şükela:  tümü | bugün
  • kadercilik, fatalizm diyebilirim aslında...
  • islam dünyası'nda mutezile akımının zıddı bir akım. mutezile ne kadar özgür iradeye önem verip kader diye bir şeyin olmadığını savunmuşsa bunlar da tam tersi insanoğlunun yazgısının dışına çıkamayacağını hayatlarındaki hiçbir konuda insiyatifleri olmadığını iddia etmişlerdir. yani insanlar fırtınanın önünde bir saman çöpünden farksızdırlar; herşey ezelde yazılmıştır.
  • (bkz: kaderiye)
  • - raskolnikov'un dostoyevski'den bağımsız bir iradeye sahip olmadığını söyleyen bir akım.

    - raskolnikov'un hayali bir karakter olduğunu söyleyen bir akım.

    - raskolnikov'un başına gelen felaketlerden dolayı dostoyevski'ye hesap soramayacağını, sorsa bile, bunun da ancak dostoyevski öyle istediği için gerçekleşeceğini söyleyen bir akım.

    - raskolnikov'un çektiği tüm sıkıntıyı dostoyevski'nin takdir ettiğini ve takdir yerine geldiğinde, adaletin sağlanacağını söyleyen bir akım.

    - adaletle eşitlik arasında ayrım olduğunu, adaletin ancak ve ancak takdirdekinin yerine gelmesiyle mümkün olacağını ve yerine gelen adaletin hayali karaktere verdiği yararın veya zararın da takdir edenin indinde yaşanıp bittiğini, ortada raskolnikov ve dostoyevski diye iki ayrı varlığın değil, sadece dostoyevski'nin olduğunu söyleyen bir akım.

    - imanın şartları arasında yer almayan ve külli iradenin tasarrufu dışında en ufak bir tasarrufta bulunamayan cüzi iradeyi inkar etmesi pek doğal olan bir akım.

    not: ilk defa isminden haberdar olduğum bir akım.
  • islamda özgürlük sorunu ile ilgili düşünce belirten akımlardan biri. yazgıcı düşünce. cebriye yandaşlarına göre her şey tanrının iradesi tarafından belirlenmiştir. gelecek de onun iradesine tabidir. kulların edimleri doğrudan doğruya tanrı iradesinin görünümleridir. kişisel ve toplumsal davranışlarda insanın en ufak rolü olmaz. dolayısıyla kişilerin irade özgürlüğü de olmaz.

    batılı yazarlar cebriye okulunu kör yazgıcılık anlayışına örnek olarak gösterirler.
  • anadolu insanın gizli mezhebi. öyle ki nietzsche bile üzerinde durmuş.

    --- spoiler ---

    türk kaderciliğinin en temel hatası, insanı ve kaderi iki ayrı şey olarak karşı karşıya getirmesidir: insan, kaderine karşı koymaya, onu engelleme çalışabilir, ama kader her zaman zaferi kazanacaktır, der; bu nedenle en mantıklısı boyun eğmek veya keyfe göre yaşamaktır. gerçekte ise her insan kendi içinde bir parça kaderdir; belirtilen şekilde kadere karşı koyduğunu sandığında, kaderi de yaşamış olur. mücadele sadece bir hayal olduğu gibi, kadere boyun eğmek de bir hayaldir; tüm hayaller kadere dahildir. çoğu insanın iradenin esaretine dair öğretiye karşı duyduğu korku, türklerin kaderciliğine karşı korku duyduğudur. insanın, hiçbir şeyi değiştiremeyeceği için, geleceğin önünde zayıf, boyun eğmiş ve ellerini bağlamış bir şekilde duracağını ya da önceden belirlenmiş olanın artık daha kötü olamayacağınından emin olduğu için, huysuzluğundan dolayı dizginleri elinden bırakacağını düşünürler. insanın aptallıkları, tıpkı akıllılıkları gibi kaderin bir parçasıdır. kadere karşı duyulan inanç da kaderdir. sen, zavallı korkak, gelecekteki her şey için tanrıların üzerinde duran moira'nın * ta kendisisin; iyilik de sensin, lanet de, en azından en güçlünün bile elini kolunu bağlayan prangasın. insan dünyasının tüm geleceği senin içindedir; kendinden korkman hiçbir işe yaramaz.

    *moira: kader, kısmet, baht

    nietzsche, gezgin ve gölgesi, 61. parça
    --- spoiler ---
  • (bkz: fatalizm)