şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sinema, tarihçisinden vizyon seyircisine kadar bir ortak nokta vadediyor tüketicisine: beğenilmiş bir filmin devam bölümü olsun, sevilen bir yönetmenin, oyuncunun sonraki filmi; yapım öncesi-yapım süreci-yapım sonrası (poster, fragman) tanıtımların her birinin mesajı "biraz daha bekle"dir. 1 ila 3 sene arasında değişir bu bekleyiş. sevdiğim kimi yazarlar sevdiğim filmleri göremeden gitti (veya salona gidemeyecek kadar yaşlıydılar)... aynısı bizim için de geçerli olacak. yaş 20-30 iken fark etmiyor ama 70'li yaşlara geldiğinizde 3 yıl sonrasına duyurulan filmleri beklemek anlamsızlaşacak. buradan nereye geleceğim;

    geriye dönerek bütünü hatmetmek teoride mümkün olsa da, sizden sonra da devam edecek bir sektörü ciddi manada takip etmenin anlamsızlığını son anlarımızda mı fark edeceğiz? izlemeyelim demiyorum ama, azaltmak mantıklı geliyor, kendi adıma son birkaç senedir de öyle yaptım. en azından izlenecek filmlere çok büyük beklenti, anlam yüklemedim. zaten görüyoruz, reklam çağında ürünlerin çoğu, seyirciyi çektikten sonra kaliteye gerek duyulmadığından, tırt çıkıyor.

    geçen gün yarı yaşımda bir çocuk her alanda söyleyecek sözüm olduğunu görüp, bundan esinlenip, üşengeçlik gömleğini üzerinden atıp her gün dil çalışmaya başladığını söyledi; bense o yaşlarda beyin göçüne burun kıvıran ve kültürün aynası gördüğü dilini ustaca kullanmaktan feyz alan bir gençtim. gördüğünü sandığı şeylerin, birikimlerin birer illüzyon olduğunu söylemek istedim, yerine dilini geliştirip, yurt dışını hedef kılarak tek noktaya odaklanmasını telkin ettim.

    bizler ansiklopedi kuşağıydık ama burada tıkıldık kaldık. filmler, kitaplar, müzikler, buranın dışındaki dünyanın kapılarını açıyordu ama şimdiki gençlik o kapıdan erken yaşta çıkıp bir hayat kurma şansına sahip. dolayısıyla, bu kaçış sürecinde bir uyuşturucu türü olarak gördüğüm filmleri de çok takmamak, fanatizm boyutuna taşımamak lazım. üstelik kötü birer anımsatıcı da olabilirler, siz hiç bilmeden anneniz, babanız, arkadaşınız vb. ile izlediğiniz son film olabilir az önce taktığınız.

    hayatın kısalığını bir kere soluyunca tüketim malzemelerini sorgulamaya başlıyor insan. bu noktada, devamlılık isteyen dizileri dahi biriktikten sonra topluca hatmetmek, bu bekleme psikolojisinden sıyrılmak için sağlıklı bir tercih.

    başlığı diziler ekseninde açsam aslında daha pratik olacakmış, giderek azalan sayılarıyla yılda 10, 6, 4, hatta 3 bölüm izlemek için uzun uzadıya beklemek... çok anlamsız. bittiğinde unutulup yerine hemen bir başkasına başlanması gibi.