şükela:  tümü | bugün
  • ...çünkü ben alper kamu, gösterişli bir yalan, insanlığın kara yazgısına vurulmuş lanetli bir mühürden başka bir şey değilim.

    devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlamı gölgelerde saklı durur. zamanın ölü doğmuş çocuklarını görürsünüz karaltıların içinde. sözcükler,suskunluklar, şarkılar, ağıtlar, yeminler, ihanetler, kahkahalar, gözyaşları, sevinçler, hayal kırıklıkları ve yüzler... en çok da yüzler. neden söz ettiğimi biliyorsunuz. bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte bu yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür.

    gölgesini kaybeden insan, gölgenin kendisine dönüşür.
  • oğullar ve rencide ruhları okuduktan sonra okunmasını tavsiye ettiğim fakat bağımsız okunduğunda da tat verebilecek alper canıgüz romanı.
    yaklaşık 5 yıl önce tanıştığım alper kamu'nun daha derinine, daha özeline indiği; aynı zamanda psiko-absürd polisiye komedisi tarzıyla güldürürken düşündüren yeni macerası.

    aslında kitap yer yer kahkaha attırsa da son sayfayı hüzünlü okudum. bu duygu kitaptan mı kaynaklı, alper kamu'dan uzaklaşıyor olmaktan mı bilemiyorum. belki de her ikisi de.
    cinayet, aşk, aile ve hayat hakkında sorgulamalarla dolu keyifli bir roman. okuyun, hediye edin.
    alper kamu 9 yıl sonra yine 5 yaşında.

    --- spoiler ---

    “insanlığa dair kavrayışımızı biraz daha ileri götürmeyecekse bir cinayeti çözmenin ne anlamı var ki?”
    --- spoiler ---
  • klas bir ayracı vardır kitabın. bıçak şeklindedir.kim akıl ettiyse kutlarım.
    kitap sanırım canıgüz'ün en iyi kitabı.
    ne diyordu "adaleti bu dünyada arayan yalnızca belasını bulur".
  • nasıl bitirdiğinizi anlayamayacağınız harika bir alper canıgüz romanı. kitaptan ufak bir alıntı:

    "bamya", diye onayladı annem sağolsun. "mis gibi pişirmiş hatice ablan. haydi soğutma."

    bamya ha? bana ha? sanki sana ne pişireyim diye sorduğunda hatice abla'ya bamya olmasın da ne olursa olsun dememişim gibi, sanki o akşam yemeği için karnabahar ve peynirli makarna sözü vermemiş gibi, sanki hiç sevmemişiz gibi... soğukkanlılığımı kaybetmemeye gayret ederek düşündüm bunun anlamı nedir diye. hatice abla bana ne anlatmaya çalışıyordu? gerçekten seviyorsam onun elinden zehir olsa reddetmemem gerektiğini mi, kadınlara asla güvenilemeyeceğini mi, patronun kendisi olduğunu mu? yoksa aklınca şaka mı yapıyordu? bu soruların içinden çıkmama imkan yoktu. sessizce bandım ekmeğimi kıymalı hayat dersine.
  • oğullar ve rencide ruhlar ın ardından küçük dedektifimiz alper kamu'nun yeni macerası,,
    şiddetle tavsiye edilir

    --- spoiler ---

    birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden biri hariç bütün çocuklar büyür !
    --- spoiler ---