şükela:  tümü | bugün
  • sivrilmek isteyen çoğu "islamcı", genelde islamcıların sahiplenmediği şeyleri sahiplenir, orada farklı söylemler oluşturur. her fraksiyonda böyledir bu durum aslında. bu arkadaşımızın da gereğinden fazla azınlık merakı, alternatif görüşleri bayraklaştıran yayın mecralarından davetler almasını, twitter deltasında follower yapmasını kolaylaştırıyordur, diye düşündüm.
  • yetmez ama evetçilerin birlikte yürümekten onur duyduğu, birlikte yürünen yolda birbirlerini kazanmayı başarmış olmakla iki tarafın da övünebileceği iyi bir yol arkadaşıdır; üstelik yola çok önem verir çünkü amaçlardan çok yolun önemli olduğunun uzun süredir farkında olandır.

    kimi netameli konularda (kürtaj, zina, kurban) çok sıkışırsak aramızda bazı çelişkiler çıkartabiliriz ama genelde vicdanlı duruşuyla ancak örnek alınabilecek yazardır. çok sıkışmadan çelişkiler içinde yüzenlerle ve kazandan kurtulmak isteyenleri ayağından aşağı çekenlerle karşılaştırıldığında candır, canandır.

    kendisi çok iyi biliyor ki kürt olmayanlar kürtlerin doğal hakları için, sünniler alevi hakları için, başörtülü olmayanlar da başörtülülerin hakları için birlikte hareket ettikleri gün ülkemizin kaderi değişecektir. bu yoldaki birikime kendi alçakgönüllü katkısını her adımda sunandır.

    örneğin kendisi çok iyi biliyor ki uludere'yi unutmak, unutturmak isteyenler vardır ve o bunların her daim karşısındadır; ama o mazlum kesimlerdeki kibri de iyi biliyor, üstelik şiddet karşıtlığında amasız fakatsız duruşunun kimi kesimlerce pek makbul karşılanmadığını da... onları anlıyor ama tutarlı kalmayı başa alıyor.

    alevi meselesinde arada bir kafası karışsa da -ki kimlerin karışmıyor kafası?- onların hakkını savunmanın, kendi haklarını başı dik savunmak anlamına geldiğini biliyor... bunu, her yeni gelişmede yeniden sorgulamakla da sadece kalitesinde çıta yükseltiyor.

    müslüman olmayanların haklarını savunmanın hem demokratlığın hem de inandığı dinin gereği olduğuna inanmış biridir o; hrant dink'i savunmak ise tüm bunlardır ve ayrıcadır; bu yönüyle de müslüman yazarlar içinde az sayıdaki boyalı kuşlardandır ama o bu sıfatı gerekirse övünçle boynuna asmaktan da korkmayandır.

    "ekşi sözlük'te hakkımda iğrenç şeyler yazmışlar amanın "bu ben miyim?" dedim... ve şöyle bitirmişler "evine, bostanına, bahçene geri dön!" bidon kafalı başörtülü kadın fikir beyan etmek ne haddine demek bu, kendimi bildim bileli bu zihniyetle muhatabım, duanızı esirgemeyin allah sabredecek ve dik duracak güç versin, bir parti, bir cemaat, bir ideoloji, bir dayı aidiyetim olmadığından bu yolda ciddi yalnızım. okur, cihan aktaş ve yıldız ramazanoğlu dışında kimse yok yanımda"

    diye düşünmektedir. üzülmesin, sadece yanındakiler bile onu tanımak için başka referansa ihtiyaç hissettirmemektedir.

    onuncu köyden azınlık olmanın ve bayraklara tapmadan bayraktarlığın hüznünün kıymetli olduğunu genç yaşta fark etmiştir o; bu yüzden de diyoruz ki: "yeşil nedir? yeşil, onun hüznünün denize ağır ağır karışmasıdır."

    o üzülmesin, hüzünlensin.
  • büyük değişimi, başlığına girilen ilk entry ve şu yazısı arasında görülebilir.
  • kendisi benim için gezi olaylarındaki tavırları sebebiyle bitmiştir. mazlumdan yana bilirdik, mazlumluğu iktidarın yanında saf durup zalimleşinceye kadarmış.

