şükela:  tümü | bugün
  • bir led zeppelin şarkısı.

    sisters of the wayside biding time in quiet peace
    await their place within the ring of calm (ahhh)
    still stand to turn in seconds of release
    await the call they know may never come
    in times of lightness, no intruder dared upon
    to jeopardize the course, upset the run (ahhh)
    and all was joy and hands were raised toward the sun
    as love in the halls of plenty overrun

    ahh-ahhh
    ahh-ahh
    ahh-ahhh
    ahh-ahh

    still in their bliss unchallenged mighty feast
    unending dances shadowed on the day (ahh)
    within their walls, their daunting formless keep
    preserved their joy and kept their doubts at bay
    faceless legions stood in readiness to weep
    just turn a coin, bring order to the fray (ahhh)
    and everything is soon no sooner thought than deed
    but no one seemed to question in anyway

    ahh-ahh
    ahh-ahhh
    ahh-ahh
    ahh-ahhh

    how keen the storied hunter's eye prevails upon the land
    to seek the unsuspecting and the weak (ohhh)
    and powerless the fabled sat, too smug to lift a hand
    toward the foe that threatened from the deep
    who cares to dry the cheeks of those who saddened stand
    adrift upon a sea of futile speech (ohhh)
    and to fall to fate and make the status plan
    and th' lord there in heaven would never preach

    singin' ahh-ahhh
    ahh-ahh-ahh-ahh
    ahh-ahhh
    ahh-ahh-ahh-ahh

    ohh
    ohh

    ohh
    ohh

    oh
    ohh

    where was your world, where was you gooooooooal
    where was your helping, where was your bow, boooooooow

    dull is the armour, cold is the daaaaaay
    hard was the journey, dark was the waaaay, waaaaaaay

    i heard the word, i couldn't stay, ohhhhhhh
    i couldn't stand it another day, another day
    another day, another day

    touched by the timely coming
    roused from the keeper's sleep
    release the grip, throw down the key

    held now within the knowing
    rest now within the peace
    take of the fruit, but guard the seed

    they had to stay

    held now within the knowing
    rest now within the beat
    take of the fruit, but guard the seed

    take of the fruit, but guard the seed
  • 1979 tarihli inthrough the outdoor albümünde yeralır. 10:32 dakika süren uzun bir şarkıdır. kanımca albümün en gösterişli parçasıdır.
  • kanimca en azmis led zeppelin parcasidir. burda led zeppelin charade you arecilara azinin payini vermistir daha sonra da bayraga seslenmistir fakat turkiyedeki akrabalarina selam gondermemistir.
  • muthis bir klavye solosu barındıran, kıpır kıpır bir led zep eseri..
  • 1979'un stairway to heaven'ı. hatta ondan çok daha iyisi bana göre.
  • göbek attırır.
  • (bkz: underrated)

    grubun en iyi şarkılarından biridir. underratedtir. led zeppelin hayranlarının bile %90'ı bu şarkıya önyargıyla yaklaşır. oynak ve ciddiyetsiz bir girişi vardır , şarkı da ciddiyetsiz izlenimi yaratır ve kapatasınız gelir , tabi eğer daha önce hiç dinlemediyseniz.

    tüm direnişlerinize rağmen şans eseri baştan sonra dinlerseniz , hiçbir şey eskisi gibi olmaz. sizi içine çeker , daha önce dinlemediğinizden dolayı kendinizden utanırsınız. gelmiş geçmiş en iyi şarkı olmaya adaydır.

    şarkı 3 bölüme ayrılmış ; oynak giriş , yavaş orta , çılgın oynak kapanış. *
  • belki albüm kapağından belki çocukluktan miras kalmış bilinçaltı bazı deneyimlerden şarkının
    ismi bende carouselambra -> sombrero şeklinde ağır bir sanrıya neden oluyor. ondan sonra şarkıyı ne zaman dinlesem olanlar oluyor. jimmy page, jpj, robert plant ve bonzo, hepsinin kafasında latin motifleriyle süslenmiş kocaman sombrerolar ve meksikalı bıyıklar, büyük bir neşeyle müziklerini icra ediyorlar.

    etrafta tekilalarını gömerek sessizce demlenen meksikalılar dışında bir de gizemli bir figür var. kafasında bir fötr. bir yandan viskisini gömerken bir yandan da garson kıza asılıyor, heyecanla bir şeyler anlatıyor. işte o ben oluyorum. meksika barlarının en kral grubu led zeppelin icralarının sonuna gelirken ben de viskimden kalan son yudumu hüpletip garsona dönüyorum;

    -there's a stairway to usa ı know, diyorum.

    bunu duyunca gülüyor, nereden öğrendiğini bilmediğim kusursuz türkçesiyle "biliyorum," diyor. ben de skerim ingilizcesini diyorum, türkçe konuşuyorum.

    -benimle gel, seni amerikalarda prensesler gibi yaşatayım! los angeles'a gidelim, elini sıcak sudan soğuk suya sokmayayım!?

    bitmeyecek gibi ağır ağır geçen 10 saniyenin ardından "tamam," diyor "bekle de içeriden eşyalarımı alayım." tatlı bir telaşla barın arkasındaki odaya koşturuyor. ben de cigaramı yakıp kapıya yöneliyorum. yolda jimmy page ile göz göze geliyoruz, "çok iyi çaldınız!" dercesine şapkamı hafifçe eğerek selamlıyorum, o da sombrerosu ile selam veriyor.

    dışarı çıkıyorum, birkaç dakika sonra garson kız ... elinde çantasıyla yanı başımda bitiveriyor. yol uzun, sıkılmaktan korkarak kızla kaldığım yerden flörtleşmeye devam ediyorum. içeriden john paul jones klavyesiyle hareketli bir şeyler çalmaya başlıyor.

    "sombrero" diyorum kıza, "carouselambra'n var mı hiç?"
  • led zeppelin'in enfes şarkısı.tek kelimeyle muhteşem.

    belli bir zamana ait değil bu şarkı.

    tanrının insanları neden yarattığının cevabıdır bana göre...

    tanrı,meleklerin yaptığı bu soft müziği insanların da dinlemesini istemiş olabilir.

    four symbols,four angels.

    led zeppelin...
hesabın var mı? giriş yap