şükela:  tümü | bugün soru sor
  • saygin ve akilli bir bilim adamimizdir. tubitaktan ayrilmasinin nedeninin tamamen politik nedenlerden kaynaklandigini dusunuyorum. sahra tozlari hakkindaki kesifi de oldukca ilginctir, anladigim kadariyla sahra tozlarinin atmosferik hareketleri ,turkiye tarimsal ekonomisinin ve cesitli yoresel solunum yolu infeksiyonu epidemikelrinin arasinda cok guclu bir baginti bulmustu. sadece turkiye degil amazon ormanlarinin yada atlantik okyanusunun bati havsasinin canli hayatinin da sahra tozlariyla kontrol edildigi ile ilgili buyuk kanitlar vardir, eger bu korelasyon istatistik olarak saglikli olarak saptanirsa, #7998302 adli entryde bahsedilen bu beyfendi, dunya ekoloji kitaplarini degistirecek vede belkide cok onemli oduller alacaktir. tubitaktan ayrilmasida turkiye bilimi icin buyuk bir kayiptir , artik alinacak tubitak arastirma proje fonlarida, basa gecen yeni yoneticilerin hangi kriterlere gore fon aktarimi yapacaklarini da gormemiz soz konusudur, malum 450 milyon dolar butcesi var ya bu kurumun. ve benim gibi yuzeysel bilim adami adaylarida, turkiyede kalmayi planlayip, kesilen arastirma gorevlisi fonlari nedeniyle cebinden parayla master doktora yapamadigi icin terketmistir turkiyeyi, cunku gittikleri ulkelerde onlara cok daha fazla deger ve saygi gosterdikleri, calismalarina kaynak aktardiklari ve gercekten insan gibi yasiyacaklari para aldiklari , mezun oluncada inanilmaz ucretlerle gercek ar-ge sektorunde calisma yapabildikleri malumdur.
  • hava tahminlerindeki başarısını, beklenen hava koşulları ile şehirlerdeki alt yapı ve de ülke insanının yol kültürü ile psikolojisini birleştirmesine bağlayan, son dönemde günlük balık fiyatları tahmini de yapabilen bilim adamı.
  • asagidaki sozlerini kamuya acik bir mail grubundan kopyaladigim icin alinti malinti konusunda problem cikarmayacagini dü$ündügüm bilim adami:

    "yurdumuza beyazdan örtüyü mevsiminde metrelerce örtmek durumundayız, buna mecburuz..
    bunu başaramazsak bırakın başımıza türbanı çuvalı geçirecekler çuvalı..
    ilk denemeyi yapmadılar mı..
    hatırlayın bakalaım
    türban takmadılar.. çuvalı geçiriverdiler."

    yani neymi$, milli tarih, milli cografya filan derken milli meteoroloji olayina girmi$iz, hepten koyvermi$iz..

    bilimsel yontemlerle etkileyemedigi bilim cevrelerini bo$verip, politik manevralarla matematiksel cogunlugu yanina cekip, yeterli kamuoyunu sagladiktan sonra ara$tirmalari icin ödenek almaya cali$an biri gibime geldi..

    jeojolji mühendisi olsaymi$ mesela: "bu fay hatlarini yurdumuzdan uzakla$tirmaliyiz, tektonik tabakalarin hareketine kar$i ulusca kar$i durmaliyiz, yoksa siyonistler tarafindan köprü pozisyonuna getirilmemiz an meselesi"
  • toz tahmini ve bunun meteorolojik olaylara etkisi üzerinde çalışmak ayrı, hava tahmini çığırtkanlığı yapmak ayrı bir şeydir. ilki için kendisine zaten söyleyecek sözüm yok kendi uzmanlık konusudur. ancak ikincisi için gerçekten atmosfere ve özellikle modellere biraz daha fazla çalışması gerekiyor. zaten bir atmosfer bilimci değil, kimyacıdır. oşinografi doktorası yapsa da temel atmosfer bilimi eğitimden geçmemiştir.

