şükela:  tümü | bugün
  • aynı fiyatta belki daha güzel bir şey bulabileceğini umut etmektir.
  • mekana çay ocağı ya da kahvehane muamelesi yapmış olmamak içindir.

    150 çeşit ürün var, belki o mekana özgü bir sürü de ürün var, müdavimleri bile var belki bu ürünlerin, belli bir müşteri yoğunluğu var, oturduğun her bir masa takımının bedeli belki de 10 bin lira, mekan genelde dolup taşıyor, garsonların elbisesi senin üzerindeki elbiselerden 2 kat pahalı belki ve kitap gibi de bir menü yapmışlar ve sen gidip bir tane çay istiyorsun. gerçi bu hareketi menüye uzun uzun bakmak da kurtarmaz.

    şimdi biraz empati yapıp kendimizi mekan sahibinin ya da işletme müdürünün yerine koyalım. bu şuna benzer biraz: haftalarca emek verilmiş bir kadınla o akşam sevişmek için planlar yapılmış, ortam hazırlanmış, süprizler, jestler düşünülmüş ama gecenin sonunda yine en fazla bir öpcükle evine dönülmüş. işte sen bir tek çay söylediğinde o mekan sahibi de bu öpücükle yetinmek zorunda kalan adam gibi hissediyor kendini.
  • (bkz: bir çay bir de menü alabilir miyim)

    ne yani? akşama kadar gurmecan gurmecan gezip sinsi bir şekilde yemekleri bedavaya getirmeye çalışınca sorun yok. altı üstü bir yemek ya da çay kahve için günler öncesinden organizasyon yapınca sorun yok. yediği bir tabak yemek için 2 sayfa yazı yazdıktan sonra google'a reklam verip bir de 18 ayrı sosyal mecrada paylaşınca sorun yok.

    ama ben özellikle çay içmek için gitsem bile mekanın menüsünde neler varmış fiyatları nasılmış diye merak edince... çoy soylonocoğo bolondoğo holdo monoyo bokmok *

    lan azıcık doğal olun ulan. biz de ticaret yapıyoruz, hiçbir müşteri cüzdanını masaya atıp, fiyat önemli değil üstü kalsın demiyor ama iki mekana gidip insan içine çıkınca "cool" olacağım diye hepten sapıtıyorsunuz.
  • daha iyisi bulunabilir mi diye menü açılır; en iyisi bilinendir, sade olandır kararına varılıp menü kapatılır.
  • yüksek miktarda nafaka ödendiğine işaret bir olgudur. evlenirseniz böyle mal, mal bakarsınız işte menüye. çünkü cebinizdeki paranın yarısına o eşitçi, o adelet dağıtan mahkemeler el koymuştur.

    hee diyelim, sikerim böyle işi deyip nafakayı ödemediniz. eski eşinizin şikayeti üzerine direkt 90 gün hapis cezasına çarptırılırsınız. ve içeride bulunmanız nafakayı ödemeyeceğiniz anlamına gelmez, para sürekli birikir, ve sike sike o bir zamanlar çok sevdiğiniz prenses ruhlu eşinize parayı ödemek zorunda kalırsınız.

    o zaman ne yapıyoruz gençler. bu sevdadan vazgeçiyoruz, kendimizi kullandırmıyoruz, akıllı oluyoruz, evlenmiyoruz. merak etmeyin evlenmediniz diye ölmezsiniz, asıl evlenirseniz ölürsünüz.