şükela:  tümü | bugün
  • paris'te bulunan catacombs, yaklaşık 6 milyon insana ait kemiklerin oldukça düzenli bir şekilde dizildiği ve sergilendiği tüneller bütününden oluşuyor.

    catacombs de paris'i gezmek gibi bir planınız var ise şunları bilmenizde yarar var;

    - ilk olarak bilmeniz gereken şey ve bence en önemlisi 1 ila 5 saat arası sıra bekleyeceğiniz gerçeği. saat 10:00'da açılan catacombs'da aynı anda sadece 200 kişinin dolaşmasına izin veriyorlar. bu da tahmin edebileceğiniz üzere çok ciddi bir kalabalığa neden oluyor. bu durumu bildiğimizden sıra beklememek için saat 09:00 gibi catacombs'un girişinde olmamıza rağmen geldiğimizde yaklaşık 200 kişilik bir sıra çoktan oluşmuştu. bizim içeri girebilmemiz ise saat 11:00'i buldu. içeri girdiğimiz saat diliminde belki 1.000'in üzerinde insanın sıra beklideğini de belirtmeliyim. benim tavsiyem yoğun sezonlarda en geç saat 08:30 gibi sıraya girmeniz ve içeri alınacak ilk ekibe dahil olmanız olacaktır.

    - tur yaklaşık 45dk sürüyor ve 2km civarında yürümeniz gerekiyor. bunun yanı sıra tünellere giriş için 130, çıkış için ise 83 basamak inip çıkmanız gerekiyor. catacombs içerisinde sıcaklık her zaman 14 derece ve oldukça rutubetli. catacombs'u oluşturan tüneller zaman zaman oldukça alçak ve dar olabildiğinden özellikle klostrafobikler, aşırı kilolular, aşırı uzunlar, kalp hastaları ve yaşlılar için uygun bir yer değil.

    - son olarak aklıma gelen şey ise benim gibi özellikle fotoğraf çekmek için gitmeyi planlıyorsanız, yanınıza küçük bir tripod alın ve tripod kullandığınızı mümküm mertebe görevlilere belli etmemeye çalışın. içerisi çok aydınlık olmadığından çantanıza koyacağınız küçük bir tripod görevlilerin bulunmadığı noktalarda çok işinize yarayacaktır. tabi benim gibi şansız bir adamsanız tripod'u kullanmadığınızdan emin olmak için görevlinin biri peşinize takılabilir. yine de arkadaşlarımın da yardımıyla görevliden kurtulduğum kısa anlarda şu fotoğrafları çekmeyi başarabildim;

    http://burakalsan.smugmug.com/…ris-2014/i-7fdqztm/a
    http://burakalsan.smugmug.com/…ris-2014/i-cmnsjnz/a
    http://burakalsan.smugmug.com/…ris-2014/i-zdhcpdf/a
    http://burakalsan.smugmug.com/…ris-2014/i-ldpxpmj/a
    http://burakalsan.smugmug.com/…ris-2014/i-842nstk/a

    bunun dışında daha fazla bilgi için;

    http://www.catacombes.paris.fr/…bs-official-website
    http://www.tripadvisor.com.tr/…s_ile_de_france.html

    son olarak şahsi düşüncem ise paris'te çok uzun zaman geçirmeyecekseniz (minimum 1 hafta) veya özellikle çok merak ettiğiniz bir yer değilse buraya gitmenizi çok tavsiye etmem. zira catacombs de paris'ten önce paris'te gezilmesi gereken birçok yer mevcut.
  • kaybolup 2 gün bulunamama hikayesi biraz hayal ürünü gibi gelse de hafif tüyler ürperten ve korkmayacaklar için görülmesi gereken bir müze. yüzlerce yıl önce yaşamış insanların kemiklerinin arasında geziyorsunuz. hiçbirinin kimliği yok. kimdir, nedir hiçbir bilgi yok. sadece hangi mezarlığın ne zaman oraya getirildiğini gösteren bilgi levhaları var. loş bir ortamda istifler halinde bulunan binlerce kurukafa sizi izliyor. sonra merdivenlerden yukarı çıkıyorsunuz ve paris sokakları. kanlı canlı insanlar, hediyelik eşya bakıyorlar vs. hayat, ölüm... ilginç bir deneyimdi.
  • paris'te bulunan ve 6 milyona yakin insanin kemiklerinin istiflenmesiyle olusan dehset verici bir labirent. yerin 20 metre altinda olan bu labirentin uzunlugu 2km'ye yakin. giris bedeli:

    26 yasindan kucukler icin 4€,
    14 yasindan kucukler icin beles,
    60 yasindan buyukler icin 6€,
    benim gibi siniflandirmaya giremeyen baltalar icin 8€'dur.

    denfert-rochereau metro cikisindan ulasilabilir. diablo oynayanlarin asina oldugu goruntuler iceriyor.

    bu da sevgililer icin.
  • sakat bir yer. kaybolan fransız tanıdıklarım var mesela bu yeraltı mezarlığında. adamların şarjı da bitmiş. polis, bu mezarlıkların farklı noktalarını çok iyi bilen bir kaç eksper ile bu arkadaşları aramıştı. adamlar 2 gün aç susuz kalmışlardı.
    giderseniz dikkat edin derim.
  • dünyanın en büyük "kemikhane"sidir. milyonlarca insanın kemikleri saklanmaktadır.
    fransızlar bu kemikleri gübre yapmak yerine istiflemeyi seçmişler.

