1. can yucele ait diye bildigimiz asagidaki sevimli siirin, zannettigimiz adi

    yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla
    yaşlanmak hoş değil duvarlara baka, baka.
    bir dost göz arayışıyla.
    saat tıkırtısıyla...
    korkmam, geçinip gideriz biz mutlulukla,
    ama;
    "günün aydın, akşamın iyi olsun" diyen biri olmalı.
    bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.
    yoksa, zor değil,hiç zor değil,demli çayı bardakta
    karıştırıp, bir başına yudumlamak doyasıya.
    ama; "çaya kaç şeker alırsın?"
    diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

    (bkz: elif sebnem akal)
    (bkz: ara sira)
  2. moğollar' ın son albümü umut yolunu bulur' un en vurucu parçası. gece gece tek başına, önünde çay fincanı ile bilgisayar karşısında oturan bünyeleri(benim gibi) bir anda etkisi altına almayı başarabilmektedir. daha girişinden itibaren alıp götüren melodisinin yanında cahit berkay o kadar güzel vurgulamış ki herkesin bazen duymak isteyeceği; "günün aydın, akşamın iyi olsun" ve "çaya kaç şeker alırsın" gibi cümleleri.. ister istemez gün gelip duyamama korkusu sarıyor. kısacası can yucel' in sözleri, cahit berkay' in bestesi ile ortaya çok başarılı bir çalışma çıkmış.

    son olarak; yaşlanmak gerçekten hoş değil duvarlara baka baka, bir dost göz arayışıyla.

    edit: "..diye bir ses olmalı" değil "..diye bir ses sormalı" 'dır aslında.
  3. şiirken bilmezdim, ama şarkısı enfesmiş. şu sıralar sık sık dinlememden dolayı ''kaç şeker'' diye soran arkadaşlar oluyor, sağolsunlar*
  4. dün ilk defa okyanustaki depresif ruzgar sayesinde dinlemiş oldum. günün anlam ve önemine çok güzel uydu benim için. sabahın 4'üne kadar döndürüp döndürüp dinledim. insanın duygularını bu kadar güzel anlatabilen bir şarkının olması ne mükemmel bir şey.

    korkmam, geçinip gideriz biz mutlulukla,
    ama;
    "günün aydın, akşamın iyi olsun." diyen biri olmalı.

    cidden ne doğru ne güzel bir cümle. insanın taa içinden kopup geliyor. biri olmalı, sevgili, dost, anne, baba, kardeş biri olmalı. buna izin vermeli insan, kendini kapatmamalı...
  5. eşimle evde her kahvaltı ettiğimizde soruyorum ben bu soruyu. deli miyim, divane miyim, amnezi miyim? hiç biri değilim. sağolsun bana her seferinde başka cevap veriyor. bazen hiç, bazen bir, genelde iki.. düşünüyorum, tamam, kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı da peki çayın?..
  6. bu şiiri bilmiyordum ta ki bir arkadaşım bugün bahsedene kadar.

    dün eski sevgili geldi. yemekten sonra çay demledik. ben o arada telefonda konuşuyordum. servis işi eski sevgiliye kaldı diye anlatıyordum arkadaşıma. şekerlikte şeker kalmamış yerini biliyor ya zorlanmadan buldu, şeker kasesini doldurdu. o beş şekerli içer çayı bilirim. ben ise açık, limonlu, şekersiz. kendisi için şekeri bulduktan sonra bir baktım limon aranıyor.

    gülümsedim, oturduğum sandalyeden. onun bu basit, sade, alışıldık, hareketlerini izlerken. sanırım eski sevgilileri en çok özleten olay bu. kendinizi yeniden, yepyeni birine anlatmanızın gerekmeyişi...

    ama; "çaya kaç şeker alırsın?"
    diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

    bir çeşit tembellik.
  7. 'olmalıyieeeaaa' kısmıyla bende hüzün değil gülme isteği uyandıran bir şarkı. yani en azından ilk dinleyişimde.
  8. her dinlediğimde gülme krizine girdiğim şarkı.

çaya kaç şeker hakkında bilgi verin