şükela:  tümü | bugün
  • zenne filmiyle dikkatleri üzerine çeken m. caner alper ve mehmet binay'ın çekimleri sona eren yeni filmi. 2015'te vizyona girmesi bekleniyor. konusu ergen cinselliği üzerineymiş.

    ece dizdar, taner birsel, tilbe saran, nilüfer açıkalın gibi oyuncular oyuncu kadrosunda.

    birçok tartışmalar yaratacağı kuşkusuz ancak ne olursunuz filmi izleyin ondan sonra laf geveleyin. konusu ideolojik yapınızla aykırı olan her filme çamur atmak geleneğimiz biliyoruz ki. umarım bundan kaçınırız.
  • fragmanını izlerken lise arkadaşım oğulcan yapıcı'yı gördüğüm film. maşallah diyelim. lisede okul başkanlığına aday olmuştu, aklımda kalmış.

    (bkz: içel anadolu lisesi)
  • +18 yaş sınırından sonra yönetmenlerinin film hakkındaki açıklamaları;

    çekmeceler +18
  • 4 mart çarşamba günü zorlu center psm de saat 19:30 da gerçekleşecek olan çekmeceler film galası için ekşi sözlük yazarları bu mesaj a nickleri ve isim soyad bilgilerini ilettiği taktirde davetiye kazanacaklardır. (davetiyeler bir kişiliktir)
  • bugün ayşe arman'ın röportajı sayesinde bilgi sahibi olduğum film. görmek istenmeyen türde gerçekleri yüzümüze tak diye vuran tipte bir film olmuş anladığım kadarıyla. röportajı okumak için buyrun
  • aklım gitti. zor film. çok zor film. bu iki yönetmen' in eline sağlık ne diyeyim. yazacak çok şey var. onlar da aklım yerine gelince.
  • filmde ufak tefek '' film işte '' dediğim noktalar oldu tabi ki, ama gerek konusu gerekse sürecin zorluğu; bu filmi çekene oynayana ve yönetene hayran bıraktırır cinsten. ilk defa film çekmenin aslında kolay olmadığını düşündüm, arka fonda çalan müziğin senaryoyu desteklemesi, bu müzik için en az filmde oynayan insanlar kadar müzisyenin günlerini harcaması taktir edilesi.

    bir anlık heves için doğan bir çocuk, anne olmaya hazır olmayan bir kadın, ve sert erkek olmak zorundaymış gibi hisseden bir baba.
    babanın ve annenin geçmişten gelen travmasını işliyor aslında film. onların travmalarıyla beslenen bir kız çocuğunun, küçük yaşta kadın olduğunu fark etmenin verdiği ağırlıkla birlikte 32. yaş gününde hiç bir şeyi taşıyamaz hale gelişi, ve taşıyamadığı yük için kendisini cezalandırmasını anlatan bir filmdi.
    ...
    çekmecelerini açması gereken bir baba, ve çekmecelerini açması için anahtar arayan çırpınan bir kız çocuğu.
    ...

    hayata dair gizlediğiniz, kendinize bile itiraf edemediğiniz herşey için gidip izlenmesi gerek diye düşünüyorum. taşımak zorundaymışız gibi hissettiren ama taşımak zorunda olmadığımız ağırlıklarımızı atmamıza yardımcı olur belki,
  • filmde ufak tefek '' film işte '' dediğim noktalar oldu tabi ki, ama gerek konusu gerekse sürecin zorluğu; bu filmi çekene oynayana ve yönetene hayran bıraktırır cinsten. ilk defa film çekmenin aslında kolay olmadığını düşündüm, arka fonda çalan müziğin senaryoyu desteklemesi, bu müzik için en az filmde oynayan insanlar kadar müzisyenin günlerini harcaması taktir edilesi.
    ...

    bir anlık heves için doğan bir çocuk, anne olmaya hazır olmayan bir kadın, ve sert erkek olmak zorundaymış gibi hisseden bir baba.
    babanın ve annenin geçmişten gelen travmasını işliyor aslında film. onların travmalarıyla beslenen bir kız çocuğunun, küçük yaşta kadın olduğunu fark etmenin verdiği ağırlıkla birlikte 32. yaş gününde hiç bir şeyi taşıyamaz hale gelişi, ve taşıyamadığı yük için kendisini cezalandırmasını anlatan bir filmdi.
    ...
    çekmecelerini açması gereken bir baba, ve çekmecelerini açması için anahtar arayan çırpınan bir kız çocuğu.
    ...

    hayata dair gizlediğiniz, kendinize bile itiraf edemediğiniz herşey için gidip izlenmesi gerek diye düşünüyorum. taşımak zorundaymışız gibi hissettiren ama taşımak zorunda olmadığımız ağırlıklarımızı atmamıza yardımcı olur belki,
  • neredeyse ekimden beri beklediğim.

    konusu, masalsı fotoğrafları, başta taner birsel olmak üzere oyuncuları, burada şimdilik yazılanlar -ki burası dolup taşacak daha-, zenne'nin etkisi vs. düşünülünce iyice sabırsızlandığım film.