    ölü kemiklerinin istifleniş şekli ilginçtir.
    genelde kafatasları ve uzun kol-bacak kemiklerini görüyoruz.

    belkemiği ve kaburga kemiklerini fark etmek zor.
    onları muhtemelen ayrı bir işlemden geçirmişler. çünkü yer kaplıyorlardı.
  • artık tamamen fantezi peşinde olan bear grylls totoşunun neden hala el atmadığına şaştığım yer. girsin takılsın 3 gün falan kemik memik kemirsin, tam onluk, ha yeterince börtü böcek bulamaz o ayrı. hem hali hazırda zamanında kaybolmuş asla bulunamamış insanların hikayeleri ve efsaneleri de var.. ölü efsaneleri de var.. tam aradığı şeyler zaten bizim zibidi gonzalesin.. 3 günde kaybolup anca çıkan insanlar ve kanıtları da var.. el atı ver artık şuraya bear, yanılmıyorsam bir program da çernobilden sonra terk edilmiş, neredeyse küçük bir ilçe büyüklüğünde ki yıllar önce terk edilmiş bir rus fabrikasından kurtulmaya çalışıyordu..
  • paris'e gidenler tarafından atlanan, ürkütücü yer.
    roma'da da var benzeri. capuchin crypt diye geçiyor roma'daki. hard rock cafe yakınında.
    bu tip yerleri gezmeyi seviyorum ancak girmeden önce iki kez düşünmenizde fayda var. roma'daki çok daha küçük, paris'te bulunan bu mezarlar ise yerin 20 metre altında ve 2 kilometre kadar uzunluğa sahip.
    aşağıda havalandırmanın o kadar iyi olmadığını ve yıllar boyu o kemiklerden sızan kokunun, daha girişte genzinizi yakacağını söylemek zorundayım.

    saklı cennet diyemem. aksine, saklı bir cehennemdir bu yerler.
  • büyük bir ibretlik les catacombes...
    dirilerin bilinçli girdiği ama çoğunluğunun bir dem olsun ibret alamadan çıktığı mezarlık...

    defalarca paris'te niyet edip sonrasında gereksinim duymadığım devasa ölülerin yeraltı şehri. akıllara zarar bir sergi, görmek ve deneyimlemek ayrı ancak gezmeye gerek bile yok esasinda, nitekim bunun bilgisi bile altüst edebiliyor insanı.

    hele catacombe'u eğlencesine gezenlerden tiksiniyorum mesela, bu tiksinti sizi yalnızlaştırabilecek bir duygu hemen her benzer içi boş lakirdilar ve eylemler dünyasında.

    kanı delice damarlara fışkırtan kalbi hala ritmindeyken insana faniliğini ve hiçliğini yüzüne vurarak kiminin yaşama şevkini kırabilecek, kimine de aldığı nefesi tüm hücrelerine taşıma aşkı verebilecek bir mabet... 18. yy.dan kalma bir yeraltı mezarlığı, katakomb.

    daha fazla bilgi almak için benim kaynağım olan les catacombes paris tarihi müzeler sitesine bakabilirsiniz.

    özetle katakombun kuruluş tarihinin aslında ilk olarak roma yeraltı mezarları*'na atıftla geliştiği ve ossuarye catacomb adınin verildigi bilinmektedir. bu ossuary'deki ölülerin saklanan kemiklerin hikayesi esasen les halles bölgesindeki le cimetière des innocents *olarak hali hazırda on asırdır kullanılan mezarlığın zamanla paris'te mezarlık bölgesinde yaşayanlar için enfeksiyon kaynağı haline gelmesiyle halkın galeyanı akabinde 1785'te mezarlığın kaldırılmasına karar veriliyor. yani châtelet'ye, les halles'e düşen yolunuzun üzerinde bölgese daha önce enfeksiyonlar saçan büyük bir mezarlık olduğunu anımsayın ;)

    bu bölgedeki mezarlıktan alınan kemikleri yerleştirmek için ise seine'in karşı kıyısında ve enfeksiyon bölgesinin çok uzağında terkedilmiş yeraltı taş ocakları güçlendirilerek bir yer altı mezarlığı oluşturulmuştur. bu taşocakları, notre-dame katedrali, louvre ve şehir surları inşa etmek için gerekli olan büyük miktardaki taşları tedarik etmek için kullanılan ve kalkerli yapıdaki taşların çıkarıldığı ocaklar oluyor.

