şükela:  tümü | bugün soru sor
  • insanlık tarihinin şüphesiz en büyük keşfidir.

    bugün batı güçlü doğu güçsüz ise sebebi budur. elbette tek sebebi bu değildir. mesela galileo neden bizden değil de onlardan çıktı bu ayrı bir tartışma konusudur. belki de gelileo ya da kepler var olmasaydı kopernik'in de adını hiç duymacaktık.

    neyse konumuza dönelim. doğu ve batı medeniyetleri arasındaki farkı bu sebebe bağlamıştık. doğrudan sebebi de bu değildir aslında ama dolaylı olarak bu süreci sağlayan budur.

    batı cehaleti keşfetti.

    ne demek bu?

    süreç elbette kopernik'in de öncesine gidiyor. ama büyük bir taş olarak kopernik'i görebiliriz.

    kopernik'e kadar avrupalılar dünya merkezli bir evrene inanıyorlardı. kopernik ise evrenin güneş merkezli olduğunu fark etmişti ve bunu ispatlamaya çalışıyordu. kopernik bu keşfi ile insanları ikna edebildiğinde descartes denen bir adam çıktı.

    descartes o dönemki en şüpheci adamdı. adamın yaşadığı çağa egemen olmuş bir şüphecilik hali vardı. kopernik'in keşfinin etkisi sürüyordu. zaten o zamanlar bilgi de çok hızlı yayılmıyordu. descartes neden önemliydi?

    düşünsene; sen, baban, deden, ataların, onların ataları...

    hepiniz evrenin merkezinde dünya var sanıyordunuz. ancak haksızmışsınız. haksızlığınıza birisi sizi ikna etti.

    ( bence bu nedenle yaşamış en önemli insan kopernik'tir, o var olmasa biz var olmazdık. )

    bunun üzerine " lan ben bunu doğru biliyordum, yanlışmış. herkes yanılmış. peki ya diğer doğrularım? ya onlar da yanlışsa ? " diye düşünmeye başladı insanlar.

    bu düşünsel süreci en ileri götüren adam descartes oldu.

    her şeyden şüphe etti. varlığından bile.

    dönemin şüpheciliği " doğru bilgiyi nasıl elde edebiliriz? " sorusunu doğurdu. descartes var olduğundan başka bir şeye doğru gözüyle bakamıyor, hiçbir şeyden emin olamayacağımızı savunuyordu.

    descartes aslında haklıydı ama herkes onun kadar şüpheci değildi.

    doğru bilgiyi nasıl elde edebiliriz tartışmaları amprizmi ve rasyonalizmi doğurdu.

    amprikler doğru bilginin ancak deney ile, gözlem ile, doğayı inceleyerek, içine girerek elde edilebileceğine inanıyordu.

    rasyoneller ise masa başında düşünerek, mantıksal çıkarımlar yaparak, mantık ile, beyin fırtınası ile doğru bilgi elde edilir diyordu. zaten descartes rasyonalizm savunucusuydu. zinciri bir adım ileri götüren aslında ampriklerdi. bugün john locke diyince tabula rasa aklınıza geliyor. çoğunuz neden john locke böyle bir metafora ihtiyaç duydu bilmiyorsunuz. adamın bir derdi vardı. bayrağı bir adım ileri götürüyordu. onu hume takip etti. ve niceleri.

    adamlar zamanında bunu sorguladı. bir zincir oluştu ve herkes bir halka o zinciri büyüttü. doğru bilginin kiliseden ve incilden gelmediğini, atalarının inandıklarının doğru olmadığını fark ettiler. bu insanların çoğu da inançlı insanlardı. olay bir dini reform da değildi.

    olay sadece doğru bilgiyi nasıl elde ederim idi.

