şükela:  tümü | bugün
  • müge gürmanın devlet tiyatrosunda koyduğu yeni oyun.

    edit: şu ödülleri almış
    2013 afife jale ödülleri - yılın en başarılı yardımcı kadın oyuncusu - gözde çetiner
    2013 afife jale ödülleri - yılın en başarılı giysi tasarımcısı - şirin dağtekin yenen
    2013 ekin yazın dostları ödülleri - giysi tasarımı - şirin dağtekin yenen
    2013 ekin yazın dostları ödülleri - ışık tasarımı - akın yılmaz
    2013 yeni tiyatro dergisi ödülleri - yılın yardımcı kadın oyuncusu - ayça bingöl
    2013 yeni tiyatro dergisi ödülleri - yılın kostüm tasarımcısı - şirin dağtekin yenen
    2013 yeni tiyatro dergisi ödülleri - yılın dramaturgu - müge gürman
    xııı. direklerarası seyirci ödülleri - en iyi kostüm tasarımcısı - şirin dağtekin yenen
    2013 lions tiyatro ödülleri - yılın en başarılı yönetmeni - müge gürman
  • oyun hakkında detaylı bilgileri içeren bir sayfası mevcuttur. ilerleyen zamanda belli olacak oyun tarihleri takip edilebilir.
  • 2012-2013 sezonu programında henüz görünmüyor olsa da konusu ve oyuncu kadrosuyla merak uyandıran istanbul devlet tiyatrosu oyunudur
  • çehov'un kitaplarını okuyup, karakterleri hakkında bilgiye sahip olanların gitmesi gereken şu sıralar devlet tiyatrosunda oynanan bir oyun. görsel olarak oldukça başarılı buldum ancak içerik olarak hiç bir şey anlamadığımı ifade etmek zorundayım. hatta 10 kişi kalabalık bir şekilde gittik, bi süre sonra domino taşı gibi herkes birbirinin omzunda kafayı vurup uyumuştu, oyun bittiğinde de ayakta alkışladık, sanata ve sanatçıya saygımızdan ötürü yarısında kalkıp gitmediğimiz, onları sahnede yalnız bırakmadığımız için tabi ki kendimizi.
  • sahne tasarımı, kostümler,oyunculuklar çok iyi. ancak hakkını vererek ve sıkılmadan izlemek için çehov'a biraz aşina olmak gerek.
  • horlamayacaksanız uyku için ideal oyun.
  • çok kuvvetli oyunculukları, başarılı kostümleri, güzel müzikleri ve harika ışık yönetimi olan fakat konu içeriğiyle tartışma yaratabilecek bir oyun. iki perde ve ara dahil 2 saat 20 dakika olan oyunun ilk perdesi oldukça ağır. özellikle ele alınan eserlerin tamamını bilmiyorsanız karakterler baştan bir şey ifade etmiyor. ancak ikinci perdede taşlar biraz daha yerine oturuyor ve karakterleri eserlerden tanımasanız bile kim olduklarını, bağlantılarını ve duygularını çözebiliyorsunuz. bu açıdan sanat sanat için midir yoksa sanat halk için midir tartışması ortaya çıkabilir.

    bu oyunu tam olarak anlamak için illa ele alınan tüm eserlerini okumuş olmak mı gerek? içlerinden bir veya bir kaçını okumuş olmak ya da okumayıp ismen biliyor olmak yeterli değil midir? kişisel olarak oyunu tamamen anlaşılmaz yapmasa da alınan keyfi ciddi oranda etkiliyor diyebilirim. zira karakterlerin tamamını tanıyarak izlemek şüphesiz daha keyifli olacaktır. kitap uyarlamalarında olduğu gibi eski bir dostla karşılaşmış hissi yaratacaktır. ayrıca hepsini birden tanımak ve hayatını bilmek, yazara niye kazan kaldırdıklarını ilk perdeden itibaren anlamak gibi bir avantaj da sunacaktır. okumamış olanlar için ise karakterlerin kim olduğunu ve nereden geldiğini bilmeden bağlantı kurmak ilk perdede oldukça zor. bu açıdan normalde içeriği pek özenli olmadığı için genelde almadığım oyun tanıtım kitapçığını bu sefer almanızı tavsiye ederim. hangi eserlerin hangi karakterlerinin kullanıldığı güzel bir şekilde açıklanmış. bu en azından kim kimdir ve olayı nedir sorularına bir fikir oluşturarak yabancılık hissini ortadan kaldıracak ve oyunu kafada biraz daha oturtacaktır.

