şükela:  tümü | bugün
  • bin küsur yılın karşılaşmasıymış. cemaat vs akp yerine, gullaniler vs nakşinaniler demek daha gerçekçi olurmuş.

    ortak düşman olarak gördükleri kişileri etkisiz hale getirip, var olan sistemi de parçaladıktan sonra, sıra elde edileni bölüşmeye geldi. her iki taraf kılıçları çekti ve amansız, kıran kırana paylaşım ''diyalogları'' başladı. mit*'i bünyesine katmak isteyen gullanilerin ciddi karşı atağı ile şaşkına uğrayan nakşinaniler çok sert ve tırt görevden almalar gerçekleştirmiş olsalar da, gullanilerin hızını kesmeyi başaramamış daha da top ve yekün atakların yolunu açmışlardır. noktası yok, bitmez bu artık.

    evet, devamının geleceğine dair heyecanlı beklentiler içinde olduğum da doğru. çok çektim bunlardan, şimdi de arkama yaslanıp keyifle kavgalarını seyretmek istiyorum, bin yıl boyunca.
  • (bkz: düsman kardesler)

    edit: (bkz: yersen)
  • akp ibrahim zübükzade ise, cemaat derviş mehmet'tir
  • şike soruşturmasıyla başlayan güç savaşıdır. cemaat ortamlarında akpye sallamalar, tayyipi yerip gülü övmeler başladı. bugüne kadar paslaşarak yaşayan 2 grup karşılarında tehdit unsuru kalmayınca birbirlerine diş bilemeye başladılar.
  • mitçileri ifadeye çağıran savcının görevden alınması ile, bir iki tuğla daha örülmüştür söz konusu yandım allah duvarına. bu pasif savunma hareketi zaten bekleniyordu şahsımca ancak, ileri demokratik bağımsızlığa kavuşturulmuş yargıya bu şekilde müdahaleler nasıl açıklanacak acaba.

    ''yetmez ama, yetmez daha ileri olsun amaa'' diyen gericilikle sarmaş dolaş kelek karpuz solcuları ilgilenmez böylesi ''küçük'' ayrıntılarla.
  • cikara dayanan butun iliskilerde gorulen bir mucadele. kim kazanirsa kazansin halk kaybeder.
  • nakşi-nurcu kavgasinda ikinci raund yapılmış ve sonuçlanmıştır.

    ''sokak ağzıyla konuşan bayağılık kraliçelerine ekranlarını açıp, silivri tutsaklarına haftada iki kez küfür ettirmeyi habercilik/yayıncılık diye insanlara yurtturmaya çalışıyorlar.

    küçük olanı hiç bilmiyor. büyük olanın hakikatini söylemekgibi en küçük bir entelektüel dürüstlüğü yok. türkiye ne konuşursa konuşsun onlar silivri’deki tutsakları konuşuyorlar. üstelik akla hayale gelmeyecek yalanlarla... kamuoyu akp-cemaat kavgasını konuşuyor; onlar bu gündemi bile silivri’deki tutsaklar üzerinden değerlendiriyorlar. işte bu aslında türkiye’de merkez medyanın bile geldiği yeri gösteriyor. “yeniler” tarihi bilmiyor, “eskilerin” gerçeği arama gibi bir zorunluluğu yok. oysa...

    akp-cemaat kavgası yeni değil.

    milli selamet partisi, nakşibendiler, kadiriler ve nurcular’ın konsensüsüyle kuruldu. fakat msp’nin chp ile hükümet olmasıyla sorunlar çıktı. nakşiler ile nurcular anlaşamadılar. ilk kavgalarının sebebi de aslında bugünkü akp-cemaat kavgasına benziyordu:

    chp 12 mart darbesi madurlarına af çıkarmak istiyordu. msp içindeki nurcular buna karşı çıktılar. solculara karşı sertlikten yanaydılar. üstelik bu konuda erbakan’a rağmen parti grubunu da etkilediler. chp affı ancak anayasa mahkemesi’ne giderek çıkarabildi. msp içindeki nurcular’ın bu tavrı yolların ayrılmasıyla sonuçlandı. o dönemde de, “nurcular giderse msp biter, erbakan bunu göze alamaz” deniliyordu. yollar ayrıldı, erbakan yoluna milli görüş’ü ile devam etti. başbakanlığa kadar yükseldi.

    sözün özü: cemaat, akp içindeki nakşibendi milli görüş’ü çok küçümsedi. öyle ki para-medya gücüyle tüm dini grupları fethullah gülen etrafında birleştirme projesini bile hayata geçirmek istedi. (olan cübbeli ahmet’e oldu!) sonuçta, nurcular’ın cemaat kolu ikinci raund da kaybetti...''

    odatv

    http://www.odatv.com/…inda-ikinci-raund--2102121200
  • (bkz: ali alkan)
  • doğrusu şöyledir:

    (cemaat vs akp) vs değerlerimiz/diğerlerimiz

    bu topraklarda zıtlıktan orantısız güç doğduğu çok kez görülmüştür, bu zıtlaşma da onlardan biridir.