şükela:  tümü | bugün
  • eşinin hastalığı nedeniyle fenerbahçe'den ve türkiye'den ayrılan brezilyalı teknik direktör. "korkak futbol " oynatmasından dolayı eleştirildi. fenerbahçe'de tek sezon görev aldı, onda da şampiyonluk yaşadı. (1995 - 1996)
    hiçbir zaman saçmalamadı, korkaklaşmadı. üstüne vazife olmayan işlerle hiç uğraşmadı, sadece "görevini" yapan bir teknik direktör olarak iz bıraktı.
  • şu tarih saat dakika ve saniye itibariyle tekrar brezilya milli takimi'nin hocasi olan teknik adam...
  • yanlışım yoksa 1970 meksika dünya kupasını da kaptan olaraktan kucaklamış kişi.

    ek: aşağıdaki bilgi mesaj olarak hoze'den geldi:

    bir tv programında duyduğum kadarıyla bu bir isim benzerliğiymiş. teknik direktör carlos alberto parreria'nın futbolculuk dönemi pek parlak değilmiş. milli takımda oynayamamış.
  • türk spikerlerin soyadını pahera şeklinde telaffuz etmesini bir türlü anlıyamadığım teknik direktör.
    bildiğin perreyra anasını satıyım, h sesi nerde burda?
  • 1994 dünya kupası'nda tarihinin kötü dönemlerinden birini yaşayan brezilya'yı -bildiğim, gördüğüm kadarıyla- savunmasını sağlam tutarak (ki yine de, nispeten zevksiz geçen, mezkur kupada en iyi hücum eden takım da galiba brezilya'ydı) şampiyon yapmış teknik adam.
    fenerbahçe'den ali şen yüzünden ayrıldığı söylense de sebep gerçekten eşinin hastalığıdır.
    spikerlerin -ve belki de herkesin- adını değişik şekillerde telâffuz etmesi de doğrudur. pareyra, pereyra, paheyra, paherya, parerya bunlara örnek olabilir. doğrusunu kesin bilmesem de ilk iki telaffuz daha düzgün gibi geliyor bana.
    bu konuyla biraz ilgili olarak şunu anlatabilirim: c.a.p. bir gün sabri ugan -ki kendisi konuğuna paheyra diye hitap etmekteydi- tarafından sunulan bir programa çıkmıştı. program devam ederken sabri ugan "biz hep paheyra şöyle yaptı, paheyra böyle yaptı diyoruz ama kendisi buna kızıyor..." deyince ben içimden "hah, adam şimdi 'adımı doğru düzgün telâffuz edin, paheyra maheyra demeyin bana' diyecek!" demiş; fakat cümle "... fenerbahçe'nin başarılarında yardımcılarının da önemli rolü olduğunu hatırlatıyor..." benzeri bir şekilde devam edince hayal kırıklığına uğramıştım!
    ayrıca bu ismin sadece telâffuzunda değil yazımında da hatalar yapanlar varmış; (ki ben de bunlardan biriyim; "parreira" diye bilirdim) bir röportajın iki paragrafında parreria ismi şu şekillerde yazılmış: pareara, pareiara, pareira.
    (ekşi sözlük gereksiz gramer raporunu dinlediniz!)
  • benim de hatıladığım, pereyriya filan denilirken, sonunda bir grup gazeteci adınızın okunuşu nasıl şeklinde kendisine sormuş, ve aldıkları "pahera" cevabindan sonra hakikat gün yüzüne çıkmıştı.
  • brezilya milli takimina 29 haziran 2005 tarihi itibariyle konfederasyonlar kupasini kazandirmis olan sempatik ve basarili teknik direktor.

    acikcasi bir ona bakiyorum, bir daum a bakiyorum,
    sonra ahlak kurallari cercevesinde "bir gidip cay koyarmisiniz lutfen sevgili daum" diyesim geliyor. oyle boyle degil..
  • milliyete göre fenere yeşil ışık yakan teknik direktörmüş kendisi, (bkz: yönetim uyuma).

    http://www.milliyet.com.tr/…09/08/spor/axspo02.html
  • fenerbahçe'ye yeryüzündeki tüm ışıkları yaksa bile, kupanın* en büyük favorilerden bir takımın* başında muhtemelen turnuva sonuna kadar almanya'da kalacağından, temmuz'dan itibaren yoğun bir maç trafiğine girecek fenerbahçe'ye en azından bu sezon gelmesi mümkün olmayan hoca. yoksa kim istemez gelmesini. kendisi 1995'te fenerbahçe'ye geldiğinde sadece a takımın başına geçmekle kalmamış paf takımı da başta olmak üzere tüm altyapıya kendi ekibini getirmiştir. ancak bu ekip lazaroni'yle beraber brezilya'nın yolunu tutmuştur. ali şen de böylelikle fenerbahçe'ye en büyük faydası ve zararını aynı konudaki iki farklı kararıyla vermeyi başarmıştır.