    son bir gün... açılsın çekmeceler...
  • şimdi standart bir entelektüel yorumu olarak bu filme şöyle bir yorum yapılması gerekiyor. ben hemen yazayım konu başlıklarını.
    "zorlu bir konu ama ustaca üstesinden gelinmiş... yönetmenlerin bir derdi var ve bu dertlerini surata yumruk atar gibi anlatmışlar... işte böyle bir film yapmak türkiye standartlarında cesaret ister, tabuları yıkmışlar, söylenmeyeni söylemişler, gizleneni açığa çıkarmışlar, yüksek sesle bunları söyleyerek bir ilke imza atmışlar, işte birkaç cümle de kadın bedeni, türkiye'de kadın olmak, tabular, daddy issues ya da oedipus hangisini tercih ederseniz, "aile" kavramı, beden, kadın, kadın, kadın, erkek, erkek olmak vs vs ay dayanamıcam. bir de eğer türkiye’de iddialı ve sanatsal değer taşıyan bir film yapıyorsanız mutlaka çıplak kadın bedeni ve çarpık ilişkiler eklemelisiniz filme. bu bir kural sanırım, kimsenin bilmediği. bir ara da türkiye’deki sanat filmlerinin kaçında çıplak kadın var kaçında yok onu araştıracağım.
    inanılmaz güzel bir konu bi kere, aşırı etkileyici ve günlerce akıldan çıkmayası. müzikler desen efsane. oyunculuk zaten filmin en iyi kısmı bana kalırsa. ama işte tarzı hiç beğenmedim ya. resmen ne anlatmak istediğine karar verememiş, o da olsun bu da olsun bi de böyle bi şey var şunu da eklesek çok güzel olur mu tadında yaratılmış izlenimi verdi. neden kompakt biçimde derdimizi anlatmayı bir türlü beceremiyoruz da saçma sapan jodorowsky desem değil, fellini’nin amarcord’u desem değil böyle değişik dünyalar yaratacağım da filmi farklılaştıracağım ona “masalsı” bir dünya sunacağım diye bok ediyoruz her seferinde ben anlamıyorum ya. filme sanatsal değerini katacak şeyler, gerçekten filme gram katkı sağlamayacak çok güzel görüntüler mi? cidden mi ya? hiç bana göre değil. bu filmden çok ciddiyim 5-6 film çıkardı.

    bir sürü soruyla bitirdim filmi. çünkü ne demek istediği o kadar silikti ki. bir şey demek istiyor muydu o bile net değildi ya. mesela şunlar
    --- spoiler ---

    - “siken yok mu” diye bağıran bir kadını geri çevirmediği için tüm erkekleri tükaka ilan edip, “nasıl da kadını yalnızca vücut olarak görüyorlar” deyip başka bir adam reddetiğinde de o adama, “vay be ne has adam” dememizi mi bekledi film? neden erkeklere bunu yapıyor ki?
    - bölüm bölüm ayırmak nereden çıkmış gerçekten merak ediyorum. harika bir hikayeyi tek seferde çat diye anlatmak yerine insanları her geçen dakika daha da fazla gererek, rahatsız ederek uzatmak daha mı etkileyici yaptı gerçekten? bence bu bildiğin duygu sömürüsüydü. tam olarak.
    - söyleyecekleri çok şey varmış, anlıyoruz onu. ama neden tek seferde anlatmak istediler mesela. onu da merak ettim.
    - saadetin ayşe’nin ağzına tıktığı laf neydi? film için bir önemi yok muydu, yoktuysa neden onu bekledik. hayır madem her şeyi konuştun, söylenmeyeni söyledin neden bazı yerleri de “eee arif olan anlar” diye bıraktın? madem arif olan anlasın diye yaptın, neden 2 saat her şeyi kelime kelime anlattın da gösterip bırakmadın?
    - ben o polisi neden gördüm? onun önemi neydi ve onu niye arif olan anlıyordu. bir üstteki söylediklerim falan.
    - git-gelleri takip etmek neden bu kadar zordu?
    - eğer inception gibi bir film yapamayacağın belliyse neden katman katman ayırdın filmi? ve neden takibiyle bizleri yordun? neden o katmanları birbirine bağlama konusunda biraz daha kafa yormadın da yine bize çullandın.
    --- spoiler ---

    yoruldum ya. izlerken yoruldum ve çokça rahatsız oldum. ama bir gidin görün derim ben. bakın ne kafalar dolanıyormuş aramızda.
    sanat adı altında her şeyi söylemek ve göstermek ahlaki oluyor. sanırım bundan biraz rahatsızım. ama nasıl söylediğin önemli işte. miss violence’ı izlediniz mi? bir o filmin ensesti nasıl anlattığına bakıyorum bir bu filmin nazaran daha hafif bir konuyu nasıl anlattığına. masum değil bence bu film. sanat anlayışım bu kadar. sorry.