şükela:  tümü | bugün
  • şâir; cavidan tümerkan, 12 mart 1922’de istanbul’da doğdu. sırasıyla bostancı ilkokulu, kadıköy kız ortaokulu, erenköy kız lisesi ve istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi türk dili ve edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra bir süre istanbul kız lisesi’nde ve ankara maarif (eğitim) koleji’nde edebiyat öğretmenliği yapmıştır.şairden bir dörtlük:

    acıya sevinci katmıyorsan
    gerçeği hayalle yumuşatmıyorsan
    içinde bir çocuk yaşatmıyorsan
    fazla büyümüşsün,yazık!..
  • anais martin'in eski istanbullular kitabını okurken tanışma fırsatı bulduğum değerli şairimiz. martin onu; "yaşam felsefesini mutluluk temeli üzerine kurmuş, mutluluk adlı bu kırılgan ve mutlaka ayrık otlarından arındırılması gerekli olguyu sevgisiyle, sıcaklığıyla, içtenliğiyle, müziğiyle, şiiriyle,kitaplarıyla beslemiş, büyütmüş...öyle ki yaşadığı ortamı derin engin bir mutluluk okyanusuna dönüştürmüş" bir istanbul hanımefendisi olarak tanıtıyor bize. çok da samimi bir röportajları mevcut.
    bir kelebek konduysa
    elindeki çiçeğe
    belki mutluluktur bu!
    ürkütme sakın, sakın
    bir an'cık daha kalsın.
    ***

    zeynep hanım konağı
    yüksek, süslü tavanlar
    soba başı konuşmaları
    yeşil masalı seminer

    ahşap merdivenlerden
    yüzlerce iniş çıkış
    emin efendi, sahaflar
    cami avlusunda
    sessiz uçuşan güvercinler
    koca çınar...

    binbir renkli
    havuzlu, fıskiyeli
    canım meydan
    ulu kapı,
    içimi burkan her şey
    ne kadar yakın,
    ne kadar uzak şimdi...

    cavidan tümerkan
  • baştanbaşa kapkara bulutlarla
    örtülse de ruhunuz,
    bir yerinde küçücük bir mavilik arayın;
    bulursunuz...

    cavidan tümerkan
  • ağustos böceği ile karınca fablına farklı bir bakış getiren şair.

    ne olur bir şarkıcık! ..

    bir ağustos böceği
    ötüp durdu
    yıldızlı gökle
    başaklar arasında
    bütün yaz.

    onun da vardı derdi
    kendine göre
    dünyanın ve insanların haline
    kızdığı olurdu
    fakat her şeyi unuturdu
    ötmeğe başlayınca.

    kış gelip de bir gün
    görünce karıncayı kapısında
    ne kadar şaşırdı düşünün.

    bütün bir ömrün yüküyle
    ümitsiz, kırık
    yalvardı karınca:
    ne olur bir şarkıcık! ..

    ne kadar da güzel yazmış.