    çünkü kopernik ile başlayan; descartes, john locke, david hume ile devam eden süreç ile insanlar iyiden iyiye şunu fark etmiş ve keşfetmişlerdi:

    cehalet.

    işte avrupalı cehaleti böyle keşfetti. bir kere cahil olduğunu kabul etti ve bu cehaleti nasıl azaltırım, nasıl doğru bilgiye ulaşırım diye sorguladı. hiçbir şey bilmediğini itiraf edebilmek bir şeyler öğrenmek için elzemdi. bunu sokrates de yapmıştı ama çağının ilerisinde bir insandı. bilimsel bir devrim doğurmadı.

    bu saydığım isimlerden sonra kronolojik olarak kim ortaya çıktı tahmin edin? newton.
    neden newton asya'da değil de avrupa'da ortaya çıktı? çünkü kopernik orada ortaya çıkmıştı.

    cehalet orada keşfedilmişti.

    batı bunu bir kez keşfetti ve hiç yerinde durmadı. descartes'ı da* unutmadı. doğru bilginin ispatlanamayacağını da kabul etti. öyleyse doğru bilgi ispatlansın ispatlanmasın, ben işlevsel mi değil mi ona bakar geçerim dedi.

    teknolojiyi yarattı. bilimin prensiplerini yarattı. bugüne kadar doğru bilgi kaynağı kabul edilen metinler hikaye ile kendini ifade ederken newton artık kendini matematik ile ifade ediyordu. ve işe yarıyordu. matematiği geliştirdi. bilimin dilinin matematik olduğunu fark etti. newton'ın prensipleri hikaye gibi ifade edilemezdi.

    doğru bilgi yoktur, daha doğru bilgi vardır, her bilgi yanlışlanabilir dedi.

    bu süreç einstein'ı yarattı, heisenberg'ü yarattı. bütün bunlar bir zincir. başı da batı, sonu da.

    neyse, benim bildiğim son önemli isim ise karl popper oldu bu zincirde. bütün bu süreci özetler ve küçük bir rötuş yapar gibi şunu ortaya attı:

    " eğer bir kuram yanlışlanabilir ise, bilimseldir. en iyi kuram, zamana bağlı olarak yanlışlanabilir*, çürütülebilir olan kuramdır. " popper'a kadar bilim doğrulamaya çalışarak ilerliyordu. hitler'in dünyasında ırkçılığı meşrulaştıran bilim insanları vardı. yazdıkları tezlerle ırkçılığa biyolojik temellendirmeler yapıyorlardı. popper onların neden hatalı olduklarını anlamıştı. çünkü prensip hataya meyilliydi. doğrulamak istenilirse bir şeyler bulunurdu. daha geçerli bir kural olmalıydı. bilim yanlışlayarak, yanlışlanarak ilerlemeli ve bu bir prensip olmalıydı. marx eğer popper okumuş olsaydı belki de marxism hiç var olmayacaktı.

    belki elon musk karl popper okumamıştır. ama elon musk'ın karl popper'dan etkilenmiş insanlar ile birlikte iş yaptığına eminim. bilim ile teknoloji iç içedir. bilim bilmezsen, daha en temel prensiplerinden ve tarihinden bihabersen bu durumda teknoloji de üretemezsin.

    osmanlı da fethettiği yerleri sömürüyordu. batının bugünkü hali sömürgecilik faaliyetlerine indirgenemez.

    batıyı batı yapan cehaletin keşfidir. benim bildiğim ilk halkası kopernik'tir.

    bize atatürk denk geldi, onlara kopernik. osmanlı'dan neden kopernik çıkmadı? belki de sadece talih. ama batıyı bir yerlerden yakalamasak istiyorsak cehaleti keşfetmeliyiz. şu saydığım adamların hiçbirinin bir tane kitabını okumadım.

    internet çağında yaşıyorum. bütün bunları oturduğum yerden müzik dinlerken öğrenebiliyorum.

    herhangi bir lise öğrencisi bu isimlerin çoğunu bilmiyor. üniversite öğrencileri için de durum çok parlak değil. devlet büyükleri zaten bilmiyor.

    ne zaman ki çocuklarımıza bu isimleri öğretir biz de cehaleti keşfederiz, o zaman ileri gidebiliriz. yoksa yerimizde saymaya mahkumuz.

    bonus: türkiye'de son yıllarda yükselen bir reformist islamcı akımı var. batıda dini reformu doğuran hikaye bu. bilimin tarihi. bilimsiz reform olur mu? örneği yok. yapın olsun.

    ha bilimsiz olmaz diyorsan şu şartlarda reform olur mu? olmaz.

    yarım yamalak evrim bilen adamlar bir etki-tepki yaratır, zincir oluşturabilir mi? bence oluşturamaz.
  • aynı zamanda cehaletin keşfi yuval noah harari'nin saphiens kitabında bilimsel ve teknolojik olarak homo saphiens'in aldığı yolun önemli bir halkası olarak incelenen bir bölümdür.