şükela:  tümü | bugün
  • boğaziçi türk dili ve edebiyatı öğretim görevlisi. kıt notları ve sürekli olarak anlattığı macaristan maceralarıyla ün yapmıştır.
  • dersi, muhabbeti ve konuşması genel olarak sıkıcı da olsa, sözlük için ekşi sözler de dese, hak edilenin çok üstünde notlar veren hoca. iki altın harfi* elde etmek için derslere gidip ödevleri teslim etmek yeterli gibidir.
  • keşke o add/drop seçeneğini kullansaydım dedirten hoca. gerçi pek bir hocalığını da göremedik ya, neyse. her ders aynı geyik, her ders aynı hikayeler. ben şurdayken... ben bunu yaparken... para zor kazanılır... bu zengin çocukları... reina'da bir bardak içki şu kadar para... siz hiç merak edip de o ağacın cinsini araştırdınız mı... altlarında arabayla okula gelen öğrenciler... geçim sıkıntısı...
    istisnasız her ders, 90 dakikanın 45 dakikası "para" konusu üzerine döndü. ama istisnasız.
    şiddetle kaçınmanızı tavsiye ediyorum.
  • marmara üniversitesi türkçe eğitimi bölümünde yeni türk edebiyatı dersi vermeye başlamıştır. dersen çok anılarını anlatır. siyasete çok fazla girer.
  • sevdiğim bir hoca.
    iki derstir ekşi sözlerde (bkz: ekşi sözlük) hakkında iyi bir entry olmadığına dair söylemleri beni üzmüştür. tek isteği kültürlü çocuklar yetiştirmektir. aslında haklıdır da çünkü bir şey sorulduğunda istediği cevabı elde edemediği çokça olmuştur.
    söylemeseydim içimde kalacaktı.
    rahatladım.
  • sadece dersini dinleyerek, ezber gibi saçmasapan şeylerle uğraşmadan çok yüksek notla geçebileceğiniz bir hocadir. yorumdan iyi puan verir, verdiği derse göre bu durum belki değişebilir bilemiyorum. despotluktan uzak ve samimi bir hocadir. 3 sene önce öğrencisi olmuştum. anlattiği dersi gerçekten iyi bilerek anlatirdi ve kendisine sorulan bir soruyu çok farkli kaynaklardan örnekler vererek yanitlardi. ama kendisinin sinifa yönelttiği çoğu soru, hep yanitsiz kalirdi.
  • eğlenceli bir insan. ve bunu farkında olmayarak yapabilenlerden. kasmıyor yani komik olayım diye. örnek mi hemen:

    derste sanatçıların marjinal yaşamına ve değişik özelliklerine atıfta bulunurken ve bu özelliklerin bu sanatçıları özel ve saygıdeğer kılabildiğinden söz ederken konu fazıl say'a gelir.

    - mesela fazıl say, mükemmel bir sanatçı. insanın aklı almıyor nasıl oluyorda o notalardan o eller o müziği çıkarıyor. çünkü aslında adam spastik.

    iltifat ediyor aslında yanlış anlaşılmasın...
    ve akabinde bütün sınıf darma duman olup dağılıyor...

    peki.
  • öğrencilerle dalga geçen adam
    mesela demektedir ki "benim tarzım böyle isteyen başkasında alabilir. bana 5 öğrenci olsa da yeter." sanki her hocanın yeterli kotası var da biz ekliyebiliyormuşuz gibi konuşmaktadır. bilenler bilir boğaziçinde tk derslerini alacak öğrenciler sisteme ilk dakikalardan giremezse istediği hocadan alması imkansıza yakındır çünkü kotalar dolar ve tk derslerinde hocalar consent vermez(bölüm kararı gerğiymiş).
    aynı zamanda kendisi dinde reform hareketini başlatmış kimsedir.hazret buyurur ki "işi gücü olmayan adam ense kalınlaştıracağına, göbek yapacağına namaz kılsın ama çalışan insan için ne gerek var! onu işinden gücünden edeceksin" kendisini tebrik eder ve desteklerim. bi de diyanet bu fetvayı verse demi bizde rahatları dersler arasında vakit bulda naamz kıl felan zor
    bir başka özelliği, kendisi 60 lardan kalmadır. bilmiyorum o dönemin kuşaklarında bir eziklik duygusu var mı ama kendisi avrupaya karşı bizi ezik durumda olduğumuz kanısında. buyururlar ki "siz italyada ekonomik kriz olduğuna bakmayın. onlar yerdeki 2 euroyu 3 euroyu süpürür çöpe atarlar." ben italyaya hiç gitmedim ama durumunda böyle olduğunu hiç zannetmiyorum.
    vehasılı kerem derte ders anlatmaz yukardakilere benzer duygu ve düşüncelerini anlatır. ben de tabi sınavda ne yazacağız dini reformdan mı bahsedeceğiz diye yılgör geçiş yaptım bakalım nasıl olacak
  • sanırım hayatımda görüp görebileceğim en sıkıcı öğretmendir.
  • boğaziçi'nde tk dersi veren hocalar arasında öğrenciler nezdinde en az talep gören hocadır.

    gördüğüm kadarıyla hiçbir dönem verdiği tk seanslarının (bkz: section) kotası dolmadığı için öğrencilerle ders alıp - bırakma döneminde yapılan, geleneksel consent müzakerelerinden muaf görünmektedir.

    bir dönem dersini almıştım. içerisinde biraz türkçe, biraz edebiyat ve bolca 1930lu yıllarda kalmış, kemalist dünya görüşü soslu siyaset hikayeleri vardı.

    tatlı görünümlü ve babacan bir tavrı vardır ; lakin dersi üniversite seviyesinden ziyade devlet okulu & milli müfredat kombosunda geçen lise yıllarına daha uygundur.