şükela:  tümü | bugün
  • bir türlü anlamadığımdır.

    önce su kaynatırlar. sonra çayı koyarlar. sonra kaynayan suyu çayın üstüne dökerler. sonra bir de onu beklerler.

    hepsi tamam olunca altını bi kısarlar, bi açarlar. bi kısarlar, bi açarlar. iki dakika sonra biter bi de bu çay, kalkar bütün bu işlemi yeniden yaparlar.

    bu arada götleri asla yere gelmez, habire mutfağa gidip gelip dururlar.

    olm, ben bi bardak su içmek için mutfağa gidip gelmeye üşeniyorum. siz bi çay için resmen cardio çalışması yapıyorsunuz.

    çekilir mi len bu işkence. alırım ayranımı veya meyve suyumu... yudum yudum, tadını çıkara çıkara içerim, kıçım kanepeden bir saniye ayrılmadan.

    keyif böyle olur.
  • bazı işlerde zevkin yarısının ritüelden geldiğini anlayamayan bir takım sığırlara dert olabilir.
  • (bkz: bezgin bekir)
  • çay demleme yöntemimiz orta zorluktadır.
    ingilizler bu işin en kolayına kaçanları, at çayı suya bekle oh tamam. bizde bir demlik ve altlık, ayarlanabilir dem modeli var. çinlilerde ise daha uzun bir ritüel var. bir su kaynatılan düdüklü, biri süzgeçli biri normal iki demlik ve çayın suyunu döktükleri alt tekne. bir de takıntıları vardır bazı çaylara kaynar su dökmezler, çayın özelliğini bozuyormuş. çok teferruatlıdır.
    şahsi kanaatim en güzeli alıştığınızdır.
  • keyif ten alınan marjinal fayda eziyetten alınan marjinal maliyetten fazla olduğu için yapılan harekettir.
  • bir ev mantısı yemek için çekilen eziyet değildir. ya da fırında yapılan herhangi bir yemek.
  • artık o kadar da zor ollmayan bir ritüelden bahsedilen durumdur. çay suyu çaycı'ya kaynatılır. sonra soğumaya alınır. 80 dereceden aşağı olduğunda demlik tarafına boşaltılır ve 80 dereceden düşük sıcaklıktaki suyun içine daha önce yıkanmış çay atılır. çaycı'ya tekrardan su konur. kaynayarak üstündeki demlikte demlenen çay biraz beklenir. 20-25 dakika beklenen çay termosa doldurulur. sonra aynı işlem bir daha yapılır.

    misafirler gelir. termostaki çay biter. o sırada da 2. kere koyduğunuz çay olmuştur bile. giresiniz termosu yenilersiniz. kişilerin içme potansiyeline göre bir daha demlersiniz. mis gibi olur.

    yani kalk doldur. otur yerine. proses, termosla tamamlanır. çay içmek bir ihtiyaç, bir bağımlılıktır.
  • zevkin rituelle ilgisi olmadiginin farkinda olan bilincli insanlarin girmedigi eziyettir. tersini iddia eden entri giren hiyarlar rituelsiz zevke ulastirilarak ikna edilebilir.
  • bir zamanlar ortalama 11-12* şeker atan biri olarak cektigim eziyettir.
  • memlekette olduğum bir zaman, saat 5 civarı sabah. bir telefon. arayan yakın bir dost; ''- patryn sen erken kalkarsın hacım aradım ama müsait misin? beni alabilir misin?'' ben o sırada haylazla yürüyüş yapıyordum. (haylaz benim can yoldaşım hav hav) ''-evet.''dedim. ''-nereye geleceğim?''
    ''-barınaklara gel abi. hatta dur beni de al, alkollüyüm.'' neyse atakumdan çocuğu aldıktan sonra mehmet ustanın yanına geldik. iyi abidir, barınaklarda işler iyi gider ve deniz bol verirse keyfine diyecek olmaz. bir anda özlersin abiliğini, hayatta fikir alınacak değerli bir insandır. ancak onu bizde özel yapan bir de çay demleme tarzıdır.

    soğuk suya çayı ekler. altına da normal su çeker. alttaki su kaynadıkça yukarıdaki soğuk suyun içerisindeki çayı ısıtmaya başlar ve düşünün böyle alttaki su defalarca bitip, üstteki soğuk su kaynayıp çay olana kadar bu zahmete katlanılır. en güzeli de sohbeti tabi mehmet abinin. anlamazsın geçen 2-3 saati.

    çaya bağlı hayatlar tüm sözcüklerini o soğuk suyun içine bırakan dem misali döker çaydanlığa. içimi yarım ekmek domates peynir ile olursa eski günler anılır.

    ne geçmiş unutulur, isyan edilir. ne gelecekten küsülür, umut kesilir.