    üslubu ise halkın anlayacağı dilden konuşmak amacıyla basitleştirilmeye çalışılmış ancak başarısız olup felaket senaryoları üreten bir medyumun diline dönmüştür. kendisini biraz ali atıf bire benzetmekteyim.
  • 7 ve 8 ocak'ta üst üste, 20 ocak 2010 için karamsar bir tablo çizdiği, ancak 13 ocak'ta, yani çizdiği tabloya daha 7 gün kala, tahminlerini düzelttiği halde, 16 ocak günü, devlet meteoroloji işlerinin sözlü sataşmasına maruz kalan bilim adamı.

    ayrıca, 9 eylül 2009'daki sel felaketini haftalar önceden haber verdiği hale, o gün, tam da tahmin ettiği şekilde hiçbir önlemin alınmamasından, onlarca kişinin telef olmasından, yine de çıkıp "ben demiştim" dememe büyüklüğünü göstermesinden muhtemelen gocunanların, en ufak bir hatasını kollamak üzere "atmaca" gibi beklediklerini gözler önüne seren tahminci.

    evet, türkçesi "çalakalem", ama bu yine de, işini başarı ile yapmasını engellemiyor. zaten dmi'nin gazetelere demeç verecek kadar rahatsız olması da, işinde başarılı olduğunun en büyük göstergelerinden biri.
  • havadan-tozdan isimli mail grubunda rte'nin meshur cılgın projesi icin kimsenin dillendirmedigi bir yorum yapmıstır. sabrederek, sonuna kadar okumanizi tavsiye ederim:

    beni bu köşede hep tozların etkileri veya meteoroloji ile ilgili haberler ile tanıdınız. ama benim asıl uzmanlık alanım deniz bilimleridir. uzmanlığım da türk denizleri özellikle de marmara boğazlar ve istanbul haliç'i dir. yani bu konularda uzmanım, konuşabilirim hem de göğsümü gere gere.

    şimdi gelelim en son proje önerisine. size çok basit dilde anlatayım. karadeniz'i bir tatlı su havuzu olarak düşünün. nedeni de basit çünkü bu havuza giren tüm sular (nehir veya yağmur suyu) tatlı su. peki o zaman karadeniz neden tatlı su havuzu değil? çünkü çanakkale ve istanbul boğazı altından gelen ve belirli eşikleri belirli rüzgar koşulları altına aşan tuzlu ve de dolayısı ile yoğun akdeniz suları karadeniz’i bugünkü tuzluluk seviyesine getirdi. geçmişi o kadar da taze ki en son hali 3500 senelik ve bildik tarihi de 12.000 senecik.

    durduk yerde neden karadeniz havuzu diyorum değil mi? karadeniz'i az tuzlu bir havuz diye düşünün hem de akdeniz'den ortalama 30 cm yüksek. işte bu nedenle bu havuzun fazla suyu boğazlardan akar durur ama havuza giren su belli ve doğanın açtığı bu kısıtlı musluktan çıkan su belli. yani karadeniz havuzunu boşaltan bir musluk vardı. ama doğanın yarattığı bir musluk ve dengesini ancak son 3500 senedir sürdüren bir musluk.

    şimdi siz bir ikinci musluk takmayı planlıyorsunuz hem de 25 metre derinlikte, yani musluk sadece karadeniz'in suyunu marmara'ya akıtabilecek ama alttan girmesi gereken su bu yeni kanala giremeyecek. doğanın dengeleri bozulacak ve ne olacak?

    ne olur biliyormusunuz, ah keşke bilebilsek.

    ama her ne olursa hiçbir zaman geri dönüşü olmaz, doğal dengeler bozuldu mu geri dönüş maalesef yok.

    akıl mantık basit. havuza takılı bir musluk vardı şimdi ikinci musluğu takmayı planlıyorsunuz. eh iyi de havuza gelen su miktarı artmayacak ki. yani tuna, dinyeper dinyester siz musluk taktınız diye debisini arttırmayacak ki? diğer bazı kanalları örnek göstermek demek karadeniz'in marmara'nın oşinografik gerçeklerini bilmemek demektir. böyle bir sisteme sahip bir deniz yerkürede yok, sadece bizde ama değerini bilirsek elbette. ben talebelerime derslerde marmara'yı anlatırken onu sağlıklı akdeniz ve sağlıksız karadeniz'in astımlı doğan çocuğu derim. yani doğuştan solunum zorluğu çeken bir deniz ve de dikkat edilmesi şart olan bir deniz. onu kurtaran karadeniz'den gelen ve jet akım halinde boğazdan marmara'ya çıkan ve 25 metrelik üst tabakayı 3 ayda bir değiştiren karadeniz suyu. o çıkışta öyle harika işler yapıp alt tabakadaki suyu yukarı çekiyor ki sormayın gitsin. marmara'ya oksijen pompalayan ise çanakkale'den gelen alt su. takın bu sisteme tek taraflı bir musluk ve seyreyleyin olacakları. ben karada olacaklardan bahsetmiyorum denizdekiler benim uzmanlık alanım.

