şükela:  tümü | bugün
  • yetmez divan edebiyatı şairlerini ezberletir, dağları ezberletir, tarihteki savaşları, formülleri ezberletir. üniversite sınav sisteminde, kpss’de kimin ezberi kuvvetliyse onu başarılı yapar.
    ezbere hayatlar yaşatır büyütünce.
    edit : aşağıdaki gibi matematikten anlamayan ve bunu savunan ezberci gereksiz zihniyetlerin oluşmasına sebep olur.*
  • çarpım tablosunu ezberlemenin alternatifi ne ola ki dediğim serzeniş. bu her türlü hesaplama için en temel gereklilik. tek tek her seferinde toplayacak mıyız? toplamada da tabii ki ezber yapmayıp parmak hesabı yapmak lazım. *bi kere ezberleyip kurtulsaydın keşke. evet dünyanın en gereksiz başlığına entri giren gereksiz yazar benim. *
  • ezbersiz eğitim olmaz. türkiye'de ezbere karşı olmanın en büyük nedeni türklerin tembel olmasından kaynaklanıyor. bir başka deyişle ezbere karşı olduğunu dile getirerek tembelliğini saklıyor. sen istediğin kadar ezberci eğitime karşı ol, kelime ezberlemeden dil öğrenemezsin. şehirlerin yerini bilmeden ticaret yapamazsın. excel'deki formülleri bilmeden excel'i kullanamazsın.
  • sadece bu nedenle kötü diye yaftalanamayacak egitim sistemidir.

    tamam ülkemizdeki egitim sistemini savunacak degilim ama carpim tablosuna hakim olmayan mühendisler yetistirmekten iyidir. oturup ezberledigim gün dün gibi aklimda. iyi ki de ezberlemisim. hem o esnada sayilar arasindaki iliskiyi de aslinda anliyorsunuz biraz. carpmanin teknigini hafiften bir anlamaya başlıyorsunuz. yani bence o kadar da kötü bir olay degil.

    üniversitenin ilk yili. sinava giricez bu sarisinlarin sordugu ilk soru "hesap makinasi kullanabilir miyiz?" bölüm matematik bu arada. ben nasil bir dumur olduysam "e yok artik" diye güldüm, millet bana bakiyor, kimsenin türkce bildigi falan yok.

    proftan gelen yanit tabii ki olumsuzdu.
  • çok eski değil. 2000'lerde falan diye hatırlıyorum. yanlış hatırlıyor olabilirim ama yine ırakta bir tarih değil.
    üniversite sınavları yine iki adımlıydı. tüm gün tek yaptıkları oturmaktan ibaret birkaç adam çok sıkıldı ve "yahu biz niye tek sınav yapmıyoruz?" dedi. fikir kabul edildi çünkü macera arayan adamlar ezici çoğunluktaydı. ikinci adım kaldırıldı ve sınav tek adıma, yani bu senenin tyt'sine, geçen senenin de ygs'sine indirgendi. alan sınavı bırakılmadı yani. 11-12. sınıflarda görülen üniversiteye yönelik konulardan öğrenciler sorumlu tutulmadı. hepsi adeta çöpe atıldı.
    ne oldu peki? anlatayım. o sene sınava giren öğrenciler olacaklardan habersiz, pek bi mutluydu tabi. yani tek sınav yapılacak, stres fazla olmayacak, sorular yoruma dayalı olacak yani bilgi gerektirmeyecek falan. ne güzel..
    ama hiçbiri umdukları gibi gitmedi. bu çocuklar iyi mühendislik fakültelerine, iyi tıp fakütelerine girdiklerinde anlatılan konuları idrak edemiyorlardı, tahtadaki integral hesaplamaları çivi yazısından farksızdı onlar için. öğretim görevlileri deliriyordu, öğrenciler sinir krizleri yaşıyordu, her şey birbirine girmişti. yani tam bir kaos.
    bu hadiseden sonra daha bilmem kaç kere sınav sistemi değiştirildi. gerek ortaokullarda, gerek liselerde sistem değişikliğe gitti. öyle zamanlar oldu ki her yeni yıl yeni bir sistem anlamına geliyordu artık. bazen isimler değişti, içerik aynı kaldı; bazen işleyiş.

