şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: hele yar)
  • kurt turkucu, muezzin.. soyadi soununa "ses" getiren musikiciler kervaninin basindaki insan sanirim.. daha kurtulus savasi sirasinda, ataturk'un diyarbakir'i bir ziyareti sirasinda ezan okurken duydugu ve musikiyle ciddi olarak ilgilenmesi gerektigini soyledigi bir sahis. celal bey, mutlu olsa da teklifi cok da ciddiye almaz. kendi kendi mahalli cevrede turku soylemeye, muezzinlik yapmaya, bir taraftan da devlet memurlugu yapmaya devam eder. hafiz burhan'i da andirir biraz sesi. 30'larin basinda diyarbakir'da ust duzey bir askerin yerel konusmayla dalga gectigi bir plak yapmasi uzerine, halk celal bey'i istanbul'a gidip plak yapmaya ikna eder. sahibinin sesi'nden plak yapar. ataturk'un icki sofrasina davet edilir, orada da turku soyler ataturk'e. fakat o donemki turkculuk cerayanindan rahatsiz oldugu icin, ataturk'ten uzak durur hayatinin geri kalaninda.
    benim en sevdigim turkusu, 3-5 sene once ibrahim tatlises'in de soyledigi, ve iyi soyledigi, yas altmisbes veya bir guzel ki diye bilinen turku. insanin icini daglar celal guzelses'ten dinleyince..
  • taşplak kayıtlarından benim diyen tenorlara parmak* ısırtacak sesiyle
    hem içli, hem içrek; uzunhavalarla bezediği türkülerini söylediğinde dinlemelere doyulmaz bir kişi.
    başka bir aleme doğru hem giden hem götüren bir nakil vasıtası notalar ve tınılar üzerinden.
    durgun ve pes girişlerin ardından gelen crescendoların her biri bir acaip şekilde işliyor içlere, içerilere.
    bazen saplanıyor çok ince bir çelik iğne kayganlığında,
    bazen deliyor lönk diye dikilen bir bayrak direği cesaretiyle.
    derledikleri bir türlü, söyledikleri bin türlü.
    türkü mü onun içinden geçiyor, o mu türkünün içinden, ben hiç anlayamadım.
    belki de o söylerken ağladığım gibi hiç ağlayamadım.
    o her ne kadar ağlama yar dese de.
    zarf ile mazruf arasında da bir tutarlılık olmalı ama değil mi canım?
    hiç yani.
  • esas ismi mehmet celalettin olan celal güzelses'in babası derviş hasanın vefatı ile annesi latife hanım tarafından mahalle mektebine verilir. birinci dünya savaşı yıllarında rüştiyenin lav edilmesi ile öğrenimini tamamlayamaz. okula giderken 1913'ten 1921'e kadar ulu cami'deki müezinlik görevini devam ettirir.

    1931 yılında karındaş mahmut'un diyarbakır şivesini taklit ederek doldurduğu plak halktan oldukça tepki alır. celal güzelses bu plağı olan tepkisini dile getirerek istanbul'a plak doldurmaya gider.

    celal güzelses bayandırlık bakanı feyzi pirinççioğlu'nun ısrarıyla 1917'de bir tesadüf sonucu tanıştığı mustafa kemal paşadan "şark bülbülü" ünvanını alır. 1934 yılında soyadı kanunun kabulu ile soyadını sesinin güzel oluşundan alır.

    celal güzelses 22 haziran 1943 tarihinde diyarbakır halk musiki cemiyetini bir kaç arkadaşı ile birlikte kurar. 1950'de cemiyete yapılan resmi ödenekler ve belediye yardımlarının kesilmesi üzerine cemiyetten ayrılır. 1956 yılında kendisinden ayrılan arkadaşlarının yıldız kulubünde toplanmasıyla celal güzelses sarsılır. ulu cami baş müezzinliği için vilayete başvuruda bulunur. bu görevi 1956 yılından vefatına kadar (1 şubat 1959) devam eder.