    paris'e pegasus'la ucuza uçak bileti bulduysanız*, orly'den giriş yaparsınız ve otobüsle varacağınız nokta hemen herkesin uğrak noktası olan ve rer'lerin can damarlarından biri denfert-rochereau bölgesinde bulunuyor catacomb. yani ilk adımınızı attığınız bölgenin altında devasa bir mezarlık yatıyor.

    catacomb inşası 1788'e kadar devam etmiş ve gece karanlığında bir seremoni çerçevesinde bir ton rahip tarafından siyah örtüler içerisinde kemiklerin yüklendiği kamyonlarla bu sergi malzemeleri taşınmıştır. catacomb projesi dolup taşan mezarlıkları bir temizleme, boşaltma projesi olmuş aynı zamanda paris için. bunu şehir planlamacıları muhtemelen çok daha iyi analiz eder.

    paris'in tüm mezarlıklarından ölülerin ardında kalanları catacomb'a taşınmaya devam etmiştir. kemiklerin son transferi 1859'da, haussmann tarafından yürütülen kentsel yenileme çalışmaları sırasında gerçekleşmiştir. kemikler için sergi malzemesi diyorum, çünkü les catacombes'da sembolleşiyor kemikler, bir süre sonra onların bir canlıya ait olduğu fikri aklın sınırlarıyla oynar ve savunma mekanizması da sizi bir sanat galerisinde geziyormuş havasına sokar.

    yani milyonlarca parislinin kemiklerinin yer aldığı bu yeraltı mezarlığı yeni dönemde turizmin keskin dişlerinin önüne atılan paris'in kemikleri, 2005'te yeniden açılarak ziyaretçi akınına sunulmuştur. turistler kendi mezarlıklarından önce bölgede yaşamış ve tek kalıntısı çırılçıplak kemikleri kalmışların huzurunda turistik heves için metrelerce kuyrukta sıra beklemektedir sabahın erken saatlerinden itibaren. 20 metrelik derinliğe inerken yaklaşık tur boyunca iki km'lik bir yol kat etmelerinin yanı sıra toplam 213 basamakta iskeletlerine hafif bir jimnastik etkisi yaparlar hemen hemen 45 dk. süren tur boyunca.

    les catacobes'da yatan milyonlarca kemik arasında yatan ünlü isimler:
    françois rabelais (1483-1494-1553 arası),
    jean de la fontaine (1621-1698)
    charles perrault (1628 - 1703),
    heykeltıraş françois girardon (1628 - 1715),
    ressam simon vouet (ı590 - 1649),
    mimarsalomon de brosse (1571-1626),
    mimar claude perrault (1613 - 1688)
    jules hardouin-mansart (1646 - 1708).
    -ihtilal dönemi çatışmalarında:
    10 ağustos 1792'de tuileries sarayının ve 1792 eylül'ünde katliamların kurbanları arasında öldürülen isviçreli muhafızların üyeleri
    - giyotin kurbanlarının
    lavoisier (1743 - 1794),
    madame elisabeth (1764 - 1794),
    camille ve lucile desmoulins (1760 - 1794 ve 1771 - 1794),
    danton (1759 - 1794)
    robespierre (1758 - 1794)

    notekemikus:
    kemiklerin turizmi gerçekten çok ilginç, bacasız sinegin yağını çıkarma fabrikası...

    oysa tonlarca et dolanmıştı o kemiklere, ve o kemiklere milyonlarca ruh üfürülmüştü, milyonlarca kuş kapatılmıştı o göğüs kafeslerine*. milyonlarca gülücük eşliğinde kahkahala asılı kaldı iyonosferde, litrelerce gözyaşı, kan, ter, zevksuyu akıp gitti o kemiklere sarılı etlerden.

    siz hiç yüzyıllar sonra çırılçıplak sergilenmek ister miydiniz? sizin istencinizin sadece damarlarınızda süzülen kanınızın beslediği etiniz üzerinde hükme sahip, ve ruhunuzu kaybettiginde bedeniniz, ardınızda bırakacağınız hani o söz sahibi olduğunuz naçiz etiniz hızla toprağı beslerken, yüzlerce yıl sonra kemikleriniz tek kanıtınız olacak mezarlarınızda daha uzunca bir süre var oluşunuzu tasdikleyecek. catacomb, paris'te yüzlerce yıl önce eti üzerinde irade kurabilmişlerin hadikası... ürkütücü ama bir o kadar da çekici.

    işte bu kadar aciz olduğunu hatırla insan, ananın sana gebeyken, kafatasından eriyip de sana vakfedilen anne dişiyle gelişen iskeletini hatırla, senden geriye kalacak tek şey o kalacak... senin olduğunu iddia edebileceğin o şey dahi aslında annenin... annesinin... annesinin...