    sonuç olarak burada iyi bir eğitim sistemi göremiyorum ben. bu öğrencilerin suçu değil bizzat bu konuda yetki sahibi olanların eksiğidir. sadece bir hükümete bağlı da değildir. aynı sistem gelmiş her iktidarda eksik kalmıştır.
    kimse kusuruma bakmasın. burada herkes hatalı. doğru bir eğitim sağlanmasına zerre katkısı bulunmayan, seçimlerde eğitime yönelik yaptırımları göz önünde bulundurmayan, mevcut hükümetlere eğitim konusunda noksan bulduğu yerleri dillendirip de değişiklik istemeyen herkes.
  • bu tablo, islamın kutsal kitabından bir sure olsaydı, memlekette herkes mühendis olurdu. bu sebeple değeri bilinmeyen bir tablodur.

    ayrıca, ne zaman çarpım tablosu belletmek müfredattan çıkarılırsa işte o zaman bu eğitim sisteminden tamamen umudumu kaybetmiş olacağım.
  • her defterin arkasında yazıyordu lazım oldukça baksak sürekli pratik yapsak zaten kafamıza girecekti peki biz ne yaptık ? döve döve dersin başına oturtulduk açtık defterin en arka kapağındaki çarpım tablosu kısmını başladık ezberlemek için sırayla okumaya 1 kere 1= 1, 1 kere 2= 2...diye gitti durdu sonrası zaten malum bütün eğitim boyunca zil çalsın artık bitmesine kaç dakika kaldı, oley bu son ders zil çaldı 1 saniye bile durmayın açın lan yolu koşun evlere şeklinde devam etti.
  • ben meslek lisesinde okurken, meslek dersleri kapsamında, karmaşık sayılar ve trigometri görmüştük. matematikte türev ve integral görüyorduk. son yirmi yıldır, çocuklar ezberci olmasın, zorlanmasın diye, müfredatlar sulandırıldı. sonuç doğaçlama yapamayan, analiz yeteneği sıfır bir nesil yetişiyor. ezbercilik bir metni virgülüne kadar almak değildir. alınan bilgiyi kullanamamak ve geliştirmemek ezberciliktir. şu anki nesil kitaba değil, önündeki ekrana bakarak, ezberciliğe alışıyor.
  • matematik eğitimi “maalesef” yapısı gereği ezbere dayanmak zorundadır. nasıl ki dil öğrenirken meyve isimlerini ezberlemek zorundaysak çarpım tablosunu da ilk etapta ancak bu yolla öğrenebiliyoruz.

    aslında toplamadan yola çıkarak çarpma işlemi tanımlamanın bir yolu vardır. buna tensor product türkçesiyle tansör çarpımı denir. oldukça soyut olan bu matematiksel operasyonu anlamak zordur. teorik olarak ilk defa matematik öğrenen birisinin çarpmayı bu yoldan öğrenmesi mümkündür. nedir peki avantajı? ezberlemeden çarpma işlemi tanımlanır ve bu, olabilecek en genel yolla yapılır. bir kavramı genelleyince yani daha sofistike bir yolla ifade edince onun sadece iyi bildiğimiz tamsayılarda veya rasyonel sayılarda değil başka sayı sistemlerinde de doğal bir yoldan varolduğunu görebiliyoruz. dezavantajı ise henüz eğitimde denenmemiş olması. “örgün eğitimde bu yol izlenirse başarılı olunabilir mi?” sorusu var bir de.

    kıssadan hisse bu ezberci tutum biraz insanoğlunun tembelliği. ama anlaşılır.
  • ogrenime engel olmustur. yani oyle bir egitim dusunun ki ogrenmeye engel... cidden trajik, cidden dram. bana gore ezbercilik beyni korelten bir sey, bir olayin mantigini kavramak gerekli, ogrenirken mantigina oturtmak. sonra niye ergenler bu kadar gerizekali, niye bu kadar sig... robot gibi egitiliyorlar, dusunme sorgulama diye bir sey yok, olaylari da yuzeysel degerlendiriyorlar iste boyle, tek dertleri instagram likelari, takipcileri vs. al sana yeni turk gencligi. valla cocugum olursa sokrates-platon iliskisi kuracagim, surekli kafa acici sohbetler edicem onunla.