    matei visniec uyarlaması olan oyunda, vişne bahçesi, üç kızkardeş, martı, vanya dayı ve ivanov eserlerinde yer alan çeşitli karakterlerin ölüm döşeğindeki çehov ile yüzleşmesi konu ediliyor. aslında tam yüzleşme denemez çünkü çehov oldukça geri planda daha çok karakterler hesap soruyor. yani yüzleşmeyi karşılıklı olarak değil de çehov un kafasının içinde diye kabul edebiliriz.

    grotesk tiyatroya yakın bir seyirde ilerleyen oyunda oyunculuklar gerçekten çok başarılı. çehov'un geri planda olması sebebiyle uğur polat'a doyamasak da hem vanya dayı'yı hem doktor chebutkin'i canlandıran levent öktem, lopakhin rolünde tipiyle de tam bir kral jülyen olup çıkmış erkan taşdöğen ve bobik rolünde hakan vanlı başta olmak üzere tüm kadro kaliteli bir oyunculuk sunuyor. ravneskaya rolünde ayça bingöl ile jale arıkan, treplev rolünde de ismet vural ile alper saldıran dönüşümlü oynuyorlarmış bu da ek bilgi olsun.

    harika bir ışık yönetimi sunan akın yılmaz ve başarılı kostümleriyle şirin dağtekin yenen'i de anmadan geçmemek lazım. bir de kitapçığı hazırlayanı anmak istiyorum, insan vassily ile nikolai'ın düello sahnesinde çehov'un o harika ışıklandırmanın ortasında kar yağarken tek başına durduğu karenin fotoğrafını ekler yav. hatta alır onu oyunun afişi yapar. bu yüzden kimse almaya yanaşmıyor işte. sadece bu oyun için demiyorum -ki bu sefer gayet iyi iş görüyor- genel olarak devlet tiyatrolarınca bastırılan tanıtımlar ibb şehir tiyatroları'nın bedavaya dağıttığı kitapçıklarından bile daha özensiz. içeriğe biraz ihtimam gösterilse ne bileyim oyuncuların el yazılarıyla oyun hakkındaki kısa fikirleriyle imzaları falan olsa, provalardan daha isabetli fotoğraflar seçilse, konu basına sunulan kısa özetten daha detaylı anlatılsa insanlar alıp koleksiyonunu yapar.
  • çehov'a ve karakterlerine dair en ufak fikri olmayan sanat sevicilerinin uyudukları oyun..

    oyun esnasında, içimden "işşşte bu" deyip durdum.. böylesi işler heyecanımızı geri kazanmak için gerekli..

    uyarı: en önden izlemeyin.. zira uğur polat 'a aşık olabilirsiniz.
  • çehov'un kitaplarının okunmuş olması oyunu daha anlamlı kılmaktadır ancak
    yine de okumayanlara da muhteşem performansları görmelerini tavsiye ederim.
    ya da varsa vaktiniz gitmeden önce oyunlarını okuyabilirsiniz.
    evet oyuncu performanları dediğim gibi takdire şayan uğur polat 'tan ayrıca
    bahsetmeme gerek var mı bilmem, bu oyuna tez zamanda gidile görüle...
  • bu yil devlet tiyatrosunda izledigim en iyi oyun bu! bicimin icerigiyle yarattigi tezat sayesinde oyunu bastan sona coskuyla ve hic icinden cikmadan izledim. sinemada bir film izler gibi...