şükela:  tümü | bugün
  • eğitici bir çizgifilmdir aynı zamanda tsubasa, dünyanın yuvarlak olduğunu öğretir.

    zira sahaları hafif eğimlidir, dünyanın yuvarlaklığını kanıtlar niteliktedir. koştukça görürsün karşı kaleyi. böyle ilerledikçe ufukta belirir. ama öyle hemen görünmez, önce üst direk, bi süre sonra kaleci, bi süre sonra da gol çizgisi falan...

    (bkz: kaleyi görür görmez şut çeken bir futbolcu) tabiri burdan çıkmıştır...

    oyun düzeni de farklıdır bunlarda... devamlı 5-1-4, 4-1-5, 3-1-6, 6-1-3 gibi bir düzenle oynarlar. orta yuvarlağın orda bi futbolcu bırakırlar her zaman. defans elemanları rakip sahayı göremedikleri için, bu herif orta yuvarlak tepesinde gözcülük yapar. bu yüzden stoper denir bunlara. stoper'ın kelime manası latincede gören, işitendir*.

    bu stoper olmazsa olmaz değildir yalnız. eğer ümit özat gibi bir dinamonuz varsa karşı sahadan koşarak gelip "hücum geliyooaaa, saflaraaa" diye bağırabilir. (bu yüzdendir ümit özat'ın rakip hücumuna bakmadan bodozlama geri koşması, ilk amaç defansa haber vermektir zira)bu mesajlaşma çok mühim bi olaydır. nokta.

    (bkz: bloklar arası bağlantı) tabiri de burdan çıkmıştır...

    (bkz: uyusana tosunum)
  • önemli maçlarda takımın hep yenik duruma düştüğü, son dakikalarda, aha bu sefer kesin yenildiler denildiği an , tsubasanın çıkıp takımı gaza getirmesiyle, nankatsu'nun alan daraltmalarla, adam eksiltmerle, bloklar arası bağlantıyı iyi sağlayarak, kritik anda skor avantajını leyhlerine çevirmek için, prese dayalı çağdaş futbol anlayışını benimsediği, kontrollü oyunla, ayağa paslarla, kollektif uyum içinde, oyunu geride kabul etmeden, pres etkinliği yaratarak, hücum varyasyonları hazırlaması, kombinezonlu ataklarla topu tsubasayla* buluşturup arka arkaya goller atmasıyla maçı kazandığı çizgifilm.(bkz: ömer üründül/#313052)
  • yataktan bir heyecanla kalkıp saat 06:30 da kanal d'de captain tsubasa'nın kar$ısına geçmi$tim. nankatsu kollektif oyununa kar$ın siktiğimin boduru i$izaki yüzünden ilk yarıyı 3-0 mağlup kapatmı$tı.

    tam bir piç olan kojiro hyuga adete tek ba$ına oynuyor ve stadda büyük bir sessizliğe sebebiyet veriyordu.

    $ampiyonluk artık nankatsu için çok uzaktı, geriye sadece 45 dakika kalmı$ ve büyük kaptan tsubasa ozora'nın zaten sakat olan omzu zorlamanın nedeniyle tarifi imkansız acılar çektiriyordu, fakat!!!

    her $ey bitmemi$ti, evet çok az zaman vardı ve takımda bir sabri sarıoğlu yoktu ama umut vardı, ah o umut.

    soyunma odasında, takım arkada$larının " la tsubasa salak mısın olm çıksana" ısrarlarına rağmen tsubasa'nın "hayır bunu beraber ba$aracağız" demesi duygusal bir hava yaratmı$ yer yer gözya$larına sebebiyet vermi$ti.
    ikinci yarının ba$lamasıyla tsubasa'nın kartal vuru$u yapması bir oldu, sol kanattan izawa muz orta diye tabir edilen sabri sarıoğlu ortasıyla topu tsubasa'yla bulu$turdu ve zor pozisyonda kojiro'nun mudahalesine kar$ın top ağalarla bulu$tu, bulu$makla kalmadı on saniye civarı döne döne sevi$ti.

    durum $imdi 3-1'di ve takımın $ebeği i$izaki wakashimazu'ya " ahaha aldın mı la üçün birini" gibi ye$il sahalarda duymak istemediğimiz bir espri yaptı. tsubasa'nın popularitesi altında ezilen nakatsu'nun koçu, fatih terim gibi sadece "çııııığk" diyor ama kimse bunu siklemiyordu.

    nankatsu tribünleri adete çılgına dönmü$, genci ya$lısı sevgi yumağı olmu$tu.. omzu bir önceki maçta sakatlanan tsubasa gelen golden sonra yer yer acı çekmesine rağmen bir servet çetin edasıyla oynuyor oyundan çıkmamak için diretiyordu.