    başka tarafları da var elbette bence bu proje hiçbir zaman yapılamaz çünkü sınır aşan sular gibi sınır aşan deniz bu, debisi ile rejimi ile oynayamazsınız. şimdi almanya avusturya tuna'üzerinde muazzam bir baraj kursa suyu akıtmasa ne olur. karadeniz'in felaketi olur. altta verilen su bütçesi alt üst olur.

    kiminiz bu hoca da her şeyi biliyor demişsinizdir. ama ben aşağıda verilen ve marmara denizinin bütçesini çıkartan ekibin parçasıydım. istanbul boğazının altını 4 defa al bayrak rengi kırmızıya boyayan (rhodamin boyası ile) ekibin başı idim. yani istanbul kanlizasyon deşarj projesinin gerçekleşmesinde, haliç'in temizlenmesinde emeğim, alın terim çoktur. ve de dediklerim doğrudur. havuza ikinci musluk takarken havuzun daha hızlı boşalacağını da hesaplamalısınız öyle iki mimara ısmarlama ile olmaz bu işler. keşke iş, en boy yükseklik ve debi ile hallolabilseydi. ben size hemen şimdiden diyeyim. karadenizin su rejimini değiştirirseniz size hesap sorarlar daha da doğrusu yaptırmazlar. hani neden boğaza köprü yaparken 64 metre yapmak zorunda kalıyoruz, 50 yapsak neden olmuyorun cevabı gibi. işte aşağıda marmara’nın su ve tuz bütçesi, öyle şappadanak ortaya çıkan bir şey değil, kaç kişinin alın teri var ve bu sistemi sürdüren yegane güç karadenize giren ama sadece boğazdan çıktığı hesap edilen tatlı su. o da %95 tuna suyu, yani tuna'nın debisi bizim için hayati öneme sahip. siz durduk yerde karadeniz havuzuna giren tatlı suyun debisini arttırmadan havuzu tek muslukla boşaltmak yerine bir musluk daha takarsanız sistem alt üst olur.

    aslında bunu anlamak için ne bilim adamı olmak gerek ne de alim, basit havuz problemi hani şu ilk okul çocuklarına çözdürülen cinsten.

    saygılarımla,

    prof dr a. cemal saydam

    odtü erdemli deniz bilimleri enstitüsü öğretim üyesi(emekli)

    hacettepe üniversitesi çevre mühendisliği öğretim üyesi
  • hocuu... şimdi bak.

    evin karşısında ağaçlar var taam mı. dün böyle kopuk lodos hava, üzerlerinde yaprak olmamasına rağmen sağa sola kopuyor ağaçlar. o derece bir rüzgar, bir yandan yağmur, bir de üzerinde yapraklar olsa dansı sen düşün. hava belki sıcaktı dışarı çıkmadım ama camın arkasından bakınca büyük kış, ağır kış ortam, hava deli kasvet neyin. bu sabah işe diye evden çıktım, dallardaki o tümsekcikler pörtlemiş, yeşil yeşil yavru yapraklar çıkmış. yani ağacın içine su çoktandır yürümüş de, yağmur bekliyormuş. o yağmur ki evet hava bir haftadan beri lodos gidiyor ve o lodos sahra tozu yüklü, yani demir, mangan, bakteri ve mantarlar... sonra yağdı ve hazır bekleyen ağaç bundan faydalandı. yarım günde olan bu değişim çok etkileyici. (bkz: #25717912)

    onun kitabında, e-posta gruplarında hep yazdığı şeyi bu ilkbahar tam olarak takip edebildim. süper süper olay, farkında olmak harika bir şey. şimdi hemen evin önündeki denizde emiliania huxleyi'i dikizlicem, bir 10-15 gün sonra denizde neler olacak merak ediyorum.
  • (bkz: poyrazmatik)