şükela:  tümü | bugün sorunsallar (4)
  • eskiden şu yoktu bu yoktu demeye gerek yok bence. eskiden böyle yavşak bir alım süreci de yoktu. delikanlı gibi sıran neyse oydu. azaldığını gördükçe yaklaşıyorum derdin, şimdiki gibi bugün 3000, yarın 2500, ertesi gün 4500 olmazdın. bi ara yanlışlıkla herkesi yazar yaptılar, sonra hatayı düzelttiler 1 senede 2000 sıra belki ilerlemiş hesap 3000 sıra geri düştü. yazar olanları da kazara çaylak yapmadıysan o 3000 nerden geldi değil mi?

    ağustos 2013'te entrylerini giren hesap bugün 2015'e 2 ay kala ilk girdiği sıradan belki 500 ya da 1000 sıra ilerdeyse bu rezilliktir, alım malım değil. her kondüktör günde 5 yazara baksa 50 50 bitirirler herkesi bir kaç ayda. kasıtlı bir almama süreci var.

    adam almayarak seviye korunmaz, içerdekilerin naptığını kollayarak seviye korunur. abuk subuk mantıklarla kod yazarak kaçıncı sırada olduğumuzla oynamak yerine adam gibi moderasyon ekibi oluştursun ya sedet efendi.
  • her baktığımda bir prc linin sosyal güvenlik numarasıyla karşılaşmak bana bir gün noter bile olabileceğimi düşündürmüyor değil.
  • içinde benim olmadığım listedir. olsaydım çoktan onayımı vermişlerdi.
  • (bkz: çaylakların onay sırası
    (bkz: #46708404)
  • iki yukarıdaki entryden sonra türkçe karakter kullanmaya başladım. artık daha yavaş yazıyorum.
  • sonu yokmuş gibi görünen liste.

    tanımımızı yaptıktan sonra gelelim kuru fasülyenin faydalarına:

    trollerden maç linki yalvarıcılarına, en temel imla kurallarından bir haberlerden küfürsüz konuşma yeteneği geliştiremeyenlere kadar tonla kalitesiz yazarın olduğu aşikar. sözlüğün uzun zamandır zaten eski formatında olmadığı, hatta ortada format namına pek de bir şeyin kalmadığı da sır değil. durum buyken hepimiz doğal olarak "böyle bir yerde ben neden aylarca bekliyorum?" sorusunu sorabiliriz, soruyoruz da. bir çaylak olarak ben de bu soruları soruyorum. ama eğri oturup doğru konuşmak gerekirse çaylakların da hatırı sayılır bir kısmının sözlükteki en vasat yazarlardan bile daha vasat olduğunu kabullenmek lazım. kişisel olsun istemiyorum ama daha iki dakika önce bu başlıkta "bitsin artık bu çile :d" şeklinde entry gördüm. moderatörler yazdıklarımızı gerçekten inceliyor mu emin değilim ama bu şekilde yazılırsa o çilenin hemen bitmeyeceğini tahmin edebiliyorum. toparlamak gerekirse, genelde "çaylaklar ne yazmış bakalım" diye açıp da bakma ihtiyacı duymayan biri olarak herkes için değil ama genel olarak bu listenin bitmemesini normal karşılıyorum. daha yazar olmadan formata uymam diyorsan yazar yapılmazsın. bu kadar basit.

    işbu entry çaylakların yazdıklarının düzenli olarak okunduğu ve formata uymayan yazarların bekleme sürelerine bakılmaksızın çaylak bırakıldığı varsayılarak yazılmıştır.

    gelsin eksiler.
  • kaç zamandan beri bekliyoruz. beklerken toprağa kök saldık bakalım meyve verebilecek miyiz?
    sonumuz hayır olsun.
  • daha çok bekleyeceğimiz liste. bir üç yıl kadar önce denediğim, beklemekten geberdiğim liste ayrıca. öbür iki sözlükte evet belki çabuk oldu yazar olmam fakat ben burayı okuyorum arkadaşım. güncel haberleri bile burdan takip eder oldum. deprem mi oldu? hop buraya siyasi gündemden magazin gündemine kadar herşeyi burdan öğreniyorum. bir fikrimi belirtmek için yazar olmam gerek. e o da yıllar alıyomuş diyolla. ben öldüğümde onaylanan yazarlığı ne yapayım?
    cehennemden entry girerim artık cayır cayır.
  • niyet mantıklı, uygulama yanlış. evet bir prospektüsü olsun demiyoruz ama, bir günden diğer güne sıranın gerilemesinin mantığı açıklanmalı bence. gerçekten insanın hevesini kıran bir sürece götürmekte bu kelle sırası...
  • bir adam yakalanır, zanlı diye ama bir şey itiraf ettiremezler, konuşmaz. elektrik, pudralı cop v.s. türlü işkenceler denenir, hatta kara murat filmlerinden esinlenilir, ı-ıh, nafile, adam hepsine dayanmayı bilir. paraya kıyıp amerika'dan getirtilmiş cia patentli ilaçlar, beyin elektrodları bilem ne derken tüm kurtlar vadisi çatlatan teknik imkanlar da denenir ama hiçbiri fayda etmez. masumum der başka şey demez.

    sonunda çin'de eğitim almış bir işkence uzmanı getirtilir. uzman bakar, üç beş bişey dener, cıkk! der ki: bu adam ya gerçekten masum, ya da tüm klasik çin işkencelerine dayanır şekilde eğitilmiş. son bir şey kaldı, ama biraz zaman alır. olsun derler, tek sen öttür onu. “bana bir laptop verin, internet olsun. adamı rahat bir yere alın, yedirin içirin, çay kahve, sigara ne isterse verin” diye cevaplar uzman, birkaç hafta da sabredin.

    takip eden günlerde şüpheliyi her gün ziyaret eder, uzun uzun internette takılırlar, bazen kahkaha bazen küfür, bağır çağır, iki kankaymış gibi bikaç hafta geçer. sonunda bir sabah adam birden ekrana bakarken patlar: yeteeeeer! masumum ama ne derseniz kabul, hatta üstüme istediğiniz suçu yıkın, çin işkencesine de razıyım, tek beni kurtarın n'olur diye ortalığı yıkar. doktor moktor fayda etmez. alelacele uzman çağrılır. derler ki sen ne ettin bu adama da çiğnenmiş sakıza döndü böyle? uzman kendinden emin, der ki:

    önce al su laptopu internette falan takıl, canın sıkılır şimdi senin edim, aldı. sonra ekşi sözlüğe takıldık bol bol, her fırsatta. tabi adam müptela oldu. bu sefer dedim ki yaw, yazsana sende. yazdı yazmasına da, tabi ortada "çaylak onay listesi" diye kimsenin çözemediği bi fenomen var! abi bu liste gerilermiş gibi yapıyo sonra tekrar artıyo dedikçe, sabret dedim. sabırla bekledi. taa ki bi kaç haftada düştüğü 18.000 den tekrar sebepsiz 19.000 lere fırlayana kadar. sonrası malum, sıyırdı işte, neyse ki kalbi dayandı da, çatlamadı.

    çaylak onay listesi varken çin işkencesine ne hacet? siz siz olun aklınıza ve kalbinize mukayyet olun, ya da burdan uzak durun!