    vefatına diyarbakır halkı çok üzülür. naaşı ulu camii'den eller üzerinde ilahi ve tekbirlerle şeyhi zeki efendi'nin metfun bulunduğu kabrinin alt kısmına vasiyeti üzerine defnedilir.

    celal güzelses'den yaklaşık olarak 46 türkü derlenmiştir. derlenen bazı türküler:
    ağlama yar ağlama, bülbülün kanadı sarı, dağlar dağımdır benim, esmerin ağı gerek, mardin kapı şen olur, nare esvap yıkıyor, vallahi o yardir...

    kaynak: http://www.turkuler.com/
  • söylediği bazı parçaları, kürtçeden türkçeye çevirerek(tıpkı, ibrahim tatlıses,mahsun kırmızıgül,izzet altınmeşe,burhan çaçan vb. kürt kökenli sanatçıların günümüzde yaptıkları gibi) şark bülbülü ünvanını alan,gerçekten de güzel bir sese sahip kürt kökenli sanatçı.

    mihemed arif cizrawi onun zamanında türkçe söyleseydi, ''şark bülbülü'' ünvanı,belki de celal güzelses yerine mihemed arif cizrawi'ye verilecekti.

    (bkz: kürtçeden türkçeye çevrilen türküler)
  • türkülerini dinledikçe 1950 ler doğu anadolusuna insanı götüren sanatçı .
  • gerçeğini görememekle, ellerini öpememekle, canlı canlı sesini duyamamakla, her şarkısını kaydedemekle, her sözünü dinleyememekle çok şey kaybettiğimiz mücevher.
  • --- alıntı ---

    "mustafa kemal paşa, diyarbakır’da bulunduğu sıralarda askerin bir kısmı deliller hanı’nda kalıyordu. dünya savaşı nedeniyle şehir, işgal altındaki bölgelerden, civar köylerden buraya göç etmiş fakir kimselerle dolmuş vaziyetteydi. memleketin zenginleri, çeşitli semtlerdeki camilerde kazanlarla yemek pişirterek fakir halka ve göçmenlere dağıtırlardı. bu arada mustafa kemal paşa’nın emirleriyle askerin karavanası dökülmez, fakirlere verilirdi.
    bir gün akşamüstü paşa, atına binmiş seman köşkü’ne gitmekte iken deliller hanı karşısındaki hacılar harabesi’nde, bir asker karavanası etrafında kümelenmiş sekiz çocuk görür. çocuklar sekiz fakat kaşıkları bir tane. bu çocuklardan bir tanesi “ye” deyince, elinde kaşık bulunan çocuk karavanadan bir kaşık yemek alıp ağzına götürür. “ver” deyince, elindeki kaşığı yanındakine verir. böylece, sıra ile ve komutla yemek yiyen bu çocuklardan komut vereni paşa’nın dikkatini çeker, ilgilenir. kimsesiz fakat gayet zeki ve cevval olan bu çocuğu yanına alır. diyarbakır’dan ayrılırken beraberinde götürür.
    diyarbakırlıların fahri hemşerisi mustafa kemal, celal güzelses’e sahip çıkar.
    atatürk, diyarbakır’da ii. ordu komutanı iken henüz 17 yaşlarında bir genç olan celal güzelses’i birkaç defa konserinde dinlemiş ve kendilerine iltifat etmişlerdi. diyarbakır’ın tanınmış ses sanatçısı celal güzelses, diyarbakır türkülerinden oluşan bir dizi plak doldurmak üzere istanbul’a gelir. bu sıralarda dolmabahçe sarayı’nda bulunan atatürk, tarafından kabul edilir. atatürk, celal güzelses’ten iki güzel türkü dinler ve çok beğenir. daha sonra atatürk celal güzelses’e ‘şark bülbülü’ unvanını vererek meşhurlaştırır."

    yrd. doç. dr. ramazan topdemir - adıyaman üniversitesi öğretim üyesi

    --- alıntı ---
  • ağlatma potansiyeli bakımından rekabet edilemeyecek seslerden birine sahiptir. baba bugün adlı kerkük uzun havasındaki yorumu ulaşılmazlardandır.