şükela:  tümü | bugün
  • anadolu üniversitesinde öğretim görevlisidir.ilgi alanı kompleks sistemlerdir ve 1973 ankara fen lisesi mezunudur.odtü'den endüstri mühendisi olarak mezun olmuş ve rica minnet anadolu üniversitesine getirtilmiştir.
  • akşam gazetesinde bugünkü köşe yazısında, mükemmel bir eskişehirspor taraftarı tahlili yapmıştır. söz konusu tahlilde eskişehirspor taraftarı'ndan yola çıkılarak, türk futbolunu yönetenlerin ve sözde büyüklerin tarihi hataları çok güzel tespit edilmiştir:

    alıntı:
    "eskişehirspor'un müesses nizama başkaldırdığı yıllardı. şampiyonluk iddiasıyla açılan bir sezonun eskişehir'deki ilk maçında, misafir altay'dı. mustafa denizli, o zamanki namıyla büyük mustafa, eskişehirspor'u neredeyse tek başına teslim almış, altay maçı 2-0 kazanmıştı. eğer altay'ın doğru dürüst bir santrforu olsa, eskişehirspor tarihi bir hezimete uğrayabilirdi.
    tribünlerdeki şaşkınlığı ve hayal kırıklığını tahmin edebilirsiniz. hayalleri yıkılmış yirmi bine yakın seyirci, maç bittiğinde tribünleri boşaltmadı. bütün futbolcular ve yedekler soyunma odasının yolunu tutarken, büyük mustafa, kendisini coşkuyla alkışlayan eskişehirlileri selamlamak için sahada bir tur atmak zorunda kaldı.
    bilenler bilir, mustafa'nın futbol hayatında benzer çok maç vardı. yani şaşırtıcı olan mustafa'nın performansı değildi. alışılmamış olan şey, hayalleri büyük darbe yemiş bile olsa, eskişehir seyircisinin, güzel olanı teşhis edebilmesi ve desteklemesiydi. o seyirci, o dönemde federasyon tarafından en sık cezalandırılan seyirciydi, bilir misiniz? hakemler, cezalar kar etmedi. ancak hasılat taksim sistemi değiştirilerek eskişehirspor'un ipi çekilebildi.
    eğer istanbullular eskişehirspor'un hakkından gelebilmek için oyunu saha dışına taşıramasaydılar, kuralına göre oynasalardı, belki şimdi bir arsenal, bir valencia, bir inter olabilirlerdi. en azından bir ajax, bir porto, bir olympic lyon olmamaları için bir sebep yoktu. eskişehirspor ise belki de bir barcelona olabilirdi. siz isterseniz 12 martlar, 12 eylüller, 28 şubatlar marifetiyle siyaset minder dışına sürülmeseydi diye de devam edebilirsiniz.
    eskişehirspor'un ümüğü sıkılınca, önce büyük mustafa'yı dakikalarca ayakta alkışlayan seyirci tribünlerden çekildi, yerini holiganlar doldurdu. ama artık eskişehirspor bir tehdit olmadığı için, seyircisinin ikide bir cezalandırılması da gerekmiyordu. cezalar hızla seyreldi. çok geçmeden eskişehirspor futbol sahnesinden çekildi...."

    yazının tamamı için:

    http://www.aksam.com.tr/…n_ajax_kadar_olamadi_.html

    yazıda bahsedilen ve türk futbolunun bir ilki olan bando eses için:

    http://www.youtube.com/…ando eses&search_type=&aq=f
  • akşam gazetesinde çok fazla gündeme dokunmadan, adeta kendi gündemini yaratarak zeka dolu köşe yazıları yazan kişi. olaylardan ziyade olayların ardındaki kavramlara odaklanıyor ve her satırında ekranın karşı ucunda son derece zeki bir adamın oturduğunu hissettiriyor kendisi.
  • hoşsohbet bir ağabey, kafası karışık bir rehber, tembel bir peygamber, sivri dilli bir müteffik, kültürlü bir düşmandır.

    siz giderken o geliyordur, çözümünüzün alternatiflerini değil neyi çözeceğini sorgular, siz köprünün trafik sorununa çare olup olmayacağını tartışırken o bu kadar nüfus yoğunluğunun gerekli olup olmadığını masaya yatırır, siz eğitim kalitesinden dertlenirken o yarının dünyasında bir meslek sahibi olmanın ne anlama geleceğini anlamaya çalışır. sizin için heyecanlı bir futbol karşılaşması olan onun için heyecanlı bir "emergent system" simülasyonudur.

    zorbaların arasında tehlikeli bir nifak, uyrukların içinde uygunsuz biridir. aurası her partiye birkaç gömlek bol bir siyasetçi, darwinist bir müslüman, muhafazakar bir anarşisttir. bağımsız bir entellektüel, eksantrik bir orta sınıf aile babasıdır. referans vererek konuşan bir polemikçi, güler yüzlü bir modernite karşıtıdır. doğruları zarif, yanılgıları hesapsızdır.

    siyaset yuvarlaktır, nerede durursanız durun o sizden daha sağdadır. bir köşe yazarından beklediğiniz malumat edinmek, perde arkası dedikoduları öğrenmek, yazara veya yazarla beraber küfretmek, öfkenize, umutlarınıza ve düşüncelerinize tercüman olması değil de sarsılmak, "hiç bu açıdan bakmamıştım" demek, kendinizi ekleme yapmak veya itiraz etmek ama önce düşüncelerinizi baştan toparlamak zorunda hissetmek ise cemalettin nuri taşçı türk basınında benzersizdir.
  • önceleri resmine bakarak gazetenin sosyal güvenlik yazarı sandığımdan yanılıp okumadığım, ama geç de olsa okumaya değer yazılar yazdığını farkettiğim akşam gazetesi köşe yazarı. görüşleri benle pek benzeşmese de, konuları ele alışındaki mantık yürütmesi sağlam ve okuması da serdar turgut'u anımsatan tarzda (eski günlerini tabii) eğlenceli.
  • tartışmalı son yazısındaki kastı "islam'ın ve hz. muhammed'in asıl mesajı kur'andır" olan insan. yoksa diğer ilahi dinlerin yaptığı o büyük hatayı yapıp hz. muhammed'i tanrılaştırmak (haşa) bizim dinimizin özünü bozar. doğum günü kutlaması falan. kendisine katılıyorum ve katılmak için biraz zeka gerekli de zaten.
  • peşpeşe 5 yazısını okumak müptela olmaya kafidir.
  • steve jobs ve ibm hakkındaki klişelerle ama daha önemlisi erdoğan ve chp ile ilgili olan "jobs ibm'e, erdoğan chp'ye karşı" başlıklı yazısı:
    http://www.aksam.com.tr/…gan-chpye-karsi-4675y.html
  • bu yazarın yazılarını ne zaman okusam olaylara bakışım farklılaşıyor, ufkum genişliyor. yazılarında insanı dürüstlüğe iten bir yön var. tamam belki yazıdan sonra bende yazarın aynısını düşünüyorum demiyorsun ama olaya bakışın, eğer sabit fikirli biri değilsen kesinlikle daha farklı daha derin oluyor.