şükela:  tümü | bugün
  • çaykovski'nin ölümünden çok kısa bir süre önce bestelediği patetik senfonisi...
    bunalımlarıyla boğuşan, yaşlandığını, artık verimliliğini yitirdiğini düşünen bestecinin insanın içine işleyen eseri..
    dört bölümden oluşan eserin birinci ve son bölümü "patetik" senfoniye ismini veren hissiyatı yaratır.ikinci bölümdeki yumuşak, zarif valsi ve hareketli, gereğinden fazla neşeli pizzicatolu üçüncü bölümü senfoninin manik bölümleri, geri kalanını da depresif olarak düşünürsek, eser bipolar bozukluk gösteren bir insan gibidir...konuştuktan sonra üzerinizde tüm dünyanın yükünü hissettiğiniz, içinizi karamsarlıkla dolduran bir insan..
  • her mevsim dinlenmemesi gereken eser. en guzel yagmurlu, gri bir sonbahar gunune yakisir.
  • ilk çalınışından sonra, salondaki kimse tarafından alkışlanmayan; çaykovski'nin formal akıcılık konusundaki başarısının en üst düzeye varmış olduğu şaheser.
  • ucuncu bolumu (allegro molto vivace) bazi konser salonu dinleyicilerine fena feyk atar. hele ki bu dinleyicilerin bir kismi caykovski'nin 6. senfonisini ilk kez dinliyorlar ise, ucuncu bolumun ardindan aska gelip alkisi basan kimi dinleyicilerin coskulu tepkisini duymak hic de az bir ihtimal degildir. henuz kendi deneyimlerimde tersine hic rastlamadim.

    neticede caykovski bu senfonisinde zirveye erken cikar. zirveden inis, yani dorduncu bolum, yavastir ve yaylilarin dingin vedasiyla sona erer. dorduncu bolumun bitimi ile konser salonundaki dinleyicilerinin alkislamaya baslamasi arasinda gecen surede neredeyse olumcul bir sessizlik hukum surer.

    edit: avrupa'nin veya japonya'nin konser gelenegi oturmus belli basli sehirlerindeki konserlerde eserlerin bolum aralarinda alkislayan dinleyicilere rastlamamak daha muhtemel olabilir.
  • müzik tarihi boyunca romantizmin en yoğun kıvamına, en uç noktasına ulaştığı eser. müziği en kolay damardan kelimesiyle tanımlanan çaykovski'nin golden shot etkisindeki senfonisi.

    kan donduruyor. düşünüyorum, hüzünlü, dramatik, melankolik, karanlık olan sürüyle eser var. ama patetik senfoni o kadar farklı, o kadar gerçek ve o kadar çarpıcı ki. güzel müzik yazmış olmak için yazılmış değil, bir intihar mektubu gibi. bu adam bunu yaztığında ölmek, belki de intihar etmek üzereydi.

    bu senfoniden dolup taşan hisleri hangi kelimelerle ifade etsem ki? acı, coşku, özlem, isyan, küskünlük falan mı diyeyim? acı nedir ki patetik senfoni'nin yanında?
  • adeta kendi ölümünün yasını tutmuştur çaykovski, kendi requiemi. prömiyerini kendi yönetmiş ve 9 gün sonra ölmüştür. (veya intihar etmiştir ??). zaten 4. ve 5. senfonilerinde ölümün ve önüne geçemediği kaderin izlerini bize gösteriyor yeterince. yeğenine yazdığı son mektuplardan birinde bu eser için şöyle der:"kesinlikle söyleyebilirim ki bu senfoni en çok sevdiğim eserim. derinlerde hissedilerek yazıldı. diğer bestelerimi hiç sevmediğim kadar çok seviyorum bunu."

