şükela:  tümü | bugün
  • ozellikle turkiye'de gorulur bu hastalik cesidi.

    her is bransinda calisan yada her yastan insanda gorulebilir.

    vucuda yarari var midir, bilimsel olarak kanitlanmis degildir, kanitlanmissa da benim bilgim yok. ama sekerli iciyorsan zaten otomatikman zararlidir. ote taraftan butun gun kaynayan ve deminden zehir gibi olan caylarin yarari varsa da ona kafam girsin.
  • bunlar sirketlerin cay stoklarini da tuketir. nasil olsa beles diyip ictikce icerler, ictikce icerler.

    restorana giderler caya abanirlar, nasilsa ikram diye. misafirlige giderler ev sahibi cay yetistiremez.

    herseyin azi karar cogu zarar diye bosuna dememis atalarimiz.
  • içmenin faydasını görmemiş olabilenler olabilir.
    bütün gün kaynayan dem yoktur. varsa karadenizlidir, ya da ıhlamur. o da bitki bu da bitki.
    biz 2 saatlik çaya bayat deriz. karadeniz bağzı kesimlileri 3 günlük çaya taze der.

    ama içmeyince zararı kesindir. adamın başına ağrılar girer, sinirleri gerilir, günün “bugün hep bir yanım eksikti.” öğesini yaşar.
    sigarayı bırakmak düşünülebilir; mümkündür. çay, ne mümkün. namümkün! imümkün! amümkün!
  • yirmi yuz yilin sonlarina dogru bir cok insanin canini almis elem hastaliktir.
  • başım ağrıyor..
    ağrı geldikten sonra içsem de fayda etmiyor.
    ayrıca kokusu burnuma geliyor, özlüyorum. sallama çaya mahkum olduğum yerlerden dönerken “çay demle” diye arıyorum..
    evet sanırım bende bu hastalık var.
    t: çay bağımlılığıdır.
  • yetiştiği toplumla alaka olabilitesi olabilen olay.

    birisi demişti zamanında. ben daha küçükken kahvaltıda zorla içirirlerdi evdekiler, zift gibi demli, alev gibi çayı, ağzım yana yana içerdim, bişey de diyemezdim, öyle alıştım işte demişti.

    bilemedim yani şimdi tam olarak ben.

    tanım: tedavisi olmayan hastalık.