şükela:  tümü | bugün
  • ntv genel muduru olan bir cem aydin da vardir, evet.
  • ntv genel muduru olan cem aydin tum yayin grubunun prensi. guzel isler yapiyor. en iyisi super bir ekibi iyi bicimde yonetme yetenegi de var. nuri colakoglunu aratmiyor desem yeridir.
  • ntv'yi giderek bir haber kanalı olmaktan çıkartıyor.

    life style tarzı programlardan sonra haber saatlerini de kısarak kadir çöpdemir, tuğrul eryılmaz, kanat atkaya gibi isimlere yer açıp kanalın formatını değiştiriyor, cnn turk'ü kulvarında yalnız bırakıyor.*

    edit: cnn türk iyi değil yani. ama onlar da ntv gibi olmak için hemen format değiştirdiler. sonradan görme aydın doğan'ın kanalından daha iyisi beklenemezdi zaten.
  • kendisine ulasabilmek için popomu yırttığım afedersiniz, ama kapisinda yatmama rağmen bulunamayan ntv genel müdürü sahsiyet
  • akıllı bir ankaralı. şuanda cnbc-e ve ntv genel müdürüdür kendileri.
  • günlük bir gazetede, "cnbc-e dizilerini o seçiyor" başlığı altında resmini ve ismini gördüğüm kişi.
    (bkz: ellerine sağlık)
  • cnbc e dergi şubat sayısına 24'ün 4. sezonu için gelen tepkilere şöyle bir yazıyla cevap vermiştir.
    sevgili izleyici,
    tepki göstermekte haklısınız,dördüncü sezonun akıbeti hakkında bilgi alamadığı için bizi eleştiren izleyicilerimiz de haklı.hepiniz haklısınız.bazı konularda dengeyi bulmak ne yazık ki kolay olmuyor...
    ah be sevgili cnbc-e izleyicisi, siz çoğunluk olsaydınız her şey ne kadar kolay olur, biz de dengesizlikler içinde denge bulmaya çalışmak zorunda kalmazdık.belki o zaman kanun ve yönetmeliklerdeki belirsiz ifadeler de ortadan kalkardı. hukukla hayatımız arasında açıklanabilir bir ilişki olurdu. mesela pazar akşamı 23.00'te, önünde uyarı yazısıyla,kesip biçerek yayınladığımız nip/tuck'a verilen ceza gelmezdi. woody allen gilmi için de savunma yapmak zorunda kalmazdık diye tahmin ediyorum. sorunlara yaklaşımımız daha olgun ve sağlıklı olurdu. gazatelerimiz 24'le ilgili haberlerde fox'u türk düşmanı ilan etmezlerdi. zaten etrafa "düşmanlar" ve "dostlar" diye de bakmazdık o zaman. ankara'daki büyüklerimiz, "sonuçta bu bir dizi, türk topluluğu gerekli tepkiyi gösteriyor" demekle yetinir, beyaz saraydan diziye müdahale edilmesini istemzlerdi. amerikan dışişleri bakanı da " bizim burada dizilere müdahale edilmiyor, beni de eleştiriyorlar yapılacak birşey yok... kusura bakmayın" cevabını veremezdi. biz de fox yöneticilrine dizideki "bize göre" yanlışları anlatmaya çalışırken derdimizi daha kolay ifade eder, haklıyken haksız duruma düşmezdik. siz çoğunlukta olsaydınız, hepimizin hayatı çok daha farklı olurdu sevgili izleyici. ceza kanunu çoktan değişmiş olur "türkleri küçük düşürme" ile ilgili bir maddeyi konuşmazdık bile. hukuk büromuz da sadece sözleşmelerle uğraşırdı. siz çoğunlukta olsaydınız sevgili izleyici, 24 kalitesinde diziler türkiye'de de çekilir, bize de rating ölçümlerinde "the others" demezlerdi. "peki ne-olacak şimdi?" derseniz bundan önce ne olduysa o olacak. the others(alien) yoluna devam edecek, tüm bu gerçekleri görerek, yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışacağız. "onu biliyoruz arkadaşım, 4. sezon ne-olacak?" diye soruyorsanız, "bu kadar beklediniz birkaç hafta daha bekleyin" demek durumundayım. kararımız tabi ki yayınlamak yönünde çalışmalar sona yaklaştı, kanalı kapattırmadan bir denge bulacağız hayırlısıyla. saygılar.
    c.a.
  • cnbc-e dergi'deki okuyucu mektuplarını sırf kendini eğlendirmek için bizzat cevaplayan kinaye ustası insan. sayesinde okuyucu mektupları ciddi anlamda bağımlılık yaratmış durumda. sözlükte yazsa kısa zamanda sözlük celebritysi olması işten bile değil...

    mektup: merhaba. özellikle kaliteli yayınınızdan dolayı sizleri kutluyorum. hafta içi yayınladığınız filmleri erken saatlerde (21:30) yayınlamanız bizler (çalışanlar) için daha iyi olur. unutmamalı ki memleketimizde herkes 8 saat çalışmıyor. sizler de hak verirsiniz ki yoğun tempoda ve 15 saate yakın çalışıyoruz. inanin filmin ortasında uyumamak için kahve (daha uyanık tutsun diye türk kahvesi tercihim) içiyorum. iki seçeneğiniz var, ya türkiye'de sendika üyeliğini yaygın hale getireceksiniz, herkes 8 saatten fazla çalışmayacak, ya da...

    sabri çalışkan

    cevap: ya da ne?... kahveyi sade içeceksiniz tabi ki. siz koltukta sızmayın diye yayın akışımızı değiştirmemiz biraz tuhaf olmaz mı? diyelim ki filmi erkene çektik, ya yine sızarsanız? bunu takip etmemiz çok zor sayın çalışkan.

    c.a.

    mektup: cnbce'de yayınlanan filmlerin altyazıları çok hızlı geçiyor. bunu yavaşlatma şansınız yok mu?

    erkek izleyici

    cevap: var sayın erkek izleyici. filmi yavaş gösterebiliriz, konuşma anlaşılmaz ama yazı rahat rahat okunur. film de beş saat olur, 19 kuşak reklam alırız. ya da altyazı filmden bağımsız olarak yavaş yavaş gider, siz sonra görüntüyle bağlantı kurmaya çalışırsınız.

    c.a.
  • tufan türenç'e yazdığı cevapla bir kez daha kendisine hayran bırakan, bulunduğu yeri sonuna kadar hak eden gazeteci!