    "biri yaktı yıktı, tehdit etti, küfür etti;diğeri yazdı, #yedirtmem dedi #stoplying dedi, hangisi "kindar" kendin gör de söyle güzel kardeşim" şeklinde bir twit atarak polisin insanlara yaptıklarını, ölen insanlarımızı hiçe saymıştır..

    yine gezi olayları ile ilgili, "not edelim 2013 baharı totalier laik halkçı ve solcuların, sırf dindarlara kininden kapitalist&emperyalistlerle aynı safta durduğu mevsimdir." diyerek alabildiğine yüzeysel ve insanların öfkesinin neye olduğunu görmezden gelerek, hükümeti protesto edenleri 'dış mihrakların' piyonu olarak göstermiştir.

    yaptığın analizlerce biz piyonuz, maşayız evet ancak sende unutma dünde sen türbanlı diye aşağılanıp dış güçlerin emriyle hareket etmekle suçlanıyordun, insanlar unutmadıklarını söyleyip unutuyormuş demek ki.
  • kendisi demiş ki:

    "türkiye'de binalarda ve doğada özenin, sanat ruhunun, zerafetin öldüğü tarih tc'nin ilan tarihidir."

    iftira sağlam bir günah mıdır?
  • tipikmiş bu arkadaş da.
    türbanından hiç bahsedilmeyen bir eleştiri (imla bilgisi nakıslığı) üzerine bile "bana başörtümden dolayı böyle diyürsünüzzz..." diyecek kadar tipik.
  • iktidarin icraatlarını meşrulaştırma kaygısından mütevellit kişidir..

    eleştirel yaklaşımini, mazlumlara kulak verip haklarinı savunma gayretini iktidara dokunmadığı sürece devam ettiren,işin iktidara değdiği anda sus pus olan bu bağlamda tutarsız bulduğum tatli su düşünürü..
    son yıllarda çok moda bu sürümler. ıslamcı jargon üstüne tüm farklılıklarla uyumlu görünme ve onlarin dilinden konuşma gayreti..
    şirin bir durum aslinda ama samimi değil.. samimi olmadığını yolun iktidar sınırlarına yaklaştıkça söylemlerin değişmesinden, anlamsız bir savunma kaygısından anlıyoruz..

    ıktidar harici cenahlara empatik gorunup. ıhtiyac olduğunda "bakın bende sizin gibi düşünüyorum ama iktidar da şu nedenle hakli..gelin bana inanın " cizgidindeki gönüllü satatuko temsilcisi.

    biraz özgün olun, tutarlı ve prensipli olun.. olamiyorsaniz da öyleymis gibi görünmeye çalışmayın, komik oluyor gerçekten.. çocukça görünüyor buradan bakıldığında..

    bu ablanin ailesinden iktidar mensupları ile organik yada kovalent bağı olan kimse yoksa ben de adımı değiştirecegim..
  • cemaate karşı yazdığı son yazıyla akpli klavye silahşörlerince jeanne d'arc ilan edilmiştir.

    http://www.medyagundem.com/…h-gulene-onurlu-isyani/
  • yazısını okuyunca emin oldum ki, tayyip büyüktür fetodan. eskiden durum böyle değildi. ve durum değişmese cemile hanım bu yazıyı yazamazdı. hakkımızda hayırlısı. aynı matta yoga yaptığım arkadaşlarıma selam ederim.
  • iki körlemesine iman edilen tarikat arasındaki bitmeyecek "tek doğru benim" savaşının komedi ürünlerinden birini daha yazmış. komedi, çünkü erdoğan'a tapıp hala vicdan diyebiliyor. komedi, çünkü kendi yazısına "onurlu isyan" diyebilecek kadar kibirli. komedi, çünkü ne dediğinin farkında bile değil. şu sözlere bak;

    "vaktiyle bize takiyyelerinize bozulduğumuzda 'bir yere gelene kadar böyle…' derdiniz, şimdi bir yere geldiniz, gücü elinizde tutuyorsunuz, bir yere geldiğinizde olacağınız şey bu muydu?".

    madem bu kadar onurlusun, doğrusun, dürüstsün... neden göz yumdun takiye dediğin şeylere? bunlara "bozulduğunda" "bir yere gelene kadar böyle" diyebilecek kadar karaktersiz birinin yanında nasıl olabildin şimdiye kadar? sende hiç utanma yok mu? daha kötüsü, sende hiç izan yok mu? hala daha ne dediğinin farkında bile değilsin.