şükela:  tümü | bugün
  • ekim başlarında amerika'da gösterime girecek olan yeni woody allen filmi. başrollerinde ewan mcgregor, colin farrell ve yeni bir yüz hayley atwell var. az da olsa match point'i andıran bir dram olacağa benziyor.
  • müziklerini philip glass'in yaptığı, şimdiden üzerinde çok konuşulan film.
  • bugün itibariyle gösterime girmiş muhteşem film.

    ha, üstadın eski filmlerini aratmıyor mu? tabi ki aratıyor. böyle bir soruyu sormak ve cevaplandırmaya çalışmak dahi saçma. fakat şu noktada, manhattan, annie hall, love and death veya hannah and her sisters beklentisi içinde de olmamak lazım. hala, radio days'teki, iskelenin altında sevdiği kızı öpmek için debelenen turuncu saçlı yumurcağı veya diane keaton'ı takım elbise içinde görüp haklı olarak apışan o adamı aramak hata olur.

    üstad iyi ki film çekmeye devam ediyor ve en azından beni yeteneğinden mahrum bırakmıyor. onun, yakın zamanda melinda and melinda'da tekrar altını çizdiği, kendine has drama ve komedi harmanı tarzından mahrum kalmak dayanılmaz olurdu.

    gidip saygı duruşunda bulunulması gereken filmlerden biri...

    not: evet, objektif değilim.
  • (bkz: julia dream)
  • woody allen'ın yunan mitolojisine gönderme yapma geleneğini sürdürdüğü film olmuştur. en belirgini için: (bkz: mighty aphrodite) (hehe)

    --- spoiler ---
    nasıl ki, apollo, cassandra kızımıza kahinlik yetisi bahşetmiş, fakat başına görülerinin dikkate alınmaması gibi bir lanet sarmıştır; filmde de bu durumun bir benzerine colin farrell'in karakterinde rastlıyoruz. fark ise, cassandra'nın lanetlenmesinin nedeni apollo'yu reddetmesiyken, terry'nin laneti kumarbaz olmasından kaynaklanıyor. üstelik finaldeki trajik mevzunun cassandra's dream adlı yelkenlide gerçekleşmesi de rastlantı olmasa gerek...
    --- spoiler ---

    film komedi unsurundan arındırılmış değildi. fakat espriler woody allen'ın diğer filmlerindekilerden çok daha üstü kapalıydı. örneğin, yakalayabildiğim kadarıyla; birbiriyle tartışan ebeveynlerden ve kritik karar anlarında iki karakter arasında geçen diyaloglardan yine oldukça hoş espriler çıkarmayı başarmış. komedinin dozu düşüktü ama mesela bir interiors kadar da karanlık değildi.

    bu arada diane keaton'ın annie hall'daki smokinli elbisesine gönderme olarak hayley atwell yani angela partide smokin giyiyordu. annie hall'da diane keaton'ı ilk defa smokin içinde gördüğüm an kadar etkilemedi ama oldukça hoştu. nihai karar sizin:

    http://www.gonemovies.com/…et/drama/annietennis.asp
    http://www.imdb.com/…&path_key=hawkins, sally&seq=3

    --- spoiler ---
    bir de, filmin cinayet üzerine kurulu olması ve terry’nin cinayet sonrası hissettiği ahlaki baskı epey dikkatimi çekti. üstadın içinde cinayet olan filmlerini hatırladığım kadarıyla şöyle bir orta dökeyim; bullets over broadway, crimes and misdemeanors, curse of jade scorpion, manhattan murder story, match point, shadow and fog (kısmen). şimdi de katilin işin içinden sıyrıldığı, benzer iki filmi ayırayım; match point ve crimes and misdemeanors. bu iki filmde de hayatını "eskisi gibi" sürdürebilmek için, "yaşayabilmek" için metresini öldürmesi gereken bir koca mevcuttu ve iki filmde de cinayetler başarıyla sonuçlanıyordu. hatta match point'te de, crimes and misdemeanors'ta da suçluların vicdani açıdan çok rahat olmadıkları hissedilse dahi polis ve yargı dosyayı kapatıyordu. yani katiller kurtuluyorlardı. cassandra's dream'de ise polis bir sonuca ulaşamamış olsa da, terry karakterinin vicdan azabı veya üzerindeki ahlaki ve dinsel baskılar suçluların ölümüne, başka bir deyişle cezalandırılmalarına neden oldu. yani, match point ve crimes and misdemeanors’a oldukça benzetilebilecek bir hikaye bu sefer farklı bir sonla bitti. her ne kadar match point’in üzerinden iki yıl geçmiş olsa da acaba yaşlılığın etkileri midir bunlar?
    --- spoiler ---

    yaşlandığından mıdır, yoksa çok sevdiği, hatta love and death’te bol bol gönderme yaptığı ingmar bergman’ın ölümünden midir bilmiyorum ama bu sefer woody allen önceki filmlerinden farklı bir film izletti. farklıydı da kötü müydü? değildi, muhteşemdi...
  • kötü bir filmdir. oyunculuklar her ne kadar harika olsa da film kimseyi alıp götürecek bir film değil. senaryo kötü, film kötü ama eğer isminiz woody allen ise bunların hiç bir önemi yok. bu kadroyu bir araya toplayabilir, gerekli finansmanı bulur ve woody allen'ın yeni tarzını görmek isteyen biz bir avuç sinema izleyicisine de izlettirebilirsiniz. woody allen'ın klasik komedi tarzından da pek hazzetmem zaten. ama böyle kara film vari birşeyler yapmak istiyorsa tekrar düşünmeli bence.

    edit: ilginç bir şekilde kötülenmiştir bu entry. hem de zamanın ötesindekiler listesinin ikinci sırasında oturmuştur. filmi kötü bulmuş olmam mıdır bu entryi de kötü yapan?
  • tam da match point tadinda bir film olmus, guzel de olmus bence, film kendini sonuna dek izlettiriyor, hikaye hic umulmadik bir sonla bitiyor...
    --- spoiler ---
    bu isten tek karli cikan howard amca oldu o ayri:)))
    --- spoiler ---
  • woody allen'ın match point ile girdiği yolda uğradığı başka bir durak. match point çok daha etkileyici demeden duramayacağım, ama bunu da izlemeden geçmek olmaz diye ilave etmeden de çekilmeyeceğim.

    film, insanı, şu adamı sağ salim öldürseler de önlerindeki maçlara baksalar psikoloijisine sürüklüyor. sonra da ne düşünüyorum ulan ben, ne pis insanmışım, böyle bir işte nasıl taraf olabiliyorum suçluluğu alıyor yerini. sırf bu suçluluğa kapılıp insana kendini sorgulattığı için bile izlenebilir bu film. eğer herkes bu suçluluğa kapılmıyorsa ben de bir sorun var demektir ki, evlerden ırak.

    ilaveten; colin farrel, harika oyunculuk çıkarmış; içinde bulunduğu bunalım nasıl olduysa tüm yüz mimiklerine kadar sinmiş.