    i$i gücü artistlik olan kojiro hjuga kollarını katladığı formasını düzeltmekle uğra$ırken “ $ampiyonuz yeææ, koduk çocuuu, dönmez maç buradan” diye kendini kandırıyordu, fakat!!!

    sol kanattan ibrahim üzülmez edasıyla ilerleyen shingo takasugi emin adımlarla kaleye doğru ilerliyordu, ardından sahanın yuvarlak olmasından kelli kar$ısında takeshi sawada'yı görüp “ vay mınakii adam mı varmı$ lan burada” diye tırsıp topu büyük kaptan tsubasa'yla bulu$turdu, spikerin rıdvan dilmen edasıyla “ kartal vuru$u geliyiiiii” çığlığı e$liğinde tsubasa topa pis burun diye tabir ettiğimiz iğrenç bir $ekilde vurdu, kaleci ken wakashimazu çatala giden topa güçlükle müdahale etti ve top direğe çarpıp geri döndü. tsubasa'nın gözleri fal ta$ı gibi açılmı$ bütün seyirciler nefeslerini tutmu$lardı, havada yakla$ık 7 dakika dönen topa tsubasa omzunun sakat olmasına rağmen röva$ata çekti ve durumu 3-2 yaptı.

    artık hiçbir $ey belli değildi, takımın $ebeği i$izaki kojiro'ya bakıp eliyle yusuf yusuf hareketi yaptı, gözlemci bunu elbette raporuna yazdı.

    hongo'nun santra vuru$undan sonra shingo takasugi topu alıp orta sahanın kendi yarı alanına bakan diliminden topu mamoru izawa 'yla bulu$turdu, izawa kıvrak hareketlerle hongo'lu futbolcuları bir bir geçiyor, tribündeki ufacık kızların kalbini çalıyordu, öyle de piçti. alan savunması yapan hongo bo$ alan bırakmıyor ve bu yüzden izawa “tsubasa mınakor yeææ” diye iç geçirerek topu kaptana atıyordu, kıvrak bilek hareketleriyle ceza sahasına kadar ilerleyen tsubasa sol iç diz yan bağlarının da yardımıyla topu kö$eye bırakıyor ve beraberliğin gelmesini sağlıyordu.

    maçın bitmesine sadece iki dakika vardı ve bir mucize gerçekle$iyordu, spikerin “çogacayib i$ler bunlar hocam” diye yorumcu ömer üründül'e dönmesiyle ömer üstad “kollektif oynadılar, bakalım göreceğiz” gibi felsefi bir söylemde bulundu.

    kojiro bir anda aptala dönmü$, noluyor mınakiii diye gözleri büyümü$tü, ama oluyordu bebeğim, oluyordu. nankatsu 3-0 dan maçı çevirmi$ beraberliği yakalamı$tı.

    uzatmaların son saniyelerinde topu kapan nankatsu'lu i$izaki'ye, zaten kıl olan kojiro ceza sahası içinde alpay özalan misali dalmı$ ve penaltıya sebebiyet vermi$ti.

    herkes topun ba$ında bekliyor, i$izaki de acaba ben mi kullanırım ben yaptırdım ki benim kullanmam lazım diye dü$ünüyordu, elbette bu olmadı ve kaptan topun ba$ına geçti. omzu artık dayanılmaz ağrılar veriyordu ama dayanmalıydı, sadece birkaç dakika...

    me$in yuvarlağı beyaz daireye koydu, kaleci ken wakashimazu kalede suleymanou tarzı hoplayıp zıplıyor aklı sıra tsubasa'nın kafasını karı$tırmaya çalı$ıyordu, fakat tsubasa bunlara aldırmıyor ve topa yaradana sığınıp “minakiiiiiiy” çığlığı e$liğinde abanıyordu. top kale çizgisini geçmi$ ve durum 3-4 olmu$tu, bütün tribünler adeta çılgına dönmü$ fakat hüzünlü hongo taraftarları “maç trt'de izlenir” pankartlarıyla göz ya$larına boğulmu$lardı.

    maç uzundu, yorucuydu, fakat nankatsu liseler arası futbol turnuvasını kazanmı$, maçı 3-0'dan 3-4 'e getirmi$ti.. te$ekkürler yozgatspor!
  • eğer gerçek hayattaki futbolcularla bir kıyaslama yapacak olursak aşağıdaki gibi bir tablo çıkar:

    tsubasa ohzora = lionel messi
    kojiro hyuga = cristiano ronaldo
    taro misaki = andres iniesta
    kazuo tachibana ve masao tachibana = franck ribery
    hikaru matsuyama = steven gerrard
    jun misugi = ronaldo luis nazario de lima*
    takeshi sawada = neymar
    ken wakashimazu = manuel neuer ya da rene higuita
    genzo wakabayashi = iker casillias

