyalı bebekle hem de sahar'la çok iyi ilişkisi olan zain'in, diğer kardeşlerinin figüran olmaları, karakter gelişimini bırak, karakter bile olamamaları filmi diziye çevirmeme adına anlaşılır ama çok da pozitif bir şey değil tabii.

    işten dolayı bölük pörçük yazdım, cümle düşüklükleri, anlatım bozuklukları, olası küçük büyük diğer suçlar affola.
  • hala altyazısını beklenen bir nadine labaki filmi. inatla çevirmiyorlar arkadaş.
  • merak edilen yapım altın küre adaylarından efendim.
  • izlediğin en kaliteli filmlerden birisi.

    nadine labaki yönetmenliğinde çekilmiş, bugün başka sinemada ön gösterimde izlediğim ve 25 ocak 2019'da vizyona girecek olan, lübnanlı 12 yaşındaki bir çocuğun hikayesini anlatan enfes bir film diyebilirim. kalbinizin en derin noktalarına dokunacak bir hikayeye sahip. öyle ki, ben de dahil olmak üzere salondaki neredeyse herkesi ağlatmıştır bu hikaye.

    dipnot: filmin ismi kendi afişinde capernaum diye geçerken imdb sitesinde capharnaüm olarak verilmiş. hangisi doğru emin değilim.
  • 25 ocak’ta vizyona girecek olan film. cannes film festivali’nden jüri özel ödülü ile dönmüştü. sinema salonunda izlemek için torrentlemediğim filmlerden birisiydi merakla bekliyorum.
  • fakirlik işte böyle bir şey.

    sanat da.

    minnet de...

    edit de: https://sineboo.com/…m/capharnaum/8267604/yorum/426
  • sarsıcı. tokat yemiş gibi oluyorsunuz demeyeceğim çünkü bu filmi izleyecek duyarlılığa sahipseniz o tokadı daha önce yemiş olmanız gerekiyor.
    yani aslında zaten biliyor olduğunuz bir gerçek bir kez daha vuruluyor yüzünüze.

    üstelik “nasıl olsa film, her şey sahte” diyerek devam edemiyorsunuz gününüze.
    yaşanan her şey belgesel niteliğinde çünkü.
    o çocuklar var.
    o insanlar var.

    siz bu yazıyı okurken bile dünyanın her köşesinde acı çekmeye devam ediyorlar.

    ve biz göremeyeceğiz.
    acı olan bu. her şeyin düzeldiği, adil ve güzel olduğu bir dünyayı hiç göremeyeceğiz.

    bunu bilerek öleceğiz.
  • fragmanı izlediğimde ağlatacak dediğimiz bir filmdi. öyle de oldu. üstelik bunu sadece 12 yaşında olduğunu düşünen bir çocuğun 2-3 cümle süren ufacık bir konuşması ile yaptı. o kadar ağır gerçekler anlatılmış ki uzun bir zaman için unutamayacağım filmlerden biri olacak ve zain gülümsemesi ile değil o düşünen dertli tasalı hüzünlü çileli hali ile aklımda kalacak. zaten öyle kalsın ki ben onun yaşadıklarını yaşamış, hissettiklerini hissetmiş onun yüzü gibi bir yüz gördüğümde hemen tanıyabilir olayım.
  • fakirlik, cehalet, insana verilen değer ile ekonomi arasındaki ilişki ve orta doğunun içler acısı haline değinilen bir film.

    sevgi ve ilgiyle büyümeyen çocuklar bir toplumun kaderini çiziyorlar. insan gerçeği inkar etmeyi, kurbanı oynamayı, kolaya kaçmayı bilerek doğmuyor. ulaşamadığı insan hakları onu doğduğu toplumun tabularıyla şekillendiriyor.