şükela:  tümü | bugün
  • "nedenlerin nedeni" anlamına geliyor. seneca'ya göre tanrı, causa causarum'dur. hangi tanrı? "nedenlerin nedeni olan tanrı". bu causa causans yani "nedenleşen neden/nihaî neden" gibi bir değeri göstermiyor; bir bütünün parçası olarak anlam kazanıyor. "ordo rerum" denilen ve türkçeye "nesnelerin düzeni" şeklinde çevirebileceğimiz, en basit tabiriyle "doğadaki düzen" aslında bir causa yani nedenler silsilesidir. i.ö. 3-4.yy.'larda şekillenen doğulu stoa öğretisinin, i.s. 1.yy'da seneca'nın diline miras bıraktığı bir söylem bu. mezopotamya kültür/din ailesinin tornasından çıkma olduğunu düşünebiliriz, söz konusu öğretinin kurucusunun (zenon) suriyeli olduğunu anımsarsak.

    bu, dönemindeki birçok paganist ve animist söylemin içerdiği "tanrılar doğadaki her eyleme ve harekete ya doğrudan karışırlar ya da hiç karışmazlar" ikiliğinin (felsefî ekol olarak yansıması için bkz. epicurus ve stoa) farklı bir şekilde ele alınması anlamını taşır. nitekim seneca naturales quaestiones'inde baş-tanrı iuppiter'in doğadaki her eyleme doğrudan katıldığını düşünen eski bilgeleri eleştirir. o bilgelere göre baş-tanrı iuppiter yıldırım okunu "eliyle" fırlatırdı. oysa tanrısal irade (ki metin boyunca tek-tanrı'dan bahsedilir, çok-tanrıcılık fikrinin aynı dönemde filizlenen hıristiyanlığa ne ölçüde öncüllük teşkil ettiğini düşününüz) tek tek doğadaki fenomenlerle uğraşmamalı. o doğadaki fenomenlerin causa'sı olmaktansa, bütün bu işleyişin causa'sı olmayı tercih etmiş olmalıdır. o, nesnelerin düzenini sağlayarak causa causarum yani "nedenlerin nedeni" olur. o hâlde tanrı, insan yaşamına da doğrudan müdahale etmez; onun belirlediği düzen yani kader (fatum) belirlidir, insan kendi kaderinin tanrısal irade tarafından belirlendiğini düşünerek başına gelene razı olmalıdır. doğadaki hiçbir fenomen, insanı cezalandırmak ya da ödüllendirmek için "var" değildir. herbir fenomen başka bir fenomenin nedeni yani gerekçesidir. bütün nedenlerin ve gerekçelerin kaynağı da tanrısal iradedir.

    kabbalistik hermeneutikte, yahudilikte de bir ucu bulunur causa causarum'un (ibranice: illat ha-illot). örneğin edessa'lı jacob'un bir eseri vardır bu isimde (teyit: william wright, a short history of syriac literature, p.242, gorgias press llc, 2001). daha sonradan bu tanrısal nitelikli "nedenlerin nedeni"ne "atomos" yani atom diyenler de olmuştur, olmamış değildir. ama yaygın kullanımı "düzene şekil veren tanrı"yı göstermeye dönüktür. atomun "ilk ilke"liği bile tartışmaya açıktır; zira her "ilk", "ilke" demek değildir. zaten causa causarum, "ilkelerin ilkesi" demek değildir. her daim "neden", "ilke"yi vermez. buna karşılık democritusçu söylemde geçen atom'un "causa" olduğunu da söyleyebiliriz; peki, ya o causa'nın causa'sı ne? işte o atom'un da dahil olduğu bir causa vardır inanışından doğan bir bütünlemedir "causa causarum". insanın köken arayışının bir neticesi belki de. belki'si fazla.