    kesinlikle 90ların ilk yarısında çocuk olan bir neslin futbol efsanesidir, captain tsubasa.
  • topun kendine dogru geldigi bir kac saniyelik surede einstein den bile daha fazla sey dusunebilen karakterlerin bulundugu cizgifilm...ayrıca bu cizgifilmde dunyanın yuvarlaklıgı cocuklara kanıtlanmak istenmektedir...soyle ki: kendi ceza sahasından top surmeye baslayan karakterin onunde rakip takimin kalesi once gorunmez...orta sahayı gectikten sonra rakip takımın kalesi yavas yavas gorulmeye baslar...tıpkı ufuk cizgisinde beliren geminin once direklerinin gorulmesi gibi...
  • ofsaytın ne olduğunu bilen çok az kişinin olduğu çizgi film. bir bölümde rakip takım ofsayt taktiği yapıyordu. ilk ofsayttan sonra spiker de dahil tüm tribün durmuştu hakemin düdüğüyle. herkes şaşkın şaşkın bakıp ofsaytın ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. neyse bilen bir iki ikişi çıkıp ofsaytın ne olduğunu anlatmıştı da maça devam edilebilmişti.
  • müptelası olduğum çizgifilm. bilmeyenler için karakterleri tanıtayım...

    tsubasa oozora: (d. 28 temmuz) 10 numarayı giyen orta saha. muhteşem bir yeteneği olmasına karşın iyi kişiliğiyle de rakiplerinin sevgisini kazanıyor. kendine has şut teknikleri var.
    kojiro hyuga: (d. 17 ağustos) 9 numarayı giyen forvet. ailesini geçindirmek için futbola başlamıştır. kendini geliştirmek için çok çalışır. bazen çok sert olsa da nazik davranmaya çalışır.
    hikaru matsuyama: (d. 21 haziran) 12 numarayı giyen libero. top kontrolü ile dikkat çeker. kartal vuruşu adlı topun yere yakın gittiği kendine has bir vuruşu vardır.
    taro misaki: (d. 5 mayıs) 11 numarayı giyen orta saha. tsubasa'nın en iyi arkadaşıdır. babasının gezici ressam olması nedeniyle japonya'daki birçok yeri ve hikayenin ileriki kısımlarında da dünya çapında bazı yerleri gezmiştir. bu yüzden birçok karakterle beraber oynamıştır. güleryüzü ve yetenekleri ile dikkat çeker.
    makoto soda: (d. 10 temmuz) 7 numarayı giyen defans oyuncusu. hakemden gizli olarak karşısındakini nasıl sakatlayacağını bilir. hızlı bir oyuncudur ancak her an biriyle kavgaya tutuşabilir.
    jun misugi: (d. 23 haziran) 14 numarayı giyen defans ve koç. çok büyük bir yetenek olmasına karşın kalp sorunu yüzünden kısa süreler oynayabilmiştir. ancak daha sonra tamamen düzelmiştir. taktik okumakta çok ustadır.
    shun nitta: (d. 22 mart) 18 numarayı giyen forvet. genç bir oyuncudur. kısa zamanda hızlanmasıyla dikkat çekmektedir. bazen saldırganlaşsa da birçok oyuncu tarafından saygı duyulan bir oyuncudur.
    genzo wakabayashi: (d. 7 aralık) 22 numarayı giyen kalecidir. taktığı şapka ile dikkat çeken, çok az gol yiyen bir kalecidir. hislerini kendisine saklar ve takım arkadaşlarına saygılıdır. çocukluğundan beri en büyük isteği dünyadaki en iyi kaleci olmaktır.
    ken wakashimazu: (d. 29 aralık) 17 numarayı giyen kaleci. eski bir kareteci olması nedeniyle kalecilikte bu yeteneklerini kullanır. hyuga'nın yakın arkadaşıdır. wakabayashi ile bir rekabet içindedir. son seride forvette oynamışlığı vardır.
    mamoru izawa: (d. 20 aralık) 8 numarayı giyen orta saha. genelde yedek oturmaktadır. kisugi ve taki ile paslarıyla dikkat çeken bir üçlü oluşturmuşlardır. uzun boyu nedeniyle hava toplarında çok etkilidir.
    masao tachibana: (d.28 temmuz)müthiş bi forvet oyuncusudur kardeşi kazuo ile birlikte süper hareketleri vardır...nankatsu nun başına bir çok kez bela olmuştur
    kazuo tachibana: (d.30 kasım)hem hızı hem tekniği hem de bitirciliğiyle tanınır..kardeşi masao ile birlikte bitirici hareketleri vardır..twin shoot u ilk çıkaranlardandır...
    hajime taki: (d. 8 ağustos) 13 numarayı giyen forvet. genelde yedek oturmaktadır. kisugi'nin iyi arkadaşı olan taki hızlı top sürmesiyle dikkat çeker.
    teppei kisugi: (d. 15 mayıs) 19 numarayı giyen forvet. genelde yedek oturmaktadır. taki ve izawa ile birlikte hızlı paslarıyla dikkat çeken bir üçlü oluşturmuşlardır.
    karl heinz schneider: (d. 4 temmuz) 11 numarayı giyen forvet. alman takımının kaptanıdır. wakabayashi'nin en çok korktuğu forvettir. oyuncu tsubasa'ya hem yetenekleri yönünden hem de iyi kalpliliği yönünden benzer
    carlos santana: (d. 1 mayıs) 11 numarayı giyen forvet. brezilyalıdır. tsubasa'ya birçok kez rakip olmuştur.
    sanae nakazawa: nankatsu zamanından tsubasa'nın arkadaşı, daha sonra eşidir. son seride hamiledir.
    kumi sugimoto: sanae'nin en iyi arkadaşıdır. önce tsubasa'ya aşık olmış, daha sonra sanae'yi sevdiğini öğrenince ikisinin birlikte olmasına yardım etmiştir.
    roberto hongo: oynadığı bir maçta aldığı bir darbeyle oluşan gözündeki ağır retina hasarı nedeniyle emekli olan japon asıllı brezilyalı bir futbolcu. tsubasa'yı eğitmiş ve nankatsu ilkokul takımını yönetmiştir. hikayenin ileriki kısımlarında brezilya genç takımının da antrenörlüğünü yapar.
    hermann kaltz: alman milli takımının vazgeçilmez oyuncularındandır. birebir markajın ustasıdır ve captain tsubasa serisinin ağır toplarındandır.
    ramon victorino: uruguay milli takımının kaptanıdır. serinin en hızlı karakterlerinden biridir. 100 metreyi 10 sanıyenin altında 36 km/h ile koşabilir. lakabı "kara panter"dir.
    salinas: brezilya kalesini koruyan atletik kalecidir. final maçına kadar tek bir gol bile yememiştir.
    juan diaz: arjantin takımının kaptanıdır. tsubasa gibi drive shoot (kavisli vuruş) tekniğini kullanabilir. sahanın içinde farklı akrobatik hareketler yapabilir. aniden hızlanabilen çok yetenekli bi oyuncudur. maradona'dan esinlenerek yaratılmış bir karakterdir.
  • futbol sevmeyen insanın bile zevkle izlediği çizgi film. giriş şarkısıyla çocukluğuma geri döndüm, nostalji kuşağı;
    http://www.youtube.com/…nqqpluiurca&feature=related
    sözleri de;
    chotto are mina eesu ga tooru
    suguremonozo to machijuusawagu
    chouchou sanba jigezagu sanba
    aitsu no uwasa de chanba mo hashiru
    sore ni tsuketemo oretacha nan na no
    booru hitotsu ni kirikiri maisa
    dasshu dasshu dasshu
    kikke endo dasshu
    itsuka kimeruze inazuma shuuto
    sontoki ore ga suupaa hiiroo sa
    dasshu dasshu dasshu
    kikke endo dasshu
    moete seishun kakenukero