    şüphesiz ki fanfare'in beethoven'ın 5. senfonisindekine benzemesi ("kader kapıyı çalıyor.") rastlantı değildir.
  • dun kutuphaneden partiturunu aldim, oturdum, kitap gibi okumaya basladim. sesler, enstrümanlar, orkestra, kafamin icinde cinladilar, sadece aklimdaki tinisi bile gozlerimi doldurmaya yetti. bilmiyorum, sahsen patetik senfoni'den daha aci verici bir muzik tanimadim simdiye kadar. bu muzik oyle buyuk bir deha urunu ki, "muzik" diye bir seyin icat edilmis olmasina, o muzik denen seyin bir gun patetik senfoni'nin seviyesine ulasmis olmasi sebebiyle seviniyorum. biz siradan insanlar en basit duygumuzu anlatirken zorluk yasamaktayken caykovski diye bir muzik tanrisi cikiyor ve 60 kisilik, 15 farkli enstrumandan olusan bir orkestrayi bu kadar yuksek bir etkiyle ve gerceklikle kullanarak dunyanin en aci verici muzigini cikariyor.

    benim icin orkestrasyon denen olayin tek tanrisinin caykovski olusunun sebebi budur iste. bir ravel gibi, strauss gibi, stravinski gibi ilgi cekici, yaratici orkestrasyon fikirleri yok belki ama oyle bir gerceklik, oyle bir orkestrayi duygu ifadesine alet etme, oyle bir icindekini orkestra araciligiyla etkileyiciliginden, samimiyetinden, siddetinden hicbir sey kaybettirmeden disariya boca etme var ki, bu ifade kuvveti ve zenginligi hakikaten ancak caykovski'de bu kadar yuksek bir duzeyde diye dusunuyorum.

    baska kim bu kadar basit, adeta kendi intihar mektubu olan bir son bolumde kalp atisinin yavas yavas durmasi gibi basit bir efekti bu kadar siglasmadan, bu kadar korkunc derecede karanlik ve aci bir sekilde kullanabilirdi ki? o nasil bir finaldir oyle?
  • mutsuzluktan beslenmenin ürünü: (bkz: #21986985).
  • yapit piyotr ilyiç çaykovski'nin en buyuk yapitidir. (luften tartismaya girmeyin)

    ilk bolumu sonat formuna uyar ancak oldukca esnek bir bicimde... ilk tema (yahut tema grubu) karanliktir. daginik duran bir orkestralamayla islenir. bir noktadan itibaren muzik hızlanir ve bir doruga cikar. indiginde 2. tema grubuna baglanir. muzigin modu tersine donmustur, aydinlik, dingin ve huzurludur. yaylilarin bu romantik ve uzun soluklu tema icin once gorece sessiz daha sonra ise vurmali katilimiyla yaptigi iki sunu$un arasina uflemelilerin harika konusmalarini iceren bir gecis girer.

    buraya kadar temelde birbiriyle celisen iki tema grubu vardir. bu iki tema grubu serimi teskil ederler ve serim bolum yarisi kadar surer. klarnetin geri saydigi notalar (fagot yahut) bas klarnette, buyuk bir sessizlikle, dibe vardiginda tum orkestra korkunc bir cikisla gelismenin baslangicini duyurur.

    gelismenin tum muzikal dusuncesi bolumun basinda sunulan (hızlanmadan evvelki kisim) temalara dayanir. orada yavas ve sessiz olan uzun notali temalar burada yuksek perdeden, kisa notalarla ve fragmantal bir sekilde islenir. bu sekilde tum orkestra muzigi tarihinin en vahsi ve sarsici sayfalari yazilmis olur. trombonlarin sundugu gorkemli korali gelismeyi sonlandirir.

    serimin turevinde sadece, serime ait olan, 2. tema kullanilir. bolum sessizce sonlanir.

    gerek cap gerekse icerigindeki muzikal dusunceler ve bunlarin islenisleri itibariyle bu bolum bestecinin en buyuk \ ozgun ve yuksek iscilik iceren senfonik bolumu olarak degerlendirilebilir.
  • yapitin 2. bolumu yapitin en dengeli muziklerini icerir. ternary formda yazilmistir. a-b-a yapisinin a kismnda cellolar uzun soluklu guzel bir tema sunar, bu tema tekrar edilir, gelistirilir ve tum orkestraya malolduktan sonra yerini melankolik ve huzursuz orta kisma (b) birakir. burada tempoyla bir giden timpani esligi dikkat cekicidir.

    yine yaylilarin kontrolunde gelisen muzik tekrarli iki parcadan ibarettir [b= c-c-d-d]. sonrasinda bu huzursuz muzik tekrar a'ya cozulur.

    bolumun 1,5 dakika kadar suren kapanisi yaylilar ve uflemelilerin kendi aralarinda devam ettirdikleri diyaloglara sahne olur. cellolar bolumun ortasindan oldukca kisa bir alinti yaparak huzuru bozmaya calisirlar ancak basarili olamazlar.