şükela:  tümü | bugün
  • küçük iskenderin 92 yılında parantez yayınlarından çıkardığı, dostluk, eroin ve beyoğlu üzerine yazılmış deneme kitabı.
  • direk cehenneme gönderecek günahlar i$lemek ve/ya direk cehenneme goturecek entryler girmek ve/ya anketlere ilgi duymak gayet ba$arili yontemlerdir.
  • 1.baskısı 1999 yılında parantez yayınları'ndan çıkmış olan, 110 sayfalık küçük iskender kitabı... kitabın bir bölümü can aslandere'nin günlüğündeki çizimleri ve * yazılarından oluşmaktadır... kitaptan bazı bölümler:

    sıkı sıkıya tuttuğunuz günlükte ölenlerin sayısı kaça yükseldi?! kelimelerin altından kaç ceset çıkartıldı?! kaç aşk bünyesinde karbonmonoksit barındırır ki..zigzag! meseleyi çözmeye çalışırken bu kimliği kullanmalıyım. tırnağımdaki beyaz leke! hangi armağan, hangi lüks?! hayat, malzememizden çaldı aziz, hayat malzememizden çaldı!..
    --
    elimde hiç kullanılmamış bir intikam hissi var.
    hangi aşka soksam onu,
    sevgililerin ömrü kısalır,
    şiirlerin ütüsü bozulur.
    ---
    vücutlarımıza sığmıyoruz.
    herkes cebinde yüz elli gram intihar taşıyor bu dünyada. taç yapraklarımız naylon.

    (affedilen, vazgeçilendir. o, affedildi. çünkü o'ndan vazgeçildi.)
    özür metni. 1.küfr
    ---
    yaşadığıma dair hiçbir ipucu bulamıyorlar.
    ---
    adam: kankardeşin var mı senin?!
    şoför: beyim biz okumadık!
    .
    .
    .
    adam: neden okumadın?!
    şoför: kardeş özlemi!
    ---
    yürüyor gecenin üstüne doğru nargileden yükselen canavar,
    koşmaya başlayan bir yılan gibi gençliğim..
    anasının karnında ikizini boğan serseri bir ceninim
    elimde, ölü doğduğumu kanıtlayan belgeler var!
    ---
    * istanbul kuşbakışı.. beyoğlu yılan bakışı.. *
    ---
    ''kankardeş olalım mı?!''
    kandan kardeş değil yoldaş olurdu
    ve güz
    koynumuza sıcak bir akrep gibi sokulurdu!
    ---
    benim gibiler fırsatlarla zaman kaybetmezler!
    fırsat, sığlıktır, zayıflıktır!
    benim gibiler, göründüklerinden daha mor,
    daha hüzünlüdür mustafa!
    okyanusa avuçlarında su taşırrlar.
    su taşırım.
    su, akıp gitse de parmaklarımın arasından, yolumdan dönmem!
    yürürüm.
    çünkü tutku düşkünüyümdür. çünkü ideallerim vardır.
    çünkü kanım siyahtır benim!! kanımı herkese göstermem!
    gidilecek yere varmam için, herşeyle,
    kemikleşmiş herşeyle mücadele etmem gerekir.
    ama tek başıma, ama hep beraber. farketmez!
    içimdeki canavar, dışımdaki şeytanla dosttur!
    bu, hepimize yeter!
    ---
    seni seviyorum. bazen bu yetiyor.
    ---
    kimsenin kendinden başka arkadaşı yoktur mustafa!
    ---
    onlar kültablasında unutulmuş,
    kendi kendine yanıp biten birer sigara..
    dumandan rahatsız olanların başbelaları!
    ---
    birdenbire kayboldular onlar sonra.
    kayboluşları bir iz bırakmadı bizlerde.
    arkalarında, ağzımız bir karış açık bakamadık.
    çünkü kayboluşları çekilmek, uzaklaşmak değildi sanki.
    yeniden kalabalığa karışmaktı.
    kalabalığın içinde kalabalığı kalabalık yapmaya kalkışmaktı.
    ama ölerek, ama sağ kaldıklarını sanarak..
    ---
    ayrıca:
    (bkz: marilynin şarkısı)
  • buffy olup cehennem ağzına girmek
  • (bkz: cehenneme git)
  • niye bilmem sonuna geldiğimde ağladığım kitap olmuştur benim için. tek bir kere okumama rağmen aklımda bu kitaba dair kalan tek şey hüzünlü olmasıdır.

    "gittikleri yerde, şimdi, en çok hangi şarkıyı mırıldanıyorlar?!"
  • hüzünlü bir kitaptı, şimdi sözlükte aptal saptal dolanırken geldim buraya, yıllardır kitaplıkta sürünen, zamanında ay çöreği yerken anneme parçalar okuduğum kitaplardan...
    ben annemi çok severim, eminim tanısa, ralph, oscar ve george'da severdi...

    "kimseyle konuşmayacağım artık!
    yalnızca, bilmek istiyorum.
    ben neden hissediyorum?!"
  • gazetelerin üçüncü sayfalarında görüp geçilen gencecik yaşamların yok oluş hikayelerini yerinden bildiren küçük iskender manzumesi. evet, uzunca bir şiir hüviyetindedir aslında eser. kimi zaman hayata not düşülmüş satırların çekip çıkarılabileceği bir günlük. lakin asla bir deneme değildir. denenmiş bir yaşamın ardından...

    bu yokluk, hiçbir varlığın karşılığı değil!

    eskiden radikal kitap'ta -yazardan- köşeleri olurdu, tam arşivlik. bu da oradan:

    bilirsiniz, bir ceset kaldırılırken bulunduğu yer tebeşirle tespit edilir. oysa bu çocuklar henüz ölmeden, cesetlerinin yerlerini kendileri tespit ettiler. bana düşen de bu tespit yerlerini gerekli mercilere, yani okurlara aktarmaktı. işin kara mizahına girersek, bu kitabı ölü bir yazar arkadaşımla ortak yazdım. onlar ölüyor ve bunun karşısında biz, ölümün ne olduğunu dahi sorgulamıyoruz. onları öldükleri için suçluyoruz. ama ölüm bir suç değil. bu gençleri o raddeye gelinceye kadar hırpalıyor, aşağılıyor, yok sayıyoruz. ama o yok olduğu zaman da var olamadığı, hayatta kalamadığı için lanetliyoruz. yazık diyoruz, rahatlasın vicdanımız diye. ne güzel tiyatro!