    chotto boreso na eesu ga warau
    nekomokuwaeta sanma o otosu
    tsumidane sanba jigezagu sanba
    aitsu ni muchuu na suzume mo 3/san-wa
    sore ni tsuketemo oretacha nan na no
    imo toiu nara katte ni ii na
    dasshu dasshu dasshu
    kikke endo dasshu
    itsuka hikaruze hedinge shuuto
    sontoki ore ga suupaa hiiroo sa
    dasshu dasshu dasshu
    kikke endo dasshu
    moete seishun kakenukero

    edit: daha onceki calismayan link burty'nin katkilariyla yenilendi, tesekkurler.
  • yine an itibariyle yumurcak tv'de yayınlanan çizgi film. nankatsu hyuga'nın takımına*** karşı oynuyor. kaçırmayın.

    biraz önce annem tarafından gelen efsane yorum: "bu senin çocukluğundan beri koşuyor!" *
  • futbol oynayan ve dünyanın en iyi futbolcusu olmak isteyen veletleri konu eden japon mangasıdır. çok sevilince çizgi filmi de yapılmış hatta ülkemizde bile gösterilmiştir. tsubasa ozora, nankatsu takımının kaptanı ve mangamızın ana karakteridir. onun dışında mavi renkli formalar giyen rakip toho takımının iri yarı kaptanı kojiro hyuga meşurdur. yine hatırlanabilecek diğer bir karakter uzun saçlı kaleci wakashimazu'dur. hayal meyal akla gelenler ise misaki, misui, bi de kel bi çocuktur adı da sanki takeshi gibiydi.