şükela:  tümü | bugün
  • kültür bakanlığı devlet çok sesli korosu'nun 27 yaşındaki sanat yönetmeni ve şefi. en genç sef aynı zamanda.

    anadolu üniversitesi devlet konservatuarındaki keman eğitiminin ardından viyana müzik üniversitesi'nde orkestra şefliği eğitimi aldı.

    konserlerde onu izlemek çok güzel, sundukları eserlerin düzenlemesi de şahane, dolayısıyla kaçırılmaması gerekiyor.

    devlet çok sesli korosu: http://www.cokseslikoro.com/
  • 2003 yılında viyana üniversitesi'nin orkestra şefliği bölümü hazırlık sınıfına 18 yaşında kabul edilen en genç şeftir.
  • tonla para verip aldığım güzelim gözlüğümü kaybetmemden sonra bana; "sıkma canını yahu bu benim altıncı gözlüğüm bende çok kaybederim" diyerek moralimi düzelten acayip zeki, muhabbeti sohbeti on numara bir adam.

    aynı zamanda da bedia ceylan güzelce'nin nişanlısıdır kendisi.

    ha bir de askerlik arkadaşım olur.

    (bkz: torun)

    (bkz: alt devresini bekleyen asker)
  • geçtiğimiz hafta yönettiği bir konseri izleme şansım olan genç ve başarılı orkestra şefi. kendisi oldukça sempatik, seyirci ve orkestrasıyla iletişimi de oldukça iyi, hatta izleyiciyi uçurduğunu söyleyebilirim.
  • "bu ülke" medyatik veya politik olmadan, yalnızca işine odaklananları pek sevmez. yıldızı parladıkça ne yapar eder medya veya politika cenderesine atmaya çalışır ki iç edilsin, sindirilsin ve yerine üzerine bolca laf salatası yapılabilecek tıynette bir yenisi gelsin. enteresandır ki ne yapılırsa yapılsın, toplum ne kadar bölünürse bölünsün yalnızca işi veya kendiyle derdi olan birileri şaşırtıcı bir şekilde bizlerle birlikte nefes almaya devam ediyor. cemi'i can deliorman da bu kişilerden.

    kendisini ne biyografisini yazabilecek kadar tanıyorum ne de müziğini anlatacak bilgelik taşan kelimelerim var. yalnızca izlenimlerimi anlatmak istiyorum. bunun tek nedeni de cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası müstakbel şefinin büyüleyici ve devasa bir makineyi andıran enerjisinden ve bu derece görkemli bir enerjiye sahip birinin olağanüstü yüksek tevazusuna, tüm oyuncaklarını her an paylaşabilecek bir çocuk gibi alçakgönüllü ve kendini yalnızca müziğin hizmetine adayan birine daha rastlamamış olmamdır.

    alışılagelmiş kalıplarımız var. maskeler veya aksesuarlardan çıplak olanı betimlemekte toplum olarak güçlük çektiğimiz aşikâr. yalan dolanı bilgece önsezilerle ortaya çıkarmak elbette mümkün; ancak bir sanat eserindeki maske, makyaj veya aksesuar nasıl ortadan kaldırılacak? kulağa oldukça karmaşık geliyor; ancak gururdan uzak, mükemmel ve olağanüstü sezilerle bu amaca da ulaşmak mümkün. tabi bu da ancak tanrısal yeteneklerle mümkün. öyle bir yetenekten söz ediyorum ki insanın kendisinin bile bilmediği, neyi neden yaptığını kestiremediği, erişilmeze erişecek azmi ve olanak dışıyı gerçekleştirecek gücü kendinde bulabilmekten bahsediyorum...

    evet, güvenden bahsediyorum. cemi'i can'a güvenmekten... söz konusu sanatsa şefin isteklerine baş eğmek, tartışmadan kabul etmek, büyüleyici batonunun gücüne hayranlıkla bakarken yorgunluk nedir bilmeden, kendini o eşsiz heyecana katmak, yanlış yapma kaygısı gütmeden tek bir vücutçasına onunla çalmayı, onunla dinlemeyi konuşmak istiyorum. her partisyondaki gizemli nüansları keşfeden, orkestradaki her müzisyenle kenetlenen şefin, göz göze geldiği müzisyen ve elinin altında hırpaladığı enstrümanından ustalığını son damlasına kadar kullanacak gücü nasıl da çılgınca bir hevesle istemesinden...

    bir insanın iradesine söz geçirmenin hiç de kolayca olmadığını kabul edelim. bunu yaparken fantastik dünyalara yolculuk etmeyi de makul görelim; ancak ne olursa olsun tamamının gerek doğaya ve gerekse düzene karşı bir savaş olduğunu da teslim edelim. evet, provasından sahnesine kadar her gösteri doğaüstü bir olaya dönüşen, eserlerinde kusursuzluğa ulaşmaya çalışan, gerek eserin yazıldığı dönemi, gerek eseri yazanı, günümüzün algı duvarlarındaki yansımasını bir bir hesaplayacak mühendisliğe sahip olmanın ne büyük bir sabır gerektirdiğini bilmek gerekir. tabi bunların hiçbirini politik veya medyatik bir güce yaslanmadan, eserin başıyla sonu arasında yalnızca müziği ve müzisyenini düşünen biri tarafından hesaplandığını, aklına düşen her eserin bir provaya dönüştüğünü, defalarca etüt edildiğini, müzisyenlerle yapılan çalışmalarınsa kendi bakış açısına göre bir ayarlama veya uyarlama olduğunu da bilelim.

    cemi'i can deliorman'dan, her tuğlasını yalnızca kendisini örmek zorunda kaldığı bir sanat geçmişinden ve o geçmişten gelip cso'ya kadar ulaşan bir dâhiden bahsediyoruz. onunla yaşıyor, onunla yürüyoruz. pek tabi "bu ülke"nin teamüllerinde bu gibi tarafsız kişiler bertaraf edilir, açıkları çarşaf çarşaf gün yüzüne çıkarılır, hataları ayıplanır, en ufak bir falsosu rezaletle ifade edilir. rica ediyorum... mesele sanatsa lütfen bundan uzak durun ve hiç olmazsa sanat düşünen insanlara şu dünyanın gamından kederinden uzak duracakları kadar olsun müsaade edin. ne yapması gerektiğini bilen insanların önünü açın ve tüm dünyevi sıkıntılarından sanatıyla kurtulmuş bu kişilerin gözlerinimizin önünde kanatlanmasına, insanlık için ümitvar olunmasına izin verin.

    "bu ülke"nin tek umudu gençler ve cemi'i can deliorman bu makamın şimdiye kadar gördüğü en genç temsilcisi. sırf bu bile olağanüstü bir umut kaynağı. şüphesiz ki mükemmel bir sanatçı, ardından gelenleri de mükemmelliyete taşır. cemi'i can deliorman'ın bizleri kaygılarımızdan ve ülkenin gündelik karmaşasından uzak tutmaya azmettiği için kendi adıma samimiyetle teşekkür ediyorum.

    offical: cemican.org
  • gedik filarmoni orkestrası şefliğine getirilen viyana müzik akademisi çıkışlı genç bir sanatçı. kendisiyle yapılmış bir söyleşi için; https://gq.com.tr/…i-yasayanlar-cemii-can-deliorman
  • 4 eylül şenlikleri kapsamındaki sivas konserinde izledim bu sene. çok sempatik